0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA
30 Ekim 2022 Pazar 11:00:00 - Güncelleme:30 Ekim 2022 Pazar 11:00:00

Bazı çiftlerin kavgası horoz dövüşüne benzer

Ahmet amca ve Ayşe teyze otuz yıldır evlidirler. Emekli olmuş­lar, İzmir'in koylarından birinde küçük bir kasabada yaşamak­tadırlar.

Ahmet amca ve Ayşe teyze otuz yıldır evlidirler. Emekli olmuş­lar, İzmir'in koylarından birinde küçük bir kasabada yaşamak­tadırlar. Hâlâ onlarla birlikte yaşayan 20 ve 24 yaşındaki çocukları bize anne babalarının nasıl bir çift olduklarını anlatıyorlar: "Onlarla birlikteyken, hep aynı şey: Önemsiz şeyler için bitmek bilmeyen, hiç aralıksız tartışmalar. Annem babamı dalgın, uyuşuk olmakla, çok çabuk öfke­lenmekle suçluyor. Babam ise annemin çok ajite olduğu­nu, hep kaygılı olduğunu, asla memnun olmadığını söy­lüyor. Onlarla bir gün geçirmek bir horoz dövüşüne ta­nık olmak gibidir, ama asla kimse kazanmaz. Daima başabaş...

Elbette: ikisi de haklı, ikisi de haksızdır. Bunca yıl evlilikten sonra didişmeyi bırakmalıydılar; etraflarındakiler için çok zor!"

Bu durumdaki sağlıksız ilişkilerde tartışma iletişimin alışagelmiş bir yoludur. Partnerler ancak çatışma yoluyla diyalogda bulunabiliyor. Partnerlerden birisi, haklı olmak için bile olsa ötekini açıkça manipüle etmektedir.

Bu ev içi zorbalığın bir biçimidir. Bir hiç yü­zünden takışıp dururlar; tartışmak dışında birbirleriyle ko­nuşmayı bilmezler. Bununla birlikte, ilişkiyi sürdürmeleri ve ayrılmayı düşünmemeleri bakımından oldukça kararlılardır.

İki eş gerçekte kimi zaman birbirine çok bağlıdır. Artık anlaşamamaktadırlar ama ayrılığı da bece­remezler.

Bunun üzerine, aylar ya da yıllar içerisinde, şaşırtıcı bu iletişim şeması yerleşir. Âşık olmasalar da kendi tarzlarında birbirlerini sevmeye devam etmektedirler. Gün­lük olaylara karşı küçük anlayışsızlıklar bile onları esir almıştır. Bu bitmek bilmez ağız dalaşlarında duyguları tar­tışma konusu edilmese de bu duygularını ifade etme alışkanlı­ğını yitirmişlerdir.

Birbirlerinden nefret ederek yan yana ya­şıyor gözükürler ama durum bu değildir. Kırgınlıklar yerleş­miştir, sözel olarak asla ele almadıkları ya da uzun süredir ele almadıkları konular hakkında karşılıklı olarak birbirleri­ne öfkelenirler, özellikle geçmişin tozunu almayı arzulamaz­lar. Hepsini çözümsüz olarak raflara kaldırmışlardır. Yüzeydeki bu daimi anlaşmazlığa katlanmaktansa ger­çek problemlerle yüzleşmek daha acılı ve karmaşık olacak­tır. Bu tür diyalog yine de ötekini reddetmenin bir biçimi­ne işaret etmektedir.

Eşler birbirini sinirlendirir. Karşılıklı olarak öfkelenirler, eşin her kusuruna ve kötü hu­yuna odaklanılır, bunlara tahammül edilemez. En ufak alışkanlık ya da tekrarlanan hareket son derece rahatsız eder. Bu, kendini korumanın, ötekini uzak tutmanın bir tarzıdır, ama aynı zamanda bütün söylenmeyenleri de boşaltıp atar. Küçük pürüzler büyük tartışmaların yerini alır. Uzun süre­den beri "ciddi bir şey" konuşmamaktadırlar: Nasıl konuş­sunlar ki, sürekli tartışıyorlar! Döngü böyle tamamlanır: "her şeye rağmen" birbirini seven ama bu işleyişi sorgulama cesaretini ya da gücünü bulamayan bu çiftin arasında gerçek bir iletişimi hiç mümkün değildir.

Örneğin erkek eşinin günde onlarca kez çenesini kaşı­masını bıkkınlık gelmiş bir dehşetle seyreder; eşi ise gün boyu tekrar eder: "Bana yardım edebilirsin. Çöpü hep ben boşaltıyorum." Bitmez tükenmez yakınmalara alışmış olan eş sağır numarası yapar ve gazetesini okumaya devam eder. Hep aynı şikâyetler, hep aynı tepkiler: Hiçbir şey değiş­mez ve özünde kendi durumlarına alışırlar. Bunlar genellik­le asla ayrılamayan sağlıksız yapının kökleştiği çiftlerdir. Kimileri sonunda birbir­lerinden nefret eder, kimileri bağışlayıcı bir merhamet içine girer, ama yine de bitmek bilmez didişme şeması reddedile­mez. Dışarıdan bakıldığında, bu durum çok etkileyici gele­bilir akrabalar, dostlar ya da yakınlar, bu ikisi neden hâlâ birlikte diye düşünüp dururlar. Çocuklar genel­likle bu daimi sözde-savaşa tanık olmaktan gına getirmişler­dir ve mecburi tanık olmamak için mümkün olduğu an ye­terince uzağa gitmeyi tercih ederler.

Bu tür çift, biri savcı öteki sanık olması anlamında manipülasyona oldukça yatkındır. Birinin diğeri üzerinde tahak­küm kurmasına sıkça rastlanır ama ikisi de direnmeye ça­lışır, ya aktif olarak ya da pasif olarak. Burada, manipülasyon diğerini daima aynı role mecbur kılmaktır; sonra da şu­nu söylemenin tatmini yaşanır: "Görüyorsun işte, ben haklı­yım." Ve çocuklar da tanık tutulur: "Annen (baban) hiç de­ğişmeyecek!"

Sağlıksız bir aile yapısına imgesel bir bakış olarak ev içi manipülasyon çok sık karşılaşılan bir durumdur. Çiftler ayrılamaz da sağlıklı bir ilişki de yürütemez.

Nasıl direnilir, işin içinden nasıl çıkılabilir?

Farkındalık ile kendi ilişkinizi gözden geçirerek sağlıklı aile yapısına dönebilmek çiftlerin elindedir.

Kendimizi severek işe başlayalım, kendimizi asla gözden yitirmeyelim...

KİMYA ÇİFTÇİ DUMLU

Etiketler : eş kavgaları kavga kimya çiftçi dumlu
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanan aydınlatma metnimizi okumak için buraya, mevzuata uygun çerez politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya, gizlilik politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.
closeX