• BIST
    1542.45
  • Dolar
    7,4126
  • Euro
    9,0363
  • Altın
    441,8330
0530 708 54 54
0530 708 54 54
14 Kasım 2020 Cumartesi 14:22:00 - Güncelleme:15 Kasım 2020 Pazar 16:35:00

Tansiyonu yükselten 8 nedene dikkat

Her 3 kişiden 1'inin yüksek tansiyon hastası olduğu ülkemizde hastaların neredeyse yarısı rahatsızlığından haberdar değil. Genellikle enseden başlayan baş ağrısı, kulakta çınlama ve uğultu, baş dönmesi gibi belirtilerle kendini gösteren hipertansiyon sinsice ilerleyerek kalp yetersizliğine de zemin hazırlayabiliyor.

Kalp, dolaşım sisteminde bir motor görevi yapar. Kalp insanda dakikada 60-80 çarpma arasında değişen bir hızla dakikada 5-35 litre arası, günlük ise 9000 litre kanı vücuda pompalar. Her bir atımda kalp kanı önce pompalar, sonra kanın yeniden kalbe dolması için istirahat haline geçer. Kan pompalandığında oluşan atardamar duvarındaki en yüksek basınç sistolik kan basıncı (büyük tansiyon), istirahat halinde oluşan en düşük basınç ise diyastolik kan basıncı (küçük tansiyon) olarak adlandırılır. Prof. Dr. Nihat Özer, “Kan basıncı için ideal değerler büyük tansiyon 120 mmHg, küçük tansiyonun ise 80 mmHg civarında olmasıdır. Üst üste iki gün ve iki kez yapılan ölçümlerde büyük tansiyonun 140 mm Hg ve üzerinde ya da küçük tansiyonun 90 mm Hg ve üzerinde olmasına hipertansiyon (yüksek tansiyon) adı verilmektedir. Büyük tansiyonu 120-139 mmHg, küçük tansiyonu 80-89 mmHg arasında olan kişiler yüksek tansiyon hastalığı için adaydır. Bu kişilerin mutlaka sağlıklı beslenmeleri, sigarayı bırakmaları, egzersiz yapmaları, kilo vermeleri gerekmektedir” dedi. Tansiyonu yükselten faktörleri şöyle sıraladı:

· Yaş: İleri yaş hastalığı olarak bilinen hipertansiyonun görülme yaşı, dünyada ve Türkiye’de giderek düşüyor. Özellikle hareketsiz ve stresli yaşam, alkol ve sigara tüketimi, aşırı kilo özellikle santral obezite denilen göbek yağlanması ve tuz kullanımının çok olması kan basıncı yüksek genç bir grubun oluşmasını sağlamış, hatta 13-14 yaşlarından itibaren hipertansiyon görülme sıklığı artmıştır.

· Cinsiyet: 50 yaşın altındaki grup ele alındığında erkeklerde daha sık görülür. 55 yaşından sonra ise kadınlarda görülme sıklığı daha fazladır.

· Kalıtım: Yüksek tansiyonlu kişilerin yaklaşık %60'ında ailede de tansiyon yüksekliği söz konusudur.

· Aşırı kilo: Aşırı kilosu olanların yaklaşık %40'ında yüksek tansiyon görülmektedir.

· Diyabet yani şeker hastalığı: Şeker hastalarında yüksek tansiyona çok sık rastlanır.

· Aşırı tuz tüketimi: Yüksek tansiyona yol açan nedenlerden biridir.

· Hareketsiz yaşam: Hareketsizlik yüksek tansiyon görülme olasılığını artırır.

· Stres: Yüksek tansiyonun ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.

Kalbiniz ve bedeniniz risk altıda

Yüksek tansiyon kalbin işini artırır ve kalp bir yüke bir basınca karşı çalışmak zorunda kalır. Kişinin kalbi bu yüksek kurtulamadığı takdirde kalp duvarı kalınlaşır, hatta kalp yetersizliği gelişir. Atardamarların içindeki yüksek basınç zamanla damar duvarına zarar verir. Kalp, böbrek, göz ve beyin damarları bu yüksek basınca uzun yıllar boyunca sessizce direnebilir. Bu nedenle kan basıncındaki yükselme yıllarca belirti vermeden, tamamen sessiz bir şekilde ilerleyebilir. Ancak bu durum kişinin zarar görmediği anlamına gelmez. Yüksek tansiyon felç, görme kaybı, kalp krizi ve böbrek yetersizliğinin en önemli nedenlerinden biridir.

Alınması gereken önlemler

İlk olarak hastaların yaşam tarzlarını değiştirmesi gerekir. Bunun için 5 önemli maddeye dikkat edilmelidir.

Yiyecekler: Daha çok meyve, sebze ve tam tahıl tüketilmeli; tuz, doymuş ve trans yağ tüketimi azaltılmalıdır. Özellikle ülkemizde çok tuz tüketilmektedir. Kişi başı ortalama 14,8 gr tuz alımı olmaktadır. Bu tuzun yüzde 30 gibi büyük bir bölümü sofradan değil ekmekten gelmektedir. Kan basıncının düzenlenmesine yardımcı olan soğan, sarımsak, posalı, potasyum ve magnezyum içerikli besinler bol tüketmelidir. Yağda kızartılmış besinler, hamur işleri, işlenmiş et ürünleri ve sakatatlardan uzak durulması gerekir. Sebze ve meyve olarak, kavun ve karpuzun yanında; kurutulmuş kayısı, avokado, incir, portakal, kuru üzüm, fasulye, patates, domates ve hatta üzüm gibi potasyum bakımından zengin kalsiyum düşürücü etkisi olanlar daha çok tercih edilmelidir.

Sigara tüketimi: Sigara kesinlikle bırakılmalıdır.

Düzenli egzersiz: Kişinin hareketli olması ve kilosunu kontrol altında tutması önemlidir. Her gün olmasa bile haftada 3-4 gün 30-40 dakika tempolu yürüyüş yapılmalıdır.

İlaç: Yüksek tansiyon kronik bir hastalık olduğu için ömür boyu tedavi ve doktor gözetimi gerektirir. Bu nedenle doktorun yönlendirmesi ve hastanın uyumu daha başarılı bir tedavi için şarttır.

Modern yöntemler: Doğuştan kalp hastalığı olan (aort da darlık gibi), veya edinsel olarak gelişebilen böbrek damarlarındaki problemler nedeniyle tansiyonu yüksek olan hastaların esas problemleri ameliyatla veya ameliyatsız tedavi edilerek sorunları giderilmektedir. Bununla birlikte hormon bozukluğu ve metabolik bozukluklar da medikal veya girişimsel yöntemlerle tedavi edilerek tansiyon problemi çözülmektedir.

Sarımsak ve limon sizi tedavi etmez

Tansiyon ilacı başlanan hastaya genelde evde tansiyonu yükseldiği zaman neler yapacağı anlatılır. Başta dil altı olarak tabir edilen kısa etkili ilaçlar kullanılabilir. Halk arasında bilinen sıkça başvurulan sarımsak, soğan, limon suyu tam bir tedavi sağlamaz ancak tansiyon düzenlemesinde yardımları dokunabilir. Evde yapılan bu uygulamalara rağmen tansiyon düşmüyorsa mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

Etiketler : tansiyon kalp sigara