0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA
27 Aralık 2021 Pazartesi 08:30:00 - Güncelleme:27 Aralık 2021 Pazartesi 08:30:00

Belde hafif ama geçmeyen ağrı varsa böbrek kanseri olabilir

İdrarda koyu kırmızı ya da kahverengiye yakın kan, yorgunluk, halsizlik, ani gelişen ve geçmeyen bel ağrısı, sırtta geçmeyen ağrı, sebebi bilinmeyen kilo kaybı böbrek kanserini akla getiren şikayetler arasında yer alıyor.

İdrarda koyu kırmızı ya da kahverengiye yakın kan, yorgunluk, halsizlik, ani gelişen ve geçmeyen bel ağrısı, sırtta geçmeyen ağrı, sebebi bilinmeyen kilo kaybı böbrek kanserini akla getiren şikayetler arasında yer alıyor. Hastalığın tanısında kan ve idrar testleri yol gösterici oluyor.

Çalışırken varlığının farkına bile varmadığımız organlarımızın başında böbrekler geliyor. Vücudumuzun hormonal düzeninin sağlanmasından toksinlerden arındırılmasına kadar birçok görevi bulunan böbreklerde gelişen kanser, başlangıçta belirti vermeden sessizce ilerliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, "Hastalığın ilk dönemlerinin de sessiz seyrettiği göz önünde bulundurularak özellikle 40 yaşın üzerindeki kişilerin sağlık kontrollerini aksatmamaları gerekiyor" diyor. Böbrek kanseri ilk evrelerde genellikle belirti vermiyor. Ancak idrarda koyu kırmızı ya da kahverengiye yakın kan görülmesi, yorgunluk, halsizlik, ani gelişen ve geçmeyen bel ağrısı, sırtta geçmeyen ağrı, sebebi bilinmeyen kilo kaybı, iştahsızlık ve yüksek ateş gibi belirtiler böbrek kanserini akla getiren şikayetler arasında yer alıyor. Hastalığın tanısında kan ve idrar testlerinin yol gösterici olabildiğini belirten Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, "Ultrasonografi, BT ya da MR gibi görüntüleme teknikleri ile böbrekteki tümör ya da anormal dokular araştırılabilir. Biyopsi işlemi de tanıda kullanılan bir diğer yöntem" diyor.

EVRESİNE GÖRE TEDAVİ FARKLILAŞIYOR

Kanserin evresi ve hastanın genel durumuna göre böbrek kanseri ameliyatına karar verildiğini ifade eden Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, tedavi yöntemlerine dair şöyle konuşuyor: "Kanser diğer organlara sıçramadıysa genellikle cerrahi yöntemler ilk akla gelen tedavi yoludur. Cerrahi için uygun olmayan kimi hastalarda radyofrekans, ablasyon, kriyoterapi gibi yöntemlerle tümörün yok edilmesi de mümkün olabiliyor. Metastazları bulunan hastalarda kanserli dokuları hedef alan kimi ilaçlar ve kemoterapiler kullanılabiliyor. Daha ileri hastalıklarda ise hastanın yaşam kalitesinin artması ve semptomlarının gerilemesi adına radyoterapi ve renal arter embolizasyonu adı verilen işlemler yapılabiliyor."

KORUYUCU AMELİYATLAR YAPILIYOR

Böbrek kanserinin cerrahi tedavisinde uygulanan ameliyat yöntemlerinin "radikal nefrektomi ve parsiyel nefrektomi" olduğunu kaydeden Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, "Böbreğin ve çevresindeki kanserli dokuların çıkarıldığı operasyona radikal nefrektomi denir. Bu ameliyatta tümörlü böbrek, lenf düğümleri ve böbreküstü bezleri vücuttan çıkarılır. Diğer ameliyat yöntemi olan parsiyel nefrektomi, böbrek koruyucu ya da nefron koruyucu cerrahi olarak da adlandırılır. Bu işlem, laparoskopik ya da robotik olarak yapılabiliyor. Ameliyatta böbreğin tümörlü bölgesi çıkarılarak bu organın işlevine devam etmesi sağlanıyor. Küçük ebattaki tümörlerde parsiyel nefrektomi mümkün olabiliyor" diyor. Özellikle hastanın bir böbreğini daha önceden kaybettiği durumlarda parsiyel nefrektominin hayat kurtarıcı olabildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Mustafa Sofikerim, operasyon sonrası hayat kalitesi ve diyaliz ihtiyacı gibi komplikasyonlar göz önüne alındığında parsiyel nefrektominin radikal nefrektomiye göre hastaya sağladığı olanaklar açısından daha yüksek olduğunu belirtiyor.

HASTALIĞI TETİKLEYEN FAKTÖRLER

İleri Yaş: Yaşın ilerlemesi, tek başına önemli bir risk faktörü. Çoğu böbrek kanseri 50 yaş ve üzeri hasta grubunda ortaya çıkıyor.

Sigara: Araştırmalar 10 yıl sigara içiminin böbrek kanseri riskini yüzde 6 artırdığını, eğer içicilik 10-20 yıla uzanıyorsa, risk oranının yüzde 45'e yükseldiğini gösteriyor.

Obezite: Aşırı kilo ya da obezite insülün, östrojen gibi hormonların artışına neden olabiliyor. Bu artış kolestrol metabolizmasında ve bağışıklık sisteminde bazı değişikliklere neden olduğundan, böbrek kanseri oluşumunda da rol oynayabilir.

Yüksek tansiyon: Bazı tıbbi araştırmalarda, yüksek tansiyon hastalarında 2-3 kat fazla böbrek kanseri geliştiği görülüyor. Yüksek tansiyona bağlı olarak gelişen hücresel hipoksinin ve kronik inflamasyonun kanserin gelişimini tetiklediği bildirilmektedir.

Böbrek yetmezliği: Böbrek fonksiyonlarındaki azalma, önemli bir risk faktörüdür.

Kalıtsal özellikler: 1. Derece yakınlarında; anne babada, kız ya da erkek kardeşlerinde böbrek kanseri olması, riski yükseltiyor.

Radyasyona maruz kalma: Tedavi amacıyla radyasyon tedavisi görülmesi ya da başka nedenlerle sık radyasyonla karşılaşılması durumunda böbrek kanseri riski artıyor.

Toksik madde: Mesleki nedenle boya, akü, balata atıkları gibi maddelere sürekli maruz kalındığında böbrek kanseri görülme oranı artıyor.

Etiketler : böbrek kanseri Sigara Obezite Prof. Dr. Mustafa Sofikerim
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanan aydınlatma metnimizi okumak için buraya, mevzuata uygun çerez politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya, gizlilik politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.
closeX
<<<<<<< Updated upstream >>>>>>> Stashed changes