• BIST
    109111
  • Dolar
    6,7579
  • Euro
    7,5903
  • Altın
    370,0240
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA

YAZARLAR

İlker Başbuğ’un yanıtlamadığı sorular

İlker Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer dün Tuncay Özkan’ın “2007’de ordu içindeki Fetullahçı örgütlenmeyi deşifre eden flash belleği İlker Başbuğ’a verdim” dediği olayla ilgili açıklama yaptı ki bu açıklama Ekim 2017 tarihinde de noktası virgülüne kadar aynıydı. Yani yeni bir bilgi ifade etmedi Başbuğ cephesi.

*

İlker Başbuğ bu flash belleği Hava Kuvvetleri’ne teslim etti. Hava Kuvvetleri Komutanı Aydoğan Babaoğlu yani medyada bilinen yaygın ismiyle “Golfçü Paşa“ ise bu olayın üzerine gitmemişti. Dönemin Hava Kuvvetleri Başsavcısı Ahmet Zeki Üçok’un ısrarlarına rağmen bu konunun üzerini Aydoğan Paşa kapatmıştı.

*

Bunlar doğru ama İlker Başbuğ’un avukatı İlkay Sezer aracılığıyla kamuoyunu aydınlatması gereken bir konu daha var. Bu da direkt olarak Başbuğ’u ilgilendiren bir meseledir. O da Başbuğ’un mesai arkadaşı dönemin Genelkurmay İstihbarat Başkanı Korgeneral İsmail Hakkı Pekin’in iddialarıdır. Yani 2008 Temmuz ayında yaşanmış meşhur “3’e 2” olayıdır. Bu konuda İlker Başbuğ hiçbir açıklama yapmadı bugüne kadar.

*

Böyle bir hadise yaşandı mı? Yaşandıysa İlker Başbuğ neden askeri yargı seçeneğini reddetti? Neden muvazzaflara yönelecek muhtemel bir fırtına için askeri mahkemeleri hazır tutmadı? 1.5 ay sonra Genelkurmay Başkanı olacağı için bu durumu riske atacak bir adımdan kaçındı mi? Neden böyle yaptı?

*

Bu arada 2008 Temmuz ayında yaşanan bu “3’e 2” olayında tıpkı İsmail Hakkı Pekin gibi “Ergenekon’da yargılanacak muvazzaf subayları askeri mahkemelerin yargılaması için hazırlık yapalım” diyen ikinci ismin de Genelkurmay Adli Müşaviri Hıfzı Çubuklu olduğu ortaya çıktı. Yani Çubuklu o noktada Başbuğ’un aksine tavır almış. Bu ilk kez kamuoyunun öğrendiği yeni bir bilgi.

*

Gerçi aynı Hıfzı Çubuklu silah arkadaşı askeri savcı Ahmet Zeki Üçok ifadeye çağrıldığında çok farklı bir tavır takınmıştı. Üçok “Eğer ben ifadeye gidersem bu Fetullahçı savcılar beni tutuklayacak” diye Hıfzı Paşa’ya söyledi. Çubuklu ise İlker Başbuğ’un emriyle Üçok’a şöyle dedi:

“Sen ifadeni vermeye git Ahmet Zeki. Genelkurmay Başkanımız İlker Başbuğ da böyle istiyor. Çekinmene gerek yok. Suçun yoksa seni neden tutuklasınlar ki?”

*

Hem İlker Paşa’nın hem de Hıfzı Paşa’nın bu yukarıda anlattığım olayla ilgili de kamuoyunu aydınlatmaları gerekiyor. Yoksa bunlar her vesileyle tekrar tekrar gündeme gelecektir. Dün “3’e 2” olayının şahitlerinden ve bu davalarda tıpkı İlker Paşa gibi hapis yatmış İsmail Hakkı Paşa da kimi yeni açıklamalar yaptı. O meşhur “3’e 2” hadisesini yeniden tek tek anlatarak ve üstüne yeni bilgiler de koyarak şöyle diyor Pekin...

*

“... Kumpas davaların önümüzdeki aylarda silahlı kuvvetlerdeki muvazzaf general/amiral, subay ve astsubaylara uzanacağını ve TSK’da büyük tasfiyeler yapılacağını bunun için askeri yargının hazırlık yapmasını, ortaya çıkarılacak olan kumpas davalara askeri yargının bakmasının uygun olacağını, personelin özel yetkili personelin insafına bırakılmamasını arz ettim.

İlker Başbuğ sorular sordu ve bunun uygun olmayacağını ifade etti. Israrım üzerine, "O zaman oylama yapalım" dedi.

Oylamada ben ve Hıfzı Çubuklu önerimin lehine oy kullandık; yani askeri yargının askeri personel ile ilgili çıkacak kumpas davalara bakmasından yana oy kullandık.

İlker Başbuğ, KK İsth. Bşk. ve Adli Müşaviri askeri yargının bu konularda hazırlık yapmasının ve çıkacak kumpas davalara bakmaması yönünde oy kullandı.

İlker Başbuğ davalar ortaya çıktıkça durum değerlendirmesi yaparız ve karar veririz vb. bir açıklamada bulundu.

Genelkurmay Başkanına arz ettim ve konu kapandı.

18 Eylül 2008 ayında teğmenlerden başlayan gözaltı ve tutuklama furyası başladı.

Sadece baktık.

Şimdi herkes konuşuyor. Herkes kahraman, herkes görevini başarıyla yapmış, sorumluların hatası yok.

PEKİ, OLANLARI NE İLE İZAH EDECEĞİZ?

Yani her şey göz göre göre gelmiş; ama bizim görmeye niyetimiz ya da takatimiz yokmuş!!!“

*

İlker Başbuğ TSK içinden yani kendi silah arkadaşlarından gelen bu somut tanıklıklara cevap vermeli ve özellikle yaşanan “3’e 2” olayının ne olduğunu aydınlatmalı diye düşünüyorum.