YAZARLAR

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı

"Büyük aile Türkiye” diyerek, aile kültürü üzerine düşüncelerimizi dile getirmiştik geçen hafta. Devlet babanın, bu büyük ailenin sorunları dertleri ile ilgilensin diye kendi adına Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na her bir ferdi emanet ettiğini belirterek yazımıza son vermiştik. Bu zaman dilimi içerisinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nda durum nedir, ne değildir diye etrafa bir göz gezdirdim. Basındaki haberleri taradım, hem bakanlıkta hem de il yapılandırmalarında görev yapanlarla dertleştim. Dertleştim diyorum zira basının bir kısmında çıkan haberlere bakınca ben dertlendim. Öncelikle bakanlığının sorumluluk alanı hiç de sokakta sohbet edenlerin düşündüğü gibi değil. Birbirinden çok farklı alanlarda çok farklı sorumluluklar var üzerinde. Ülkenin dört bir tarafında binlerce çalışan da bu sorumlulukları yerine getirmek için fedakarca çalışmakta.

Aile yapılanmasından, çocukların korunmasına, kadına karşı şiddetin önlenmesinden kadının toplum içindeki yerinin doğru tanımlanmasına, yaşlılara hizmet sunmaktan engellilere kolay bir hayat sunmaya, gazilerimizden şehitlerimizin ailelerine hizmet vermeye, toplumsal bağımlılıklarımızdan mülteci haklarına kadar geniş bir yelpazede görev yapan bir yapı var önümüzde. Mutlaka burada sayamadığım bir çok farklı alanda da üstlendiği  görevler vardır. Görev ve sorumluluk alanı itibarı ile ülkemizde yaşamakta olan 80 milyonu aşkın her bir vatandaşımızın, ülkemizde mülteci olarak yaşamakta olan her bir bireyin ve yurt dışında ikamet etmekte olan tüm gurbetçilerimizin dertlerine deva olmaya çalışan bakanlığımızın başarıları, ne yazık ki birtakım çevreler tarafından oluşturulan ALGI OPERASYONU ile kamuoyu nezdinde farklı gösterilmeye çalışılmakta. Toplumun en önemli birimi olan “Aile” kavramına bütüncül bir yaklaşım içinde, çoğu zaman “kendi aile yaşamlarından dahi feragat ederek” emek veren çalışanlar, maruz kaldıkları bu algı operasyonları karşısında motivasyonlarını kaybetmemek için büyük bir dirayet göstermektedirler.

Toplumun en hassas olduğu noktalarda hizmet veren bu bakanlık üzerinden kirli siyaset yapmaya çalışanlar ve onların işbirlikçisi kalemler hiç utanmadan en kutsal değerlerimiz üzerinden toplumun sinir uçları ile oynamaktadır. Yakın zamanda basının bir kısmında yer alan bir başlıktan yola çıktığımızda olayın çirkinliği gözler önüne seriliyor. Şöyle bir başlık var “Çocuk istismarı konusunda aile bakanı sorumluluğu çocuklara attı.” Oysaki işin aslının haberin içeriğinin başlıktaki çirkin ithamla uzaktan yakından ilgisi yok. “Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya çocuk istismarı noktasında çocukları bilinçlendirmek için mahremiyet eğitimi vermekten söz ediyor.” İşte siyasi anlamda her fırsatta iktidara saldırmayı kendine görev bilenler de konuyu böylesine saptırıp çocuklar üzerinden gündem oluşturmaya çalışıyor. Oysa ki bu başlığı atanlar yıllardır çocuklara cinsel eğitim verilmesi konusunda sesi en çok çıkanlar. Acaba onları böylesine birden bire döndüren şey ne; doğruyu kendileri hayata geçiremezken bunu bakanlığın hayata geçirmesini mi kabul edemiyorlar yoksa mahremiyet kelimesine mi takılıyorlar?

Onlar elbirliği ile nasıl bir algı yaratmaya çalışırlarsa çalışsınlar bu millet her daim doğru olanı görmüş ve doğrunun yanında yer almıştır. Kimsesizlerin kimsesi olmak için canla başla çalışan Bakanlığımızın çalışmalarına destek vermek bu kirli oyunları tezgahlayanlara verilecek en güzel cevaptır. Biz biriz ve birlikte el ele mutlu bir Türkiye için çalışmaya devam edeceğiz.

Mustafa Yılmaz Diğer Yazıları

Bosna Benim Kız Kardeşim

19 Ekim 2018

Trafik Kültürü

12 Ekim 2018

Müezza

05 Ekim 2018

Bir çakıl taşı vermiyoruz ama…

28 Eylül 2018

Eğitim mi, Öğretim mi ?

21 Eylül 2018