Düşmanın da merdini ver Allah’ım! 

Özlü sözlerin, atasözlerinin yerini, sosyal medyanın alfabesi aynı zamanda da insanlığın bir nevi yeni alfabe projesi olan emojiler aldı. 

Bir önceki neslin, “bay”(by)larına, “çüs”(tschüss) lerine daha alışamamışken emojilerle anlaşmaya çok hızlı adapte olduk! 

Ne yazık ki, zaman kendi dilini hayatımıza biz istesek de istemesek de sokuyor! 

Kılıçlarla verilen savaşlar yerini tüfeklere, yetmedi uçaklara, yetmedi bombalara, yetmedi gazlara derken insansız hava araçlarına bıraktı! Tam onlara alışırken savaş alanları da çoğaldı! Ekonomik güç her savaşta zaferi tayin edici güçtür, ancak savaşlar sadece bildiğimiz silahlarla olmaktan çıktı, silahlar çeşitlendi, cepheler çoğaldı! Bu durumun en acı yanı, savaşların galibi mertler değil namertler olmaya başladı! Bizler ise yediğimiz her bir darbede haberdar olduk, yeni silahlardan ve yeni cephelerden! Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra savaşlar bitmez oldu, savaşın şekli değişti, silahlar ve cepheler değişti! Eskiden insanlar silahlarla ölüyordu, şimdi GDO’lu yiyeceklerden ya da açlıktan ölüyor! Eskiden esirler kamplarda tutuluyordu, şimdi insanların beyinleri esir alınıp mankurtlaştırılıyor!  İnsanın fıtratı değiştirildi, dolayısıyla da savaşlar insanlık dışı bir hale geldi. “Düşmanın da merdini versin Allah” derler ya, düşmanın merdi kalmadı, namerdin nereden nasıl vuracağı da belli olmaz! İçte ve dışta yaşadıklarımızın tarifi  işte bu: Namert düşman! 

Namerdin ahlakı olmaz, namerdin ahlakı ahlaksızlıktır, belden aşağı vurur, seninle baş edemez de evladını, ananı, eşini hedef alır, onlarla gelir üstüne! Hele hele sen ahlaklı ve mertsen yandı gülüm keten helva! “Söylesem tesiri yok, sussam gönül razı değil” sustuğumuzdandır ki, âlem namert haklı sanır, işte savaşın en beteri de bu! 

Hele hele bir bakarsın, kendi çevrendekiler de, “Ya” diye başlamazlar mı söze, bir de acayip, maskeli suratlarla “hu” ile devam etmezler mi, işte bu kahreder insanı! “Lanet olsun” diyecek olursun, boğazın düğümlenir, alıp başını gitmek istersin, ama nereye gideceksin, gidecek yerin mi var? 

Yaşadığımız hal bu değil mi? 

Siyaset, aileye varana kadar çamur atmak, ticaret kolpa çekmek olmadı mı? 

En çok şaşırıp kaldığım da, ana, kardeş üzerinden çamur atanların acaba evlatları yok mudur? 

Kendi evlatlarından da mı utanmazlar? 

En iyi çıkış yolunu yine Köroğlu veriyor sanırım: 

“Mert dayanır namert kaçar, 

 Meydan gümbür gümbürlenir. 

 Şahlar şahı divan açar, 

 Divan gümbür gümbürlenir. 

 Yiğit kendini övende 

 Toplar menzili döğende 

  Kılıç kalkana değende 

  Kalkan gümbür gümbürlenir. 

  Ok atılır kal'asından 

  Hak saklasın belasından 

  Köroğlu'nun narasından 

  Dağlar gümbür gümbürlenir.” 

Bu mısralardan sonra fazla söze ne gerek… 

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları

Kostas’ın takası 

13 Aralık 2017

Çift başlı kartal!

11 Aralık 2017

Kudüs bir karar mı yoksa insanlığa zarar mı? 

09 Aralık 2017

Acill! 

06 Aralık 2017

Bu hikâye burada bitmez! 

02 Aralık 2017