0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Tarih bilinci ve Çanakkale

XX. yüzyıl, imparatorlukların ömürlerini tamamladıkları yüzyıldır. Bu yüzyılın başında sadece biz değil, Ruslar da, İngilizler de imparatorluklarını kaybettiler. 

Ancak onlar, imparatorluklarını kaybederken, imparatorluk hafızalarını, tarihî hafızalarını kaybetmediler. O hafızaya sımsıkı sarıldılar. 

Biz ise yaklaşık 5 milyon km2 vatan toprağı, 5 milyon insanla beraber tarihî hafızamızı da kaybettik… 

Tarihî hafızamızı Çanakkale’ye gömdüler, kalanını ise Kars ile Edirne arasına preslediler. 

Yüzyıllarca hükmettiğimiz, medeniyet, insanlık, hak ve hukuk götürdüğümüz coğrafyalar, beldeler zihin fotoğrafımızda silindi… 950 sene hüküm sürdüğümüz Suriye, bize Almanya’dan daha uzak geldi. Antep ile Halep, Adana ile Beyrut yüzyıllarca kardeş şehir olarak yaşadıkları halde, Londra’dan, Paris’ten, Vaşington’dan daha uzak beldeler olarak şuur altlarımıza işlendi… 

Bu tarihî hafızamız, Cumhuriyet dönemi eğitimiyle, takip edilen siyasî politikalarla iyice dumura uğratıldı ve üzeri kalın bir kül tabakasıyla örtüldü!.. 

Bir atasözümüz var: Yiğit, düştüğü yerden kalkar!.. 

Evet, 90 yıllık millî eğitimimizin küllendirdiği o korları, tekrar canlandırmak işi maalesef bu günkü millî eğitim programlarımızın da derdi olmadı!.. 

Millî Eğitim’in kendisine dert etmediği tarihî hafızamızı canlandırma işini, Gençlik ve Spor Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi gerçekleştirdi!.. 

24-25 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen 57. Alay Yürüyüşü’ne her yıl 10.000 civarında üniversite öğrencisi katılmaktadır. 

Her yıl bu etkinliğin konuşmacısı olarak, öğrencilerdeki tarih şuurunun nasıl filizlendiğini yakından müşahede ediyorum. 

Bu bilinci teorik bilgi vermiyor, veremiyor veya istenildiği kadar veremiyor… 

Bu bilinci dokunmak ve hissetmek oluşturuyor. 253.000 şehide mâl olan, İmparatorluğun son büyük savaşı… 

O gelen öğrenciler iki gün boyunca burada o havayı teneffüs ediyorlar, ayaklarının her bastığı yerin altında dedelerinin kemikleri olduğunu hissediyorlar. 25’inin sabahı, sabah namazını edâ ederek, dedelerinin içtiği çorbadan içip yola düşüyorlar… Attıkları her adım, dedelerinin attığı adımlarla birleşiyor o güzergâhta!.. 

Şehitliğe vardıklarında, ruh dünyaları, bambaşka bir âlemin penceresinden bakıyor artık dünyaya… 

1998 yılında, ilk defa öğrencilerimi 24 Nisan’da Çanakkale’ye götürdüğümde, tam bir gün boyunca valiliğe ve askeri garnizona yalvarmıştım… Kısmî bir alan için zar zor izin alabilmiştim. 

O günlerden, bu günlere… Neler değişti neler! 

Gençlik ve Spor Bakanlığı ev sahipliğini üstlendiğinden beri bu organizasyonda yer aldım. 

Bakanından müsteşarına, genel müdüründen daire başkanlarına, her yıl canla başla çalıştıklarının en yakın şahidi benim! 

253.000 şehit adına, tarihî hafızamızın canlanmasına yaptıkları katkıdan dolayı hepsine teşekkür ediyorum. 

Üniversiteli gençlerden bahsederken, izcilerden bahsetmemek olur mu? Ama yerim kalmadı, bir sonraki yazımda Çanakkale ve İzcilerimizden bahsedeceğim! 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları