• BIST
    1540.21
  • Dolar
    7,4201
  • Euro
    9,0002
  • Altın
    442,3880
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Kapalıçarşı’nın bugünü ve yarını-2 

Kiralar bu kadar pahalı olunca dünya markaları Kapalıçarşı’yı tercih etmiyor. 

Kapalıçarşı’da çok büyük sermayeli döviz büfelerinin ve çok büyük sermayeli kuyumcu mağazalarının olduğunu görüyoruz. 

Özellikle “Ayaklı Borsa“ denilen bölgede elinde telefon çılgınlar gibi bağıran aracılar, günde milyar dolarlık döviz ve altın alıp sattıklarına şahit oluyoruz. Haberlerde piyasa haberi işlendiğinde ilk görüntü Kapalıçarşı’nın ayaklı borsasından verilir. 

Ancak son on yıldır döviz büfelerinden ve kuyumcu mağazalarından büyük iflas haberleri gelmeye başladı. 

2008-2018 yılları arasında bir çok döviz büfesi ve kuyumcu iflas ederken, intihar edenlerin sayılarında artış gözlemliyoruz. 

İflas edenlerin yanında piyasaladan topladıkları milyon dolarlık altınlar ile sırra kadem basanlar bile çok. 

“Vurgun ve Batak“ adı altında devam eden bu durum beraberinde onlarca esnaf yada vatandaşın mağdur olmasına neden oluyor. Kapalıçar’da ticaret esnaflar arasında genelde güvene dayalı bir sistemle çalışıyor. 

Yani kuyumcular birbirini aradığında karşılığında herhangi bir resmi belge olmadan yüzbinlerce doları birbirine verip takas yada emanete bırakabiliyor. 

Yada kilolarca altın kendi aralarında emanette kalabiliyor. 

Çarkın dönmesi için gayri resmi bir swap işlemi olarak da değerlendirebiliriz. 

Ticaretin olağan hali olan bu düzen, son yıllarda güvenin azalmasıyla bitme aşamasına geldi. 

Haberlerde iflas, intihar ve dolandırıcılık olaylarının Kapalıçarşı’da sık yaşanıyor olması Kapalıçarşı’nın itibarını zedeleyen bir faktör oluyor. 

Kapalıçarşı’da finans sisteminin değiştirilmesi gerektiğini düşünüyorum. 

Kapalıçarşı’ya İstanbul Valiliği ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle yaklaşık 400 Milyon TL’lik bir restorasyon çalışması var. 

Çatı, iç güzelleştirmeler, sağlamlaştırmalar, zeminler, duvarlar, ısıtmalar ve soğutmalar yeniden yapılıyor. 

Kapalıçarşı’da milletin alın terinin olduğunu anımsatmak isterim. 

Devlet’in Cumhuriyet tarihinin en çok destek ve teşvik verdiği dönemlerden geçiyoruz. 

Bu destek ve teşvikleri, bugün Kapalıçarşı’nın tarihi dokusunun korunmasında kullanamamız çok acı. El işçiliğinde dünya basınında yer almış ustaların, el sanatlarının orada sergileyememesi de ayrı bir dert. 

El işçiliğiyle Türk sanatlarını yaşatan onlarca sanatçı ve emekçimiz değil Kapalıçarşı’da dükkan kiralamak bugünkü şartlarda tezgah bile açamaz ! Kültür ve Turizm Bankanlığı, turistlerin uğrak yeri olan Kapalıçarşı’yı bir nimet olarak görmeli. Kendisi görüyor biz göremiyorsak o zaman Kapalıçarşı’da turist sayılarının azalması yalan mı ? 

Dünyanın en önemli mücevharat fuarlarının Kapalıçarşı’da yapılmasının önü açılmalı. 

Kuyumculuk fuarlarının en az iki yılda bir Kapalıçarşı’da yapılmalı. 

Hazine ve Maliye Bakanlığı, Merkez Bankası, BDKK ve bir çok finans kurum ve kuruluşları ilk bahar dönem toplantılarını Kapalıçarşı’da yapmalı. 

Dünya liderleri İstanbul’a geldiğinde Kapalıçarşı’da gezdirilmeli. 

Okullarda gezi düzenlenmeli Kapalıçarşı’nın tarihi anlatılmalı. 

Toparlayacak olursak sorunun yanında yapılacak işlerin daha çok olduğunu farketmeliyiz. Bardağın sürelikli boş tarafına bakmak kimseye fayda sağlamaz. Kapalıçarşı bizim, sorunları çözecek olan bizleriz. 

Yabancı turistlerden medet ummak yerine, yerli turistleri bölgeye çekmeliyiz. 

“ Kapalıçarşı iflas mı ediyor ?” dedikodularını yayanlar, işin siyasi rant tarafında. 

Meslek odaları ve STK’lar, Lise, Üniversite öğrencilerini çıraklık eğitimi için yönetim ile daha kapsamlı anlaşmalar yapmalı. 

Biz, turist bekleyen değil, turist çeken bir ülke olma modeline geçmiş olmamız gerek. 

Eğer ticari taksilerden tutun da esnafına kadar elimizi vicdanımıza koymazsak, içimizdeki kötüleri ayıklamazsak daha çok turist gelmiyor diye bağırırız. 

Bugün turistlerin gittiği ülkelerde hangi ülkenin bu kadar tarihi, el işçiliği, sanatı, damak tadı, güzel şehirleri var ? 

Yok, yok, yok. 

Sadece Türkiye’de var. 

Bizde kıymetini bilemiyoruz, ne yazık ki...