• BIST
    1325.47
  • Dolar
    7,9219
  • Euro
    9,4331
  • Altın
    459,8580
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Siz Süleyman Fethi Beyi'i tanırmısınız?

Mutsuz muyum?

“Mutsuzum” diyemem!

Mutlu muyum?

Değilim!

Peki nasıl?

Kekremsi!

Daha yeni dede olmuştum ve bu 23 Nisan’ı bir başka kutlayacaktım!

İlk torunum olmuştu ve benim ilk kutladığım 23 Nisan’da, dedem Ahmet Yenilmez’in elimden tutup götürdüğü ilk 23 Nisan kutlamalarında dedemin bana yaptıklarını yaparak, ben de torunumun eline Türk Bayrağı’nı vererek kutlayacaktım bu 23 Nisan’ı!

Oysa, o kadar da çok prova yapmıştım ki…

Bu kekremsi halimde birden bire Süleyman Fethi Bey zuhur etti karşıma ve tıpkı hastanelerde ki o meşhur hemşireler gibi, işaret parmağını ağzına götürerek “Susss” dedi sanki!

Kim mi Süleyman Fethi Bey?

Buyurun!

Sen ki, son ehl-i salîbin kırarak savletini,

Şarkın en sevgili sultânı Salâhaddîn'i,

Kılıç Arslan gibi iclâline ettin hayran...

Sen ki, İslâm'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran,

O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın;

Sen ki, rûhunla beraber gezer ecrâmı adın;

Sen ki, a'sâra gömülsen taşacaksın... Heyhât,

Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihât...”

Sarılmıştı İslam’ın son kalesi 7 düvel tarafından, inim inim inlemekteydi Ümmeti Muhammed, nice yiğitler çırpınıyordu, baş koyuyordu, can veriyordu.

O yiğitlerden biri de Süleyman Fethi’ydi.

İstanbul’un Üsküdar’ında Aydınoğlu Tekkesinin Şeyhi Mehmed İzzi Efendi’nin oğlu olmuştu. O evlat Vatanına milletine Selanik, Hicaz, Yemen’de İmparatorluğun her köşesinde hizmet etmişti. Cihan harbinin sonunda yolu İzmir’e düşmüştü.

Evinden vazifesine gitmek için hazırlanıyordu. Eşi ondan, İzmir’in İşgal edildiği böyle bir günde evinde kalmasını istedi.

O ise,” Ben askerim işime böyle bir günde gitmeyeceksem, başka ne zaman gideceğim?” dedi ve kışlaya gitti.

O odasında Kur’an-ı Kerim okurken varmıştı, Yunan askeri kışlaya,

İlk süngüyü, Yunanlıların elinden alıp yere attığı Kur’an’ı, korumaya çalışırken aldı,

Yarasının kanlarına bakmaksızın eğilerek o mübarek Kur’an’ı yerden almış ve omuzundan akan kanlarla karıştırdığı gözyaşları ile ıslatarak öpüp, başına koydu.

Odaya giren Yunan askerleri ona ellerini havaya kaldırması için emrettiklerinde, cevabı “Ben bir komutan ve albayım. Amirimden başkasından emir almam ve kendimi muayene ettiremem” oldu.

Yunan Müfreze Komutanı, kendisine boyun eğmeyen bu Türk subayının bakışındaki ateşle sarsılıyor ve hiddetle “Çıkar kalpağını!” diye bağırıyordu.

“Benim ordumun ve milletimin şerefini temsil eden o kalpak, ancak başım boynumdan ayrıldıktan sonra çıkar” diyerek yine boyun eğmiyordu.

Bu cevapla ikinci bir süngü yarası aldıktan sonra, “Üniformalarını çıkar” dendiği zaman da Süleyman Fethi Bey, bir Tük subayına yakışacak şekilde “Bu üniformayı bana padişahım verdi. Onu ancak onun emri çıkarttırır” dedi.

O boyun eğmedikçe Yunan askerleri üzerine gidiyorlardı. “Yaşasın Venizelos” diye bağırması teklif edildiğinde “Sizi selamlayamam ve bağıramam dedikten sonra “Yaşasın Osmanlılık. Benim kanımın döküldüğü bu topraklar inşallah size mezar olur” cevabını verdi.

Son cevap üzerine, “Öldürün bunu” diye emir verildi.

Kışladan çıkartarak Kordon’a doğru götürmeye başladılar. Her adım başında süngü ve dipçik darbeleri altında “Yaşasın Venizelos” diye tehditlerle iskeleye getirdiler.

Sekizinci süngü yarasını alınca, “Allah’ım sen Müslümanları bunlardan kurtar” duasını ettikten sonra yere yığıldı.

Aldığı derin süngü yaralarına rağmen halen hayattaydı. Çevredekilerin yardımıyla bir Rum Hastanesi’ne kaldırıldı ve yaraları sarılarak bir koğuşa yatırıldı.

Kendine geldiğinde yanındaki arkadaşına gözyaşları içerisinde ve ağır bir sesle üstündeki haçı ve Yunan Bayrağı’nı göstererek “Ben bunların arasında mı öleceğim” dedi. Süleyman Bey hastanenin başhekimi ile konuşarak izin aldı ve bir Türk Sancağı getirildi. Yunan bayrağının yerine Türk Sancağını koyup, haçı indirdi. Süleyman Fethi Bey, bayrağı görünce gülümseyerek!

Allah’ım, sana şükürler olsun” sözleri ile ruhunu teslim etti.

23 Nisan’ı bize bayram bırakan meclisin mebuslarından Mehmet Akif Ersoy bakınız, nasıl yad ediyor Süleyman Fethi Bey’i :

“Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber,

Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.”

Sustummm!

Hamd olsun ki, her ne kadar kekremsi de olsam üzerinde hür yaşadığım bir vatanım var!

23 Nisan egemenlik ve Çocuka Bayramımız kutlu olsun…