• BIST
    1328.83
  • Dolar
    7,8228
  • Euro
    9,4308
  • Altın
    459,3260
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Muktedir devlet!

Son Ayasofya-i Kebir Camii açılışıyla ülkemiz, uzunca bir zamandır unuttuğu, yeni neslimizin ise hiç bilmediği kavramlarla tanıştı!

“Muktedir iktidar” ve “Muktedir devlet”!

Ayasofya -i Kebir Camii açılışını, bundan tam 618 yıl önce bugünü bilemezseniz, ne anlam ifade ettiğini idrak edemezsiniz!

Peki, 618 yıl önce bugün (28 Temmuz 1402) ne olmuştu?

Yıldırım Beyazıt, Ankara Savaşı’nda Timur’a yenilmiş, tarihimizde, “Fetret Devri” olarak geçen devir başlamıştır.

Bir başka ifadeyle, muktedir Osmanlı gitmiş yerine muktedir olamayan bir Osmanlı gelmiştir!

11 yıl süren fetret devri, sonrasında İstanbul’un fethini doğurmuştur dersem, çok da yanlış bir ifade kullanmamış olurum zannımca!

Fetret devri döneminde alınması gereken ders alınmış, Çelebi Mehmet tarihin bu zor dönemini bitirmiştir !

Hemen peşinden adaletiyle nam salmış bir II. Murat gelmiş, sonrasında ise Konstantinopolis’i İstanbul yapan bir Fatih Sultan Mehmet Han..!

Yavuz Sultan Selim Han ile de Osmanlı padişahları artık İslam halifesi olmuşlardır.

Ne zaman ki, akıl, akletmek ve adalet terk edilmiş muktedir devlet de almış başını gitmiştir.

Bir dönem, “Bugün borç isteyen yarın yönetilmek ister” sözümün sahibi Kanuni Sultan Süleyman’ın torunları, devletlerini borç ile evirip çevirmeye başlamışlardır!

Devamında da duraklama, gerileme derken, yıkılış..!

Kan, gözyaşı, göçlerle geçen bir yeni fetret devri..!

Akabinde de Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyeti Devleti!

Devlet kurulur kurulmasına da aslına bakarsanız, Lozan Anlaşması bir nevi fetret devrinden çıkmak için zaman kazanmaktan da başka bir şey değildir!

Aslına bakarsanız, tam da bugünlerde içte ve dışta yaşadığımız olaylara bakıp, dönüp 100 yıl öncesini de düşünürseniz, durumun aynen bu olduğu rahatlıkla görülecektir!

24 Kasım 1934’te Fatih Sultan Mehmet Han’ın vasiyetine rağmen, Ayasofya-i Kebir Camii’nin ibadete kapatılmak zorunda kalınması (bu kelimeyi özellikle kullandım) işte, bu fetret devrini aşabilmek için, biraz da mecburiyetten olmuştur!

Baştan aşağı yakılmış yıkılmış, 1927 yılı nüfus sayımlarında 13 500 000 (on üç milyon beş yüz bin) nüfuslu bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bu nüfusun yarısı kadın çocuk diğer kısmı da yaşlı ve savaş gazisi..!

Devralınan borç yüküne devamında eklenen borçlar..!

İşin en acı tarafı da muktedir devletler borç vermeyi bile, başka başka şartlara bağlıyorlar !

1934 yılı, Ayasofya-i Camii Kebir’in ibadete kapatılması da bu dönemin, bu kararı alanları bile bağlayan kararlarından biriydi!

Bendeniz tarihçi değil bir hikaye anlatıcısıyım, ondan dolayıdır ki, “dün bugünü hazırladı, bugün de yarını hazırlayacaktır “ gerçeği ile olaylara bakarım!

Aslına bakarsanız, Ayasofya-i Camii Kebir’in ibadete açılmamasının en büyük sebeplerinden biri de İMF’ye olan borçtu!

Hatırlayın, İMF’nin Türkiye masası sorumlusunun kameraların önündeki sırıtışını!

O sırıtış ki, bu ülkede iktidarlar değiştirtti, darbeler yaptırttı!

Ne zaman ki, İMF’ye olan borç kapatılmış devamında da İMF’ye borç verilmiş, işte uzunca bir zamandan sonra muktedir devlet yolunda ilk adım atılmıştır!

Ayasofya -i Camii Kebir’in ibadete açılması da muktedir devlet olmanın ilanıdır!

Şu günler fısıltı da olsa, acaba sıra hilafette mi sorusunu akla getirdi!

Bu konuşulurken unutulmaması gereken bir şey var, o da hilafetin İslami olma yönünden ziyade tamamen siyasi bir makam olduğudur.

O siyaset de içten ziyade dışı, dış dünyayı ilgilendirir.

Bundan kelli, bu durumu en iyi muktedir devlet bilir, süreci de muktedir devlet tayin eder!

Kaldı ki, hilafet kaldırılmamış TBMM’nin uhdesine tevdi edilmiştir!

Demem o ki, hilafetin ihdası başka bir şey, ne kazandırıp kazandırmayacağı ise bir başka tartışma konusudur!

Aslolan muktedir devlet olabilmekteydi, hamdolsun ki o da gerçekleşmiştir!

Keyfini sürelim derim...

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları

1 Aralıklar!

01 Aralık 2020

Muhsin Yazıcıoğlu ölmedi ki!

29 Kasım 2020

“Bi dakka..!”

26 Kasım 2020

Üzülmeyin öğretmenlerim!

24 Kasım 2020

Hangisi doğru Sayın Arınç?

22 Kasım 2020

Beyler işte bu olmaz!

19 Kasım 2020