Ahmet Yenilmez


Ahir Zaman

Her şey karmakarışık hale geldi, gelmeye de devam edecek gibi. Kimin hangi tarafta olduğunu anlamakta güçlük çektiğimizi, düşünce olarak karşımızda gözüken kimileriyle aslında aynı fikirde olduğumuzu görüp, aynı fikirde olduklarımızla ise fikren ne kadar uzak olduğumuzu idrak ediyorum sık sık. Her zaman ifade ettiğim gibi, ideolojilerin anlamlarını yitirdiği, geçinenler sınıfının doruk noktasına ulaştığı bir çağdayız. Olguların değil algıların para ettiği, ağızdan çıkan ile davranışların birbirinden farklı olduğu ve bu farklılıkların göze sokularak yapılmasına rağmen, adeta körleşmişçesine görmezden gelindiği bir garip dönemdeyiz. Sık sık aynı şeyi söylüyorum, lakin az bile söylediğimi düşünüyorum.

Dünya, büyük değişim süreci içerisine bayağı bir süre önce girdi ve bu değişim her değişim süreci gibi sancılı olacak. Hep dediğim gibi, acaba Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak biz, bu değişime nasıl ayak uyduracağız ve konumumuzu nasıl belirleyeceğiz? Söylenenler, okuduklarımız, insanın kanını donduruyor (gelecek hastalıklar, yapay zeka, robotlar vb.) !Evet, değişim insanı korkutur, çünkü sadece tahmin edilebilir. Neyin nasıl olacağını, yüce Allah bilebilir sadece. Biz insanlar, kısıtlı algımızla fikir yürütebiliriz ancak. Bu fikir yürütmeler sürecinde de gerçekçi teoriler ile uçuk teoriler birbirini izler. Her gün düzinelerce haber ve içerik bombardımanına maruz kalan, psikolojisi altüst olan insanoğlunun, bu manipülasyon karşısında kendisini koruması oldukça güç. Gerçekten sağlam bir irade gerektiriyor, bu durum.

Bizi bir şeylere hazırlıyorlar, sanırım artık bunu bir çoklarımız görüyor, duyuyor, hissediyor, ancak elimizden takip etmekten başka bir şey gelmiyor. Daha dün, güne yeni bir (aslında yıllardır devam eden) savaşla uyandık! Ortadoğu'nun bitmeyen çilesi, yeni çilelere gebe anladığımız kadarıyla. Hamas, sözde İsrail topraklarına ani bir baskın düzenledi ve ben bu yazıyı yazarken, yine yeni insanlık dramları gözler önüne seriliyor. Bu devran hep böyle, insan insanı yine öldürecek, birbirinden toprak almalar hep devam edecek, olan yine sivil halka olacak. Maalesef hayatın gerçekleri böyle, keşke olmasa.

Yıllardır ekranlardan, Filistin halkının, (çocuğunun, kadınının, yaşlısının...) tam teçhizatlı askerler karşısında dramlarını izliyoruz. Mescid-i Aksa' da namaz kılan insanların soluduğu gaz bombalarını görüyoruz. Bu sefer Filistin tarafı, ani bir baskın ile İsraillileri gafil avladı! Anlaşılan bu iş başka topraklara da sıçrayacak, lakin şu ahir ömrümde emin olduğum bir şey varsa, hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Görünenin arkasında bambaşka gerçekler ve planlar vardır. Bu iş sadece İsrail ve Filistin arasında kalmaz. Ortadoğu'yu biraz olsun takip edenler, gözlerini bir anlığına İnstagram ve Tik Tok'tan farklı yönlere kaydırabilenler görecekler ki, plan çok daha büyük! Bu işin içinde İran da, ABD de, Irak da var. Bizi ilgilendiren ise ülkemizin, yani Türkiye Cumhuriyeti'nin varlığıdır. İllaki, bir şeylerin içine çekilmeye çalışılacağız. Zaten Ortadoğu'da, Türkiye'nin ağırlığı olmayan bir durumun olacağını da sanmam.

Şu çok açık ki sevgili okurlar, dünya, büyük büyük olaylara gebe! Gözlerimiz, kulaklarımız ilerde çok daha enteresan, büyük ve garip sahnelere şahit olacak. Yedisinden yetmişine tüm vatandaşlarımızın, bazı şeylerin bilincinde olması elzemdir. Günlük siyasette birbirimizi yine yiyelim, lakin dünyada neler oluyor, bunun da farkında olalım. Zaman öyle bir zaman ki, tek yumruk olmazsan eğer, bertaraf olursun. Allah ülkemize, milletimize, devletimize zeval getirmesin inşallah. Hayırlı Pazarlar...