Uzman Psikolog Timur Harzadın: Aşık Oluruz Çünkü Bunun Bir Nedeni Var

Yayın Tarihi: 24 Ekim 2022 Pazartesi 11:59:00

Güncelleme Tarihi: 24 Ekim 2022 Pazartesi 11:59:00

Uzman Psikolog Timur Harzadın, insanların âşık olmasının bir sebebi olduğunu açıkladı. Harzadın, aşkı "Doğumdan Ölüme Yaşamın Bir Parçası" olarak tanımladı.

Uzman Psikolog Timur Harzadın, çalışmalarına profesyonel bir çizgide devam eden bir isim. Çeşitli konularda da açıklamalarda bulunan Harzadın, insanların âşık olmasının bir sebebi olduğunu belirtti: "Çoğu insan için ruhsal ve bedensel anlamda bir yaşam desteği görevi gören aşk, kişiye kendi iç dünyasının kapılarını açtığı gibi, kendisi dışında bir insana olan 'yakınlaşma, bağlanma ve kök salma' ihtiyaçlarını da karşılar. Ancak ne zaman, nasıl ve kime âşık olunacağını çoğunlukla kişinin kendi bilinçli zihni seçemez. Âşık olduğumuz kişiyi bize seçtiren hormonlarımız, bilinçaltımızdaki kök deneyimler ve çocukluk çağı anıları ile de ilgilidir."

Aşk, Doğumdan Ölüme Yaşamın Bir Parçasıdır

İnsanların âşık olma deneyimi hakkındaki açıklamalarına devam eden Timur Harzadın, konuyla ilgili şu sözlerde bulundu: "Doğumdan ölüme, yaşamın önemli bir parçası olan aşkın hayatımızda bu kadar önemli yer tutması, beyinde üretilen ve kişiye kendini iyi hissettiren dopamin ve serotonin maddeleriyle alakalıdır. Serotonin ve dopamin düzeyleri âşıklık sürecinde beyinde yükselir ve âşık olan kişi bu sayede mutlu, yüksek, olumlu, yani ödüllendirilmiş hisseder. Beyinde aşk duygusu tetiklenmeye başladıktan sonra bir kısım hormon düzeylerinde de artışlar görülür. Artan hormonlar insan beynini ve bedenini ele geçirip kişinin zihnini esir eder. Yani çağlar boyu üzerine methiyeler düzülen aşk, esasen kişinin şuurlu düşünme yetisini bozar ve kimi davranış bozukluklarına sebep olur. Mantıklı davranışlar, mantıklı tepkiler ve analiz yetisi bozulur. Kişinin duygu ve düşünce dünyası sevilen kişi tarafından ele geçirilir. O dünyadan gittiği zaman her şey anlamını yitirecek gibi olur. Aşk sırasında hissedilen bu güçlü duygular giderek artar."

Tutku, Tensel Birliktelik Gibi Duygularla Birlikte Oksitosin Hormonu Salgılanmaya Başlanıyor

"Tutku, partnerle birlikte zaman geçirme arzusu ve tensel birlikteliklerle, sadakat duygusunu yükselten oksitosin hormonu salgılanır ve partnerle derin bir bağ kurulur. Burada aşk ve bağlanma hormonu olarak da bilinen oksitosinden biraz daha söz etmeliyiz. Tek eşli ilişkilerin kurulabilmesinde kilit role sahip olan bu hormon, hamilelik ve doğumda bebeğin anneyle kurduğu ilk bağdan itibaren bireyin tüm sosyal ilişkilerinde, zihin sağlığında ve cinsel yaşamı üzerinde önemli etki bırakır. Güven duygusunu yükselten ve ruhsal dengeyi güçlendiren oksitosin, aynı zamanda aşk, sevgi, bağlılık, sadakat ve mutluluk gibi pek çok olumlu duygunun da kaynağıdır. Cinsel ilişki sırasında bolca salgılanan bu hormon, cinsel arzunun da arkasında yatan, kişinin kendisine has biyolojik içeriklerinden biridir. Aşık bir insanın bedeninde oksitosinle birlikte ilişkilerde bağlılığı etkileyen vazopressin, dopamin, serotonin, norepinefrin ve feniletilamin hormonları da salgılanır ve aşk, tüm hormon desteği ve gücüyle birlikte fiziksel olarak yükselir."

İlk Nesne ile Olan İlişki, Bireyin Aşka Olan Tutumunu Belirler

Bireyin aşka karşı tutumunu belirleyen bir diğer etken de ilk nesne ile olan ilişkisi olduğunu belirten Timur Harzadın, konuyla ilgili açıklamalarını şu sözlerle noktaladı: "Nesne ilişkisi çocukluğun erken dönemlerinde anne ve baba ile kurulan ilişkidir ve anne babanın birbiri ile olan ilişkisi çocuğun hem nesne ilişkisine hem de ileride kendi kuracağı ilişkilere yansır. Anne babanın varsa başka ilişkileri, birbirlerini aldatması veya aldatmaması, bunlara ilaveten kişinin ilk çocukluk tecrübeleri, çocukluktaki sevgilileri, sevgilinin başkası tarafından alınması veya başka birinin sevgilisinin elde edilmesi gibi deneyimler yetişkinlik döneminde kurulan ilişkileri etkiler. Ergenlik döneminde bu deneyimler hormonal ve bedensel gelişimin sağlandığı bir bilinçle tekrarlanır ve çocukluk çağlarında anne ve babaya duyulan sevgi, ergenlik döneminde başka insanlarla farklı formlarda tekrar deneyimlenerek devam eder. Özellikle ilk sevgiliyle yaşanan çocukluk deneyimleri ve travmalarının yetişkinlikte yaşanan ilişkilerle önemli bir bağlantısı vardır. Ancak tüm bunlardan kişinin bir ilişki içerisinde sahip olduğu aşk temasının başka bir ilişkide de aynı şekilde olacağı anlamı çıkmamalı. Aşk öncelikle kişinin iç dünyası, daha sonra da var olan ilişki içerisindeki partnerin iç dünyası ile ilişkilidir ve nasıl ki zaman içerisinde kişi gelişir, değişir ve dönüşürse, zaman içerisinde ilişki de değişip dönüşebilir. Diğer taraftan aşka yüklenilen anlam ve onunla ilgili duygular da kişiden kişiye değişebileceği gibi, birbirine âşık çiftlerden birinin hissettiği duyguyla diğerinin hissettiği duygu birbirinden çok farklı olabilir."