Şikayeti bırakma sanatı

Yayın Tarihi: 11 Temmuz 2024 Perşembe 15:59:00

Güncelleme Tarihi: 11 Temmuz 2024 Perşembe 16:35:00

Acaba bugün ne hakkında şikayetlensem diye uyananlar güne kaç sıfır geriden başlar? Peki her güne böyle uyanmayı kendilerine alışkanlık edinenler geriden başlaya başlaya hayata ne kadar geç kalmıştır? Siz şikayetle meşgulken size denk gelen güzelliklerin siz göremeden gelip gidişleri... En kötüsü de budur, neyi kaçırdığını neyi kaybettiğini bilmemek. Gelin şikayeti bırakıp hayatı yakalayalım kaçırdığımız yerden. Bu haberimizde şikayet etmeme sanatı hakkında bilmeniz gerekenleri sizler için yazdık...

GUNES.COM / Esma Nur ÜLKER

ABONE OL

ALARMI ERTELEME

Şikayet etmeme sanatı günün ilk saniyesinden başlar. Mesela siz alarmı erteleyenlerden misiniz, yoksa güzel geçeceğini umduğunuz yepyeni bir günün bir dakikasını bile kaçırmak istemeyenlerden mi? Güzel bir gün kötü bir şey yaşamamak da değildir bu arada. Bahsettiğimiz şey içi boş bir polyannacılık değil, gerçekler... Kötü tecrübeler bazen daha güzel tecrübelere gebedir, kendin hakkında yeni bir şey öğrenmenin en güzel yolu biraz zorlanmaktır. Bunu iliklerine kadar kabul edip sabır gösterince patronuna bile kızamıyor insan.

YOLUNA RENK KAT

Her nereye gidiyorsan git yoluna renk, neşe kat. Evren boşluk kabul etmez. Okula, işe, tatile, metrobüse nereye gidersen git yoluna farklılık kat. Hepimiz o kadar alıştık ki kalabalıktan, sıcaktan ya da soğuktan, trafikten şikayet etmeye ve bu şikayetleri duymaya. Olumsuz bir durumla karşılaşmak yeterince kötü zaten, sen elinden geleni yap ve sesli bir kitap aç kendine. Sessiz bir müzik açıp kendini dinle. Etrafını iyice izle, bazen öyle güzel şeyler oluyor ki etrafında sana ulaşması gereken öyle mesajlar var ki...

HER NE YAPIYORSAN AŞK İLE YAP

İşin ne olursa olsun o işi sev. Sevmediğin yerde ne işin var ki zaten? İnsan severek işini yaptığında marka haline bile gelebiliyor. Bazen çiğköfteci bir abi oluyorsun, satış rekorları kırıyorsun, öğrencilerinin meleği bir öğretmen ya da tüm vatanın kahramanı bir asker...

DEDİKODU YAPMA

İnsanı zehirleyen en toksik şey dedikodu. Kalbini kırsa bile biri hayatında yeri yoksa konuşma onu. Hayatının gündeminde yer almaya değer biri değilse hele ki bahsi bile geçmesin. Hele ki başkalarının hayatı hakkında konuşmak kendi zamanına gösterdiğin bir saygısızlık. Başkalarının hayatını değil ancak kendi hayatını yaşarsın. Onun ne yaptığı ne söylediği kimden ayrıldığı kiminle birlikte olduğu neden umurunda olsun ki... Tebrik etmeyeceksen ya da destek olmayacaksan tabii.

BAŞKALARININ DERDİYLE DERTLEN

Konusu açılmışken insanın yakınlarının derdiyle ilgilenip onlara şifa olması gibisi yok. O sırada az da olsa kendi derdinin hafiflediğini görüyorsun. Çünkü üzücü bir durum içindeyken onu kendi kendine büyütüp öyle boğuyor ki kendini bazen insan... Başkasını derdiyle ilgilenmek hiçbir derdin o kadar da büyük olmadığını her şeyin aşılabilecek bir şey olduğunu ve hayatın dertleri çözmeye değer olduğunu görüyor. Kötü şeylere üzülmeye vakit harcamak için hayat çok kısa.

TEŞEKKÜR ET

Teşekkür et. Yaşadığın her şeye, senin yolunda seninle birlikte yürüyen herkese, elini ne olursa olsun bırakmayan ailene, sana iyi kötü ne olursa olsun tecrübe yaşatıp seni daha iyi biri yapmak için dönüp duran o koca dünyaya, geceye, gündüze ve en önemlisi tüm bunlara göğsünü gerip hayatı olduğu gibi kabul edip seven kendine teşekkür et. Teşekkür etmeyi bilmek şikayet etmemenin en kilit noktası... Öyle bir kilit ki sabretmekten de ötedir. Normal standartlarda sabredilecek şeye teşekkür etmek büyük bir erdemdir. Hayat o noktadan sonra daha bir farklı davranmaya başlıyor. Ya da artık bakışını değiştirdiğin için güzel olanı görmeye başlıyorsun ve şikayet etmek aklına bile gelmemeye başlıyor... Anın tadını çıkarıyorsun.