İnsan özünün gıdası 'sevgi'

Yayın Tarihi: 02 Nisan 2023 Pazar 14:14:00

Güncelleme Tarihi: 02 Nisan 2023 Pazar 14:14:00

Yıllar önce yaşanan bir vakadan alıntı: "Yetimhaneye bırakılan bebekler arasından, doğumundan sonra ilk üç ay içinde ihmal edilen, kucaklanmayan, dokunulmayan, konuşulmayan bebeklerde ölüm oranının yüksek olduğu gözlenmiştir. Anne-baba ilgisi gören bebekler, en pis ve en kötü şartlar altında bile hayatta kalmayı başarırken, en temiz, en donanımlı şartlar altında yaşayan ama dokunulmayan, sevilmeyen yetimlerin böyle bir şansı olmamaktadır"

İnsanın sadece fiziksel ihtiyaçlarından ibaret olmadığı, onun bir de "özünün" olduğu açıktır. İnsanın özünün gıdası ise sevgidir. Sevgi insanın ruhunu besleyen en önemli gıdadır.

Bir bitkinin suya, toprağa ve güneşe gereksinmesi olduğu gibi, bir çocuğun da doğumundan itibaren karşılanması gereken temel psiko­lojik gereksinmeleri vardır. Bu temel gereksinmeleri karşılanmayan ihmal edilmiş çocuk kendi öz varlığının farkındalığında olmamaktadır.

Çocuk; annesinin, babasının yani bakımını veren kişinin sesinde, bakışında ve dokunuşunda sevildiği ve kabul edildiğini hissettiği zaman beynindeki özel bölgeler bunu algılamakta ve gelişimi sağlıklı olarak ilerlemektedir. Ailesi tarafından sevilmeyip ve kabul görmeyen çocuklar da ise beyin gelişimi daha yavaş seyretmektedir.

Sue Gerhart, sevginin çocuk gelişimindeki etkisi üzerine yazdığı kitabında şöyle ifade ediyor; " Sevgi, annenin, babanın günlük işlerinden fırsat bulup ara sıra çocuklarına göstermesi gereken lüks bir duygu ve davranış mı, yoksa bebeğin sağlıklı bir insan olarak büyümesi için elzem olan ruhsal bir gıda mı?" Daha sonra kitabında şöyle bir sonuca ulaşmaktadır:

"Son yirmi yıldır çocuk gelişimi ve sinirlilik alanında çalışmalar, çocuğun gelişiminde sevginin vazgeçilmez bir ihtiyaç olduğunu açık seçik göstermiştir. Dokunuş, göz göze bakış, gülümseme, konuşma, sarılma çocuğun gelişiminde yeri doldurulamayacak sevgi ifadeleridir. Çocukluğunda doya doya sevilmiş, anne-baba sevgisini hissetmiş çocuk sakin, bilinçli, huzurlu, kendine güvenen ve haline şükreden bir yetişkin olur."

Çocukluk döneminde yeterince sevilip ve kabul gören çocuklar yetiştirmek için ebeveynlere bir kaç öneride bulunacağım. Çünkü fiziksel ihtiyaçlar kadar ruhsal ihtiyaçlarda bir çocuk için çok önemlidir.

Bu temel gereksinmeler altı kategori içinde toplanır:

1. Dokunulma: Çocuğa dikkat etmek, davranışlarını seyrederek ona "aferin," "haydi yine yap" gibi geribildirim verme ve sarılmak, yüreklendirmek, övmek ve ona sıcaklık göstermektir.

2. Güven: Çocuğun sağlığıyla ilgilenme, yeteri kadar yiyecek ve giyecek vermek, onu tehlikeli durumlarda korumaktır.

3. Düzen: Çocuğa yön vermek, örnek olmak, yapabileceği ve yapamayacağı davranışların sınırlarını belirtmek, tutarlı hareket etmektir.

4. Sosyalleşme: Çocuğun duygularını olduğu gibi tanımlamak ve yansıtmak, ona zaman ayırmak, dış dünya ile arasında köprü görevini görmek, özdeşim kurabileceği bir kişi olmaktır.

5. Uyarılma: Oyun yoluyla ve çocuğun dünyasına giren değişik olaylarla acı, neşe, heyecan gibi duyguları ifade etmek ve anlatmak.

6. Kendini Değerli Görme: Çocuğu "ciddiye alma," "ben önemli­yim; bana kötü bir şey olmasını istemezler," "beni ben olduğum için seviyorlar," duygusunu vermektir.

Bu gereksinmeler karşılanmadığı zaman çocuğa, "sen ve senin gereksinmelerin önemli değil, senin var ya da yok olmanın önemi yok" mesajı verilmektedir. Bu mesajlar doğumundan itibaren ve hatta istenmeyen bir gebelikse eğer anne karnından itibaren çocuğa hissettirilmeye başlanırsa bu durum çocukta, "bu dünyada dayanabilece­ğim beni koruyacak kimse yok ve ben önemli değilim" duygusu derin düzeylerde oluşur.

Sevilmeyen ve kabul edilmeyen çocuk, davranış bozuklukları göstererek anne ve babasının dikkatini çekmeye çalışır. Bazen öyle bir hal alır ki bu sadece anne ve babasının dikkatini çekebilmek için çocuk uyarılmak için bile artık bilerek davranış bozukluğu yapabilmektedir. Çocuk gereksinmelerinin karşılanmasında oldukça yeni yollar keşfe­der. Bu normaldışı yollar ne çocuğun ne de ailenin sağlığı için yararlıdır.Çünkü çocuk ve aile birbirini karşılıklı olarak etkilemektedir. Normal yollardan gereksinmesi karşılanmamış çocuğun kişilik çarpıklıkları olur ve bu çarpıklıklar onun davranışlarında kendini gösterir.

Çocuğun gereksinmelerinin karşılanmaması psikoloji alanında "ço­cuğun terk edilmesi"dir. Terk edilen çocuk normal gelişimini tamamlayamaz; ihmal edilen gereksinmelerine denk bir gelişim aşamasındaki çocuk olarak kalır. Bedence büyür, görünüm olarak yetişkindir; ne var ki, psikolojik olgunluk bakımın­dan henüz çocuktur.

Kimya Çiftçi Dumlu / Sosyolog-Aile Danışmanı