Duygularıyla baş edemeyenlerin sorunu: Yeme bozukluğu

Yayın Tarihi: 20 Nisan 2023 Perşembe 11:45:00

Güncelleme Tarihi: 20 Nisan 2023 Perşembe 11:45:00

Kişinin yeme eylemini fiziksel açlıktan ziyade ruhsal durumuna göre şekillendirdiği bir beslenme davranışı olan yeme bozukluğunun farklı türleri bulunsa da en sık rastlanan iki tür arasında anoreksiya nervoza ve bulimia nevroza geliyor.

Yeme bozukluğunun temelinin çocukluk çağında atıldığını ancak gelişime bağlı olarak ergenlik döneminde görülmeye başladığını vurgulayan Uzman Klinik Psikoloğu Selin Çelen, "Çocukluk ve ergenlik döneminde; depresyon, sosyal medya etkisi, şiddet, cinsel istismar, akran zorbalığı, ebeveyn baskıları gibi bazı risk faktörleri bulunuyor. Yetişkinlerde ise 20 yaş sonrasında görülüyor. Yeme bozukluğunun psikolojik etkileri olduğu kadar fizyolojik etkileri de var. Tüm bunları gözeterek yeme bozukluğu bulunan kişilerle empati yapmak, onların yanında olduğumuzu hissettirmek çok önemli" dedi.

Yeme bozukluğuna sadece duygusal açlık denilemeyeceğinin altını çizen Klinik Psikolog Selin Çelen, "Duygusal yeme bozukluğunda kişiler, herhangi bir duygu hissettiklerinde normalden daha fazla yiyecek tüketebiliyor. Genelde olumsuz duygularla ortaya çıkan bu yeme davranışı, aslında bir baş etme yöntemi olarak kullanılıyor. Başarısızlık, yetersizlik, baskı altında hissetme, öfke gibi olumsuz duygular hisseden bir birey, yeme davranışında bulunuyor ve ardından da çoğunlukla pişmanlık hissediyor. Ancak olumsuz duyguların yanı sıra olumlu duyguların ardından da yeme davranışı gözleniyor. Olumlu duyguyla gelen yeme davranışının nedeni de kişinin kendini ödüllendirmek istemesinden kaynaklanıyor. Duygusal açlık, duygusal yeme alanında sıklıkla görülüyor. Ancak her yeme davranışının temelinde kişi aslında; açlık, tokluk, üzüntü, keder, sıkıntı, öfke, pişmanlık, mutluluk gibi pek çok duyguda yeme eyleminde bulunuyor. Birey, yaşadığı duyguyu tolere edemediği ve baş edemediği için yemek yeme eylemi ile bu hissi yönetmeye ve rahatlamaya çalışıyor. Bu nedenle duygusal açlık terimini bu noktada kullanabiliriz. Ancak duygu açlığı ile yemek yeme eylemini ve bu kapsamda yaşanan duyguyla ya da olayla baş etme yöntemini kullanmak, işlevsel bir çözüm değil. Bu noktada daha kullanışlı ve sağlıklı baş etme yöntemleri bulmak daha doğru bir çözüm olacaktır" diye konuştu.