YTB Başkanı Eren, Türk ve Alman toplumunun Hanau saldırısında birlik mesajı verdiğini söyledi

Yayın Tarihi: 18 Şubat 2024 Pazar 14:30:00

Güncelleme Tarihi: 18 Şubat 2024 Pazar 14:30:00

YTB Başkanı Abdullah Eren, "Dünyanın farklı yerlerinde belirlenen bu tür şiddet olaylarını gerçekleştirecek insanların varlığı ve bunların hangi kaynaklardan beslendiği sorusu çok çok önemli" dedi.

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdullah Eren, Almanya'nın Hanau kentinde 19 Şubat 2020'de ırkçı terörist Tobias Rathjen tarafından düzenlenen, 4'ü Türk 9 kişinin yaşamını yitirmesine neden olan saldırının ardından Türk ve Alman toplumunun birlik mesajı verdiğini belirtti.

Eren, Hanau saldırısının yıl dönümüne ilişkin açıklamalarda bulundu.

Yurt dışında yaşayan Türklerin 1960'lardan itibaren Avrupa'nın farklı ülkelerinde yaşamaya başladığını hatırlatan Eren, 1970'li yılların ikinci yarısından itibaren Avrupa'da Türklere yönelik saldırıların gözlemlendiğini aktardı.

Eren, 1998'in ikinci yarısından itibaren Almanya'nın farklı şehirlerinde Türklere yönelik saldırıların olduğunu dile getirerek, "19 Şubat 2020'de Hanau'da bir nargile kafe ve bir kafeye saldırı yapılmış ve yapılan bu terör saldırısı neticesinde 4'ü Türk vatandaşı 5'i ise farklı milletlerden gelen göçmenlere yönelik saldırıda 9 kişi hayatını kaybetmişti. Tabii hayatını kaybedenlerin farklı ülkelerden olması çok dikkat çekiciydi." dedi.

Kurum olarak saldırının hemen ardından olay yerine Türk yetkililerle ulaştıklarını ve hayatını kaybedenlerin cenazelerini Türkiye'ye getirdiklerini anlatan Eren, saldırının ardından Türk ve Alman toplumunun beraber el ele verdiği büyük bir yürüyüş düzenlediğini ve birlik mesajları verdiğini vurguladı.

Eren, katliamın ardından Türkiye'nin farklı şehirlerinde etkinlikler düzenlediklerini ifade etti.

Saldırıyla alakalı mahkeme sürecini takip ettiklerini belirten Eren, şöyle devam etti:

"Üzüldüğümüz hususların başında maalesef bu olayın adli olarak soruşturma sürecinde birtakım eksikler de yaşandı. Saldırı sonrası, Alman toplumundan da çok güçlü bir tepki yükseldi, bunun için çok teşekkür ediyoruz. Ama bunun yanı sıra maalesef bu olayı gerçekleştiren kişi olaydan sonra ölü bulundu ama olayın mahkeme süreci de bu kişinin bağlantıları da yeterince maalesef ortaya çıkarılmadan ortada kaldı."

Eren, kurum olarak yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik her türlü ırkçı saldırı ve ayrımcı uygulamalar, fiziki sözlü saldırılar, Müslüman karşıtı tutumlarda vatandaşların yanında olmaya gayret gösterdiklerini ve bunları raporladıklarını söyledi.

Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına çağrı yapan Eren, kendilerine yönelik bu saldırıları raporlamalarını ve YTB'ye bildirmelerini istedi.

Eren, yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarına yönelik saldırıları farklı dillerde raporladıklarını belirterek, "Son yıllarda maalesef Avrupa'nın çok farklı ülkelerinde bir şekilde aşırı örgütlerin, aşırı sağ, ırkçı partilerin maalesef oy oranlarında da ciddi yükselişler görüyoruz. Bu aynı zamanda Avrupa için de büyük bir tehdit ve bir biçimde Avrupa'da hayatını devam ettiren millet varlığımız için ayrıca bir tehdit." ifadelerini kullandı.

"AVRUPA'NIN KENDİ İÇERİSİNDE DÜŞMÜŞ OLDUĞU DERİN BİR KİMLİK KRİZİ OLDUĞUNU GÖRÜYORUZ"

Tüm dünyada Müslüman ve yabancı karşıtı fikirlerin yükselişte olduğuna, saldırıların da arttığına dikkati çeken Eren, şunları kaydetti:

"Saldırıyı yapan kişiler hep yalnız kurt olarak adlandırılan örgüt veya herhangi bir ekip bulunamadan üstü örtülen olayların failleri olarak karşımıza çıkıyor. Halbuki bunların çok daha geniş bir ağ biçiminde, internet sitelerinin birbiriyle iletişimde olduğuna ilişkin farklı deliller de var. Bu işin daha kötü tarafı. Dünyanın farklı yerlerinde belirlenen bu tür şiddet olaylarını gerçekleştirecek insanların varlığı ve bunların hangi kaynaklardan beslendiği sorusu çok çok önemli. Avrupa'nın kendi içerisinde düşmüş olduğu derin bir kimlik krizi olduğunu görüyoruz. Bu kimlik krizinin farklı artçıları oluyor. Ötekine, Avrupa'da olmayan, dışarıdan gelene bir tepki olarak bunun ortaya çıktığını maalesef görüyoruz. Medyadaki temsiller ile siyasette kullandıkları dilde de bunu görüyoruz. Bunların hepsi bu ülkede yaşayan insanları etkiliyor ve maalesef ırkçı tutumlara çanak oluşturuyor."

IRKÇI TERÖR SALDIRISI

Hanau kentinde 19 Şubat 2020 gecesi iki kafeye düzenlenen ırkçı terör saldırısında, aralarında 4 Türk'ün de bulunduğu 9 kişi hayatını kaybetmişti.

Özel harekat timinin operasyonunda, saldırıyı düzenleyen 43 yaşındaki ırkçı terörist Tobias Rathjen ve 72 yaşındaki annesi evlerinde ölü bulunmuştu.

Saldırgan Rathjen'in avcılık belgesi olduğu ve ardında bir mektupla video bıraktığı kaydedilmişti.

Dönemin Başbakanı Angela Merkel saldırıyla ilgili "Irkçılık zehirdir, nefret de zehirdir ve bu zehir toplumumuzda vardır." ifadelerini kullanmıştı.

Federal Savcılıkça Aralık 2021'de yapılan açıklamada, saldırıyla ilgili soruşturma kapsamında başka kişilerin suç ortağı, azmettirici veya yardımcı olduğuna ya da failin bir sırdaşı bulunduğuna dair yeterli delil bulunamadığı gerekçesiyle takipsizlik kararı verildiği bildirilmişti.