Fransa Cumhurbaşkanı Macron: Suriye halkı kendi geleceği hakkında söz hakkına sahip olmalı

Yayın Tarihi: 27 Ekim 2018 Cumartesi 20:12:00

Güncelleme Tarihi: 27 Ekim 2018 Cumartesi 22:44:00

Fransa Cumhurbaşkanı Macron, Suriye halkının kendi geleceği hakkında söz hakkına sahip olması gerektiğini söyledi.

Suriye konulu dörtlü zirvenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Macron, "Hem bölgede hem dünyanın diğer bölgelerinde kimyasal silahların kullanılması, kim kullanırsa kullansın kabul edilemez." dedi.

Kapsayıcı bir Suriye'nin yeniden yapılandırılması çok önemli olduğunu belirten Macron, "Amerikan halkına dayanışma, taziye dileklerimi dile getirmek isterim. Amerikan halkının yanındayız." ifadelerini kullandı.

MACRON'UN AÇIKLAMALARI;

 Sayın Erdoğan'a bizleri İstanbul'da bugün kabul ettiği için teşekkür ediyorum. Amerikan halkı ile ilgili olarak taziye dileklerimi dile getirmek isterim. Pittsburgh'daki saldırıdan dolayı Amerikan halkının yanındayız. Suriye meselesiyle ilgili olarak birçok farklı formatın birlikte çalışması gerektiğini ortaya koyduk. Bu tür süreçlerin birbirine yaklaşması gerektiğini belirtmiştik. Bugünki zirve bu yönde bir başka adım olduk. Burada Astana grubu üyeleri, küçük grup üyeleri, ABD ve başka Arap devletleri eşgüdümlü olarak hareket ediyoruz. Suriye'de terörist gruplara karşı mücadelemiz var. Bu bağlamda terörle mücadeleyi sürdürürken aynı zamanda bugün yapılacak askeri harekatların insani yardımları engellememesi gerektiğini unutmuyoruz.

Rejimin İdlib'e yapacağı bir saldırı kabul edilemez olacaktır. Burada Türkiye'nin, Avrupa'nın ve bölgenin istikrarı söz konusu. Bunu daha önceki saldırılarda gördük. Rusya ve Türkiye birkaç hafta önce bir mutabakata vardılar. Bugün de bu konuda değerlendirmeler yapıldı. İdlib'de kalıcı ve sürdürülebilir bir ateşkesin sağlanması çok önemli. Rusya'ya da Suriye'deki rejim üzerinde baskı kurması konusunda güveniyoruz. Hem Suriye'de hem de dünyada kimyasal silahların kullanılması kabul edilemezdir. Suriye'de aslında iki savaş devam ediyor. Hep birlikte tüm terör gruplarına karşı bir savaş veriyoruz. Bir de rejimin kendi muahliflerine yönelik yürüttüğü bir savaş var. Bunun sürdürülmesi mümkün değil. Tüm mültecilerin dönebileceği bir siyasi çözüm yürütülmelidir. Rejim fetih mantığıyla devam ediyor, bu istikrarı sağlayacak bir yaklaşım değil. Anayasa komitesiyle ilgili listelerin sene sonuna kadar onaylanmasını ve bu toplantıların yapılmasını istiyoruz. Suriye halkı kendi geleceğinde söz hakkına sahip olmalı. Konuyla ilgili güçler bugün yaptığımız gibi uluslararası mekanizmayı hayata geçirmek için elinden geleni yapıyor. Konuyla ilgili olarak iradelerimiz örtüşüyor. Bunu hayatını kaybedenlere ve rejimden kaçan Suriyelilere borçluyuz. Rusya ve BM ile birlikte Doğu Guta'da ortak bir harekatımız oldu.

Rusya ve Türkiye ile birlikte çalışmamız gerekiyor. Sivil topluluklara insani yardım ulaştırılması çok önemli. Alandaki tüm paydaşların insani yardım konvoylarının erişimini sağlaması gerekiyor. Bugün hala bazı blokaj durumları olduğunu görüyoruz. Bu kabul edilemez. Bir başka nokta var, bu da sığınmacıların geri dönüşü konusu. Konuyla ilgili olarak Türkiye, Ürdün ve Lübnan'ın çabalarını takdirle karşılıyoruz. Bugün açık konuşmak gerekirse, bu sığınmacıların ülkelerine geri dönüşü siyasi çözüm olmadıkça inandırıcı olamaz. Bu kişiler rejimden kaçan kişileri. Ancak onların geri dönüşü için geri şartlar sağlandıktan sonra onların geri dönüşünü sağlayabiliriz. Bu zirve gerçekten de son derece yararlı oldu. Gerçekten de bugün buradaki toplantılarımız son derece önemli ama bizlerin de sorumluluğunu beraberinde getiriyor. Bu tüm bölgeyi ilgilendiren bir mesele. Bugün görüştüklerimiz önümüzdeki aylarda teyakkuz halinde olmamız gerekiyor.

Macron: Kaşıkçı cinayetini ele aldık. Tabiki kınıyoruz. Delillerin paylaşımı konusunda çok iyi işbirlikleri söz konusu. Bir takım olgular söz konusu. Soruşturmanın sonuna kadar gitmesi gerekiyor. Bu konularla ilgili yaptırımların alınması gerekiyor. Bunların tutarlı ve tam olması gerekiyor. Bunların bazı sektörler ile kısıtlı kalmamalı. Bu yaptırımlar Avrupa düzeyinde alınacaktır.