Sosyal medyadaki dezenformasyon... AK Parti Sözcüsü Çelik: Sosyal medyayı bir yıkım haline çevirmeye çalışanlar var

Yayın Tarihi: 13 Şubat 2023 Pazartesi 13:45:00

Güncelleme Tarihi: 13 Şubat 2023 Pazartesi 13:45:00

AK Parti Sözcüsü Çelik, "Sosyal medyayı bir yıkım haline çevirmeye çalışanlar olduğunu görüyoruz. Buna karşı en doğru yaklaşım her zaman söylediğimiz gibi resmi makamların açıklamalarını beklemektir." dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, "Sosyal medyayı bir yıkım haline çevirmeye çalışanlar olduğunu görüyoruz. Buna karşı en doğru yaklaşım her zaman söylediğimiz gibi resmi makamların açıklamalarını beklemektir." dedi.

Çelik, AK Parti Adana Milletvekili Mehmet Şükrü Erdinç ve Adana İl Başkanı Mehmet Ay ile Seyhan Devlet Hastanesi'nde tedavi gören depremzedeleri ve çocukları ziyaret etti. Taziye ziyareti de gerçekleştiren Çelik, Yüzüncüyıl Mahallesi'nde çadırda kalan vatandaşlarla sohbet etti.

Yüreğir Belediyesi'ni ziyaretinde değerlendirmelerde bulunan Çelik, enkaz altından kurtarılanların umutların diri tutulmasına vesile olduğunu belirterek, daha çok müjdeli haber almayı temenni etti.

Bölgedeki bütün arama kurtarma ekiplerinin insanüstü bir gayret gösterdiğini vurgulayan Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bütün arama kurtarma ekiplerimize bir kere daha şükranlarımızı sunuyoruz. Gönüllü kardeşlerimizle birlikte bütün arama kurtarma ekiplerimiz çok büyük bir mücadele veriyorlar. AFAD, UMKE, diğer bakanlıkların birimleri, polisimizin, jandarmamızın, silahlı kuvvetlerimizin bütün bu gayretleri tabii ki canlarımızı kurtarmak için. Bu vesileyle ülkemize gelip dayanışma gösteren, arama kurtarma ekipleri burada bulunan bütün milletlere şükranlarımızı sunuyoruz. Bütün bir bölgeyi etkileyen, dünya tarihinde görülmemiş bu büyük afet karşısındaki bu insanlık dayanışmasını hiçbir zaman unutmayacağımızı bir kere daha ifade ediyoruz."

Ömer Çelik, bölgedeki yaralıların çeşitli hastanelerde tedavi edildiğini ve Adana'nın bir sağlık üssü haline geldiğini anlatarak, havaalanının da bir lojistik üssü olarak bütün yardımların dağıtımında stratejik rol oynadığına dikkati çekti.

Dezenformasyonun ve yalanın deprem kadar yıkıcı sonuçlar doğurduğunu kaydeden Çelik, şöyle konuştu:

"(Hatay'da baraj yıkıldı) gibisinden bir yalan ya da işte belli bir kesimi hedef göstererek 'İnsanların bilekleri kesilerek ziynet eşyaları çalınıyor' gibi birtakım yalanların nasıl sonuçlar doğurduğunu hep beraber gördük. Bunlara karşı çok daha dikkatli olunması gerekir. Sosyal medyayı bir yıkım haline çevirmeye çalışanlar olduğunu görüyoruz. Buna karşı en doğru yaklaşım her zaman söylediğimiz gibi resmi makamların açıklamalarını beklemektir. Bütün arkadaşlarımız bulundukları bölgelerde, biz kendi bölgemizde sadece elimizdeki resmi raporlara bakmaksızın bizzat ziyaret ederek vatandaşımızın ihtiyaçlarına çare bulmaya çalışıyoruz. Bu tablonun mümkün olduğu kadar iyi şekilde yönetilmesi için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz."

"HASTANELERDE GÜVENLİK SORUNU YOK"

Çelik, vatandaşların kendilerine bazı konuları ilettiğini dile getirerek, şunları bildirdi:

"Bunlardan biri hastanelerde bulunan, annesi babası yaralanmış ya da annesini, babasını kaybetmiş çocukların durumuyla ilgili. Birtakım yalan haberler yayıldı. Bu çocukların güvende olmadığı, bu çocukların güvenliğiyle ilgili problem olduğu şeklinde. Hastanelerimizde polisimiz ve jandarmamız özellikli bir güvenlik tedbiri almıştır. Ayrıca kendim arkadaşlarımla bizzat Hatay'dan, Maraş'tan diğer illerden gelen Adana'da bulunan çocuklarımızın da olduğu Şehir Hastanesi'ndeki ve diğer hastanelerimizdeki çocuk katlarını gezdim. Her katta Çevik Kuvvet başta olmak üzere polislerimiz nöbet tutuyorlar. Herhangi bir şekilde hastanelerde bu açıdan bir güvenlik sorunu yok. Ayrıca çocuklarımızın yanında onaylanmış gönüllü anneler, genç kardeşlerimiz var. Onlar da gereken ihtimamı gösteriyorlar. Vatandaşlarımızın çocuklarıyla ilgili olarak ortaya koyduğu kaygıları yakın bir şekilde takip ettiğimizi ifade etmek isterim."

Çelik, özellikle sosyal medya aracılığıyla sık sık "Şu saatte şurada deprem olacak." gibisinden yalanların yayılabildiğini belirterek, bilimsel olarak herhangi bir kimsenin depremin saatini tam olarak söyleyebilmesinin mümkün olmadığını anlattı.

Vatandaşlar arasında infial yaratan konulara karşı açıklamalar yaptıklarını anımsatan Çelik, "Herkes de üzerindeki sorumluluğu yerine getirmeli. Çeşitli kanallardan sosyal medya başta olmak üzere bir şey söylediği zaman bunu dikkatli bir şekilde ortaya koymalı." ifadelerini kullandı.

Çelik, artçı depremlerin devam etmesi nedeniyle çok sayıda vatandaşın evlerine giremediğine işaret ederek, "Hasarlı, çok hasarlı, az hasarlı ya da hasarsız binaların tespiti konusunda Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığımızın gayretli bir şekilde bunlarla ilgili raporları ortaya koyduğunu, koymaya çalıştığını belirtmek isterim. Dolayısıyla kendilerine 'Binanızda sorun yoktur' mesajı geldiğinde tabii ki vatandaşlarımızın buna girmesinde bir sakınca yok ama hasarlı binalardan kesinlikle uzak durulması gerekiyor." değerlendirmesinde bulundu.

Çadır bölgeleri, misafirhaneler ve spor salonlarındaki depremzedelerin durumlarını günlük olarak takip ettiklerini belirten Çelik, şunları dile getirdi:

"Dünya tarihinin en büyük afeti karşısında çok büyük bir mücadele veriliyor. Muhakkak eksiklerimiz, aksayan yerlerimiz var. Muhakkak ulaşamadığımız yerler var. Günlük olarak bugün iyi olsa yarın sıkıntılı olan yer var ama bu mücadeleyi umutlu bir şekilde sürdürmeye devam edeceğiz. Milletimizin bu dayanışması her kesimden insanımızın her gittiğimiz yerde gördüğümüz en gencinden, en yaşlısına kadar insanımızın ortaya koyduğu çaba inşallah bu afetle mücadelemizi de bu afeti de her türlü mücadeleyle geride bıraktığımız günlere kavuşmamızı sağlayacak."

"HAKİM RESİM DAYANIŞMADIR VE AFETLE MÜCADELEDİR"

Ömer Çelik, her kesimden sivil toplum örgütleri ve her partiden belediyelerin içtenlikle gayret sarf ettiğini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Çeşitli münferit olaylar oluyor. Özellikle yağmayla ilgili konularda sanki bütün bir sahada bir yağma varmış, Türkiye'de büyük bir kaos varmış gibi bir görüntünün yayılmasının büyük bir haksızlık ve büyük bir dezenformasyon olduğunu ifade etmek isterim. Her kesimden insanımız yurt dışından gelen misafirlerimizle bir insanlık dayanışması, bir milli dayanışma ortaya koyuyor. Sahanın asıl resmi budur. Koordinasyon meselesinde de sahanın asıl resmi bütün kurumlar üzerine düşeni büyük bir gayretle yerine getirmeye çalışıyor."

Bir yandan da sorumlularla ilgili Adalet Bakanlığının gereken genelgeyi yayımladığını ifade eden Çelik, başsavcılıkların sorumluların tutuklanması için gereken girişimleri ve çabayı ortaya koyduğunu anlattı.

Çelik, Türkiye'de bir güvensizlik olduğu, yardım ekiplerinin sanki Türkiye'yi terk ediyormuş gibi haberlerin ortada dolaştığına değinerek, "Bunlar doğru değildir. Türkiye'de böyle gruplar arası saldırganlık vesaire yok. Hakim resim dayanışmadır ve afetle mücadeledir. Yağma olayları söz konusu olduğunda bunların ne kadar hızlı yakalandığını, polisin anında bunları yakalayarak bu girişimlerini engellediğini hepimiz görüyoruz. Vatandaşlarımızdan istirhamımız, evet bu çok can yakıcı bir olay fakat bu kişileri gördükleri anda kendileri müdahale etmesinler. Güvenlik güçlerine haber versinler. Güvenlik güçleri de onları zaten adli mercilere teslim edecektir. Türkiye bir hukuk devletidir. Bunun gereği yapılacaktır." diye konuştu.

Yağmacılığa müsaade etmeyeceklerinin altını çizen Çelik, şunları kaydetti:

"Türkiye'ye gelen yardım ekipleri açısından onların güvenlik sorunları olduğuna dair yine sosyal medyada bazı yalanlar dolaştırılıyor. Böyle bir konu yoktur. Bütün misafirlerimizin verdiği çabaya, mücadelemize katkısına müteşekkiriz. Hepsine teşekkür ediyoruz. Hepsi güven içerisindedir. Milletimizin onlara dönük davranışının ne kadar kardeşane olduğunu görmektedirler. Onun dışında bazı marjinal grupların, bazı münferit hadiselerin bu şekilde Türkiye'ye zarar vermek amacıyla yaptığı işler ya da yaymaya çalıştığı dedikodular olursa da buna gereken cevap en güçlü şekilde verilecektir. Dolayısıyla hem afetle mücadele hem bu fitne siyasetiyle hem bu yıkım dedikodularıyla, yıkım dezenformasyonuyla mücadele açısından bu mücadele sürecektir."