• BIST
    105520
  • Dolar
    6,8223
  • Euro
    7,5691
  • Altın
    379,2370
0530 708 54 54
0530 708 54 54
23 Mayıs 2020 Cumartesi 08:39:00 - Güncelleme:23 Mayıs 2020 Cumartesi 08:47:00

Terörist başı Gülen Türkeş'i hedef göstermiş: İsimsiz yazıları terörist başı Gülen yazdı

Terörist başı Fetullah Gülen'in örgütün yayın organlarında isimsiz yazdığı başyazılarında MHP'nin kurucu lideri merhum Alparslan Türkeş'i hedef aldığı ortaya çıktı. FETÖ'ye yönelik araştırmalarıyla bilinen yazar Latif Erdoğan, Gülen'in, Türkeş'i tehdit olarak gördüğünü belirterek MHP liderinin ani kalp kriziyle ölümünden 4-5 gün evvel Gülen ile baş başa görüştüğünü yazmıştı.

Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurucu lideri merhum Alparslan Türkeş’in vefatında FETÖ parmağıyla ilgili yeni bir gelişme yaşandı. Terörist başı Fetullah Gülen’in isimsiz kaleme aldığı yazılarla Türkeş’i hedef aldığı belirlendi. FETÖ ile ilgili ifşaatları ile bilinen yazar Latif Erdoğan, terörist başı Fetullah Gülen’in, Türkeş’i tehdit olarak gördüğünü belirterek, Gülen’in Türkeş’le ölmeden 4-5 gün önce yaptığı görüşmenin detaylarını paylaşmıştı. Görüşmeden birkaç gün sonra yani 4 Nisan 1997’de Türkeş ani kalp krizi geçirerek vefat etti.

KİRLİ YAYINLARLAR HEDEF ALMIŞ

Yenişafak'ın haberine göre, Türkeş’in vefatında FETÖ parmağının olduğu iddiaları sürerken kirli yapının yayın organlarında Türkeş’in aylar öncesinde nasıl hedef alındığı belirlendi. Üç ayda bir basılan Yeni Ümit dergisinin Aralık 1996 sayısı “Hayat Felsefesi” başlıklı. İmzasız yazıda Türkeş’in ilk olarak kurduğu Cumhuriyetçi Köylü Partisi başta olmak üzere Gülen’in ülkücüleri ima eden şu ifadeleri öne çıkıyor:

İnsanların bir kısmı düşünmeden yaşar; bir kısmı da sadece düşünür, ama düşüncelerini katiyen hayata geçiremez. Olması gerekli olan şeye gelince o, düşünüp yaşamak, yaşarken de yeni yeni düşünce kombinezonları meydana getirerek daha farklı tefekkür varyasyonlarına açılmaktır. Düşünmeden yaşayanlar, başkalarının hayat felsefelerinin figürleri sayılırlar. Bunlar, sürekli şablondan şablona koşar, durmadan kalıp değiştirir ve ömür boyu duygu-düşünce inhirafları, şahsiyet kaymaları, sûret-sîret meshleri içinde çırpınır-durur ve hiçbir zaman kendileri olamazlar.

MİKROP YUVASI

Bunlar, her zaman kısır, bereketsiz, durgun ve kokuşmaya açık birer su birikintisine benzerler. Öyle ki, hayatiyet adına bir şey ifade etmeleri şöyle dursun, zamanla çevrelerini tehdit eden birer virüs yumağı ve mikrop yuvası haline gelmeleri kaçınılmazdır. Farkına varsınlar veya varmasınlar, her gün kendilerini bu öldürücü ağlardan birinin veya birkaçının içinde bulur, ruhlarını ölümlerin en reziliyle birkaç kere katlederler. Şafakları şafakların takip ettiği şu günlerde, şayet, bir kere daha kendi hikmet ufkumuz açısından, içinde yaşadığımız dünyayı iyi değerlendirebilir, eşya ve hâdiseleri iyi yorumlayabilir ve insanımızın iç yapısının temel malzemelerini iyi belirleyebilir ve sonsuza kadar var olma mefkûresine bağlanabilirsek, her zaman onlar gibi, hatta onların da önünde olabiliriz. “

FETÖ JARGONU AYNI: “TİTRE”

Sızıntı dergisinin Mart 1997 yılı sayısında ise kripto FETÖ’cülerin 15 Temmuz öncesi süreçte kullandığı ‘titre’ ifadesi dikkat çekti. “Dünyada Ettiğini Bulaşamışsan, Ahirette Kat Kat Bulacağını Düşün ve Titre!.” başlığıyla çıkan dergide “Kan döküp taşkınlık yapmak, her zaman döneklikte bulunmak ve başkalarına komplolar kurmak, çevreyi korkutsa da er geç sahibini perişan eder” ifadeleri dikkat çekiyor.

KOMÜNİZME GÖZ KIRPTI

Türkeş’in ölümünden sonra Nisan, Mayıs, Haziran 1997 yılında çıkan Yeni Ümit dergisi yine Türkeş ile ilgili iddialarını sürdürdü. “Ümit Nesilleri” başlığıyla çıkan dergide FETÖ başının şu cümleleri yer alıyor: “Ümit nesilleri, şimdiler itibarıyla, ilim, îman, ahlâk, sanat anlayışının eri; bizden sonra geleceklerin de ruh mimarlarıdır. Bunlar, gönüllerinin ötelerle beslenen dupduru ilhâmlarını muhtaç sînelere boşaltarak toplumun her kesiminde yepyeni oluşumlar meydana getireceklerdir. Birbirimizin kurdu gibi davrandığımız bu dönemde, arkadan gelen nesillere kin, nefret ve siyaset hırsı miras bıraktık.

Dahası bazıları, milliyet düşüncesi gibi yüksek bir mefkûreyi -gerçek millî değerlerimize yabancı olduklarından ötürü- tıpkı toy Faust gibi, çok önemsiz şeyler karşısında şeytana sattılar... Ve yine bunlar, hâlin gereklerine göre, bir kısım muvakkat menfaat ve çıkarları açısından, bir gün şöyle bir millet-bir gün böyle bir millet olma, daha doğrusu görünme garâbeti içinde sürekli çırpınıp durdu; kâh Turancılık soluklandı, kâh çiftçi-köylü millet olduğunu mırıldandı, kâh aristokrasiden dem vurdu, kâh demokrasi dedi, kâh komünizme göz kırptı ve fakat bir türlü yüzüp-gezmeden kurtulamadı. Uzun zamandan beri korkunç bir humûdetin öldürücü ağında durgunlaşmış millî mefkûremizin havuzunda yeni yeni mecrâlar meydana getireceklerdir.”