Bakan Yumaklı TürkMedya zirvesinde duyurdu: Bu yıl üretimde rekor gelebilir

Yayın Tarihi: 11 Haziran 2026 Perşembe 10:51:00

Güncelleme Tarihi: 11 Haziran 2026 Perşembe 10:51:00

TürkMedya Sürdürülebilir Tarım Zirvesi'nde soruları cevaplayan Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, 'Bu yıl son 66 yılın yağış anlamında en iyi yılını geçirdik. Barajlarımız yüzde 81'ler seviyesinde doluluk oranlarına ulaştı. Yağışlarla bu yıl üretim rekoru gelebilir' dedi.

HABER MERKEZİ

ABONE OL

Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, TürkMedya Sürdürülebilir Tarım Zirvesi'nde soruları cevapladı.

Bakan Yumaklı'nın açıklamalarından satır başları:

Bu yıl son 66 yılın yağış anlamında en iyi yılını geçirdik. Barajlarımız yüzde 81'ler seviyesinde doluluk oranlarına ulaştı. Bu yıl bir üretim rekoru gelebilir.

Tekrar edelim, bu yıl gerçekten bir üretim rekoru gelebilir, inşallah da öyle olur. Tabii sadece bu tahminleri biz yapmıyoruz, aynı zamanda Uluslararası kuruluşlarında benzer tahminleri var. Buğdayla alakalı çok stratejik bir ürün ve başat ürün olması hasebiyle bir örnek verelim. Geçtiğimiz yıla göre bizim tahminlerimiz yüzde 27'lik bir artış olacak.

TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ'NİN FİYATI YURTDIŞI FİYATLARININ ÇOK ÜZERİNDE"

Yani 23 milyon ton civarında bir ürün alacağımızı düşünüyoruz. Aynı şekilde arpanın da yüzde 50'lik geçtiğimiz yıla göre bir artışta 9 milyon tonlara geleceğini düşünüyoruz. Bunların her ikisi de bir tanesi stratejik, her ikisi de stratejik ürün elbette.

Buğday fiyatları yurtdışı fiyatının üzerinde. Toprak Mahsulleri Ofisi'nin açıklamış olduğu bu yıl için fiyat, yurtdışı fiyatlarının çok çok üzerinde.

Yağışlardan bahsettik, her şeyin güzel gittiğinden bahsettik, peki nasıl ölçüyoruz? Dekar başına verimle ölçüyoruz. Yani geçtiğimiz yıl bir dekar başına 276 kilogram verim alıyorduk biz. Belki dekar dediğimizde çok teknik olmayanlar anlamayabilir diye, genel halk dilinde dönüm diye söyleyelim onu.

Bir dönümden 276 kilogram alınırken biz bu yıl ortalama bunun 400 kilogram ve üzerinde olacağını düşünüyoruz. Yani bu anlamda da çok önemli bir artış var. Bazı yerler var ki özellikle Hububat üretiminde son derece önemli sonuçlar alıyor. İşte Çukurova gibi, Trakya gibi, buralarda da 700 kilogramların üzerine çıkacağını düşünüyoruz. Bunlar çok önemli veriler.

Tabii Toprak Mahsulleri Ofisi bir regülasyon kurumu. Yani piyasada hem miktar hem de fiyat hareketlerini hem üretici hem de tüketici lehine ya da sektör lehine ya da lehine olacak durumları değerlendirip gerektiği zaman piyasaya müdahil olur. Bu zigzagları önlemek adına da bazı ürünler için alım fiyatı açıklar.

TON BAŞINA 16 BİN 500 LİRA TABAN FİYAT AÇIKLANDI

Tabii bu alım fiyatlarının yurt dışı fiyatlarıyla karşılaştırılması da söz konusu. Şunu söyleyebilirim Toprak Mahsulleri Ofisi'nin açıklamış olduğu bu yıl için fiyat yurt dışı fiyatlarının çok çok üzerinde. Peki açıklamamış olsaydı ne olurdu? Şu anda yaklaşık 250 dolarlar civarında bir ton buğdayın fiyatı yurt dışında. Yani yaklaşık 11 bin lira civarında geliyor herhalde bugünkü kurlarla bakarsak.

İçerideki Toprak Mahsulleri Ofisi'nin fiyatının olmaması piyasanın bu rakamlara doğru gelmesini belki de sağlayacaktı. Ne oldu Toprak Mahsulleri Ofisi ton başına 16 bin 500 lira taban fiyatı açıklayarak piyasanın bunun altına düşmesini engellemek adına önemli bir görev üstlenmiş oldu.

"310 LİRA OLARAK BELİRLENMİŞ BİRİM DESTEK FİYATINI GÜNCELLEYECEĞİZ"

En önemli başlıklardan birisi de enerji, yani mazot ve gübre diyelim her ikisi için tarımda çok bu bölgenin önemli bir tedarik bölgesi olması hasebiyle bizi de etkiledi. Ne oldu? Maliyetlerde artış oldu. Üreticilerimiz bunlardan bir bölümüne yakalandı, bir bölümüne o fiyat artışlarıyla beraber üretimini yapmak durumunda kaldı.

Dolayısıyla bizim savaş sebebiyle, çatışmalar sebebiyle, konjonktürel sebeplerle üreticilerimizin mazot ve gübre maliyetlerinde oluşan artışları hesaplayarak 2026 yılı için dekar başına yani dönüm başına 310 lira olarak belirlenmiş birim destek maliyetini, fiyatını güncelleyeceğiz.

Bu oran ne olacak, ne zaman hazırlanacak? Bütün bunları bizim hesaplayabilmemiz için üretim faaliyetlerinin sona ermesi lazım. Yani hasat faaliyetlerinin sona ermesi lazım, hasat dönemlerinin tamamlanması lazım.

Dolayısıyla biz üretim sezonunun sonunda savaşın getirmiş olduğu üretim maliyetleriyle ilgili, girdi maliyetleriyle ilgili artışı, fahiş artışı hesaplayarak 2026 yılı için belirlenmiş olan 310 liralık dekar başına birim destek fiyatına eklemiş olacağız. Çünkü şu anda faaliyetler devam ediyor. Herhangi bir oran ya da bir hesaplama doğru sonuç vermeyecektir.

"BU YIL ÇOK YAĞIŞ OLMASI BİZLERİ REHAVETE SEVK ETMEMELİ"

Tarımsal üretimin kritikliği, stratejik olması, ülkelerin milli güvenlik meselesi olması konusunda hiç kimsenin bir tereddüdü yok. Dolayısıyla hükümetler, devletler kendilerini hem konjonktürel gelişmelere hem de iklim değişikliği başta olmak üzere kontrol edemeyecekleri gelişmelere hazır tutmak durumunda. Aynısını biz de yaptık. Nedir bu? Biz su zengini bir ülke değiliz. Bu yıl çok yağış olması bizleri rehavete sevk etmemeli. Buradan tekrar altını çizelim. Elbette ki tarım dışsal etkilere çok açık bir sektör.

Öngörülebilir olanları var ama büyük oranda öngörülemeyen şartlara bağlı. Peki ne yapmalısınız? Kaynaklarınıza göre bir üretim planlaması yapmanız gerekir. Bununla ilgili bütün yasal düzenlemeler işte 2023 yılının Mayıs ayında tamamlandı. 2024 yılının Eylül ayında Türkiye bitkisel üretimde, hayvansal üretimde, su ürünlerinde üretim planlamasına geçti.

"ÇİFTÇİ GELİRİNİN AZALMASINA ENGEL OLUYORUZ"

Biz Toprak Mahsulleri Ofisi olarak fiyatı verirken o ürünün gerçek maliyeti, piyasa fiyatı, konjonktürel gelişmeler ve pazarlama, pazardaki durumunu da göze alarak bir bütün halinde bu fiyatı veriyoruz. Bunun içerisinde de üretici gelirleri zaten var. Peki olağan dışı durumları olmaz mı? Biraz önce söylediğimiz gibi mazot ve gübrede destek mekanizmasını hesaplarken bir sene öncesinden, yani 2025'te diyorsunuz ki 2026 yılı içerisinde mazot ve gübrenin takribi maliyeti bu kadar olacak ama savaş çıkıyor, çatışma çıkıyor. Ne yapıyorsunuz o zaman?

Sayın Cumhurbaşkanımızın da açıkladığı üzere, bu sizin belirlemiş olduğunuz, tahmin etmiş olduğunuz maliyetlerin üzerine çıktığında da bunları güncelleyerek çiftçi gelirinin azalmasına engel oluyorsunuz. Her halükarda bu önemli bir parametredir. Bugünkü bu bir arada olmamızın da konusu olan tarımın sürdürülebilirliği açısından önemlidir.

Tek başına çiftçi gelirini sadece bir desteğe, bir ürün fiyatına bağlamak değil, politikaların ve onların içeriğinin tümüne bakarak incelemek, analiz etmek gerekir. Ben çok rahatlıkla bunu söyleyebilirim ki bizim üreticilerimizin bugün itibariyle tarımda sürdürülebilirlik açısından gelirleri onların herhangi bir şekilde problem yaşamayacağı seviyelerdedir.

"EN ÇOK GÖZÜMÜZÜN KULAĞIMIZIN BAKTIĞI YER SU OLMALI"

Bugünü baz alırsak, bundan sonra en çok gözümüzün kulağımızın baktığı yer su olmalı. Bütün dünya için durum böyle. Bizim için çok daha önemli. Son 24 yılda yapılmış olan yatırımlar suya ilişkin, suyun depolanmasına, kullanılmasına, ister içme suyunda, ister sulama suyunda Cumhuriyet tarihinin yüzde 60'ı son 24 yılda yapılmış. 10 binin üzerinde su ve sulama tesisi yapılmış. Yaklaşık 4 trilyona yakın bir para harcanmış buraya. Bundan sonra da aynı şekilde devam edeceğiz.

Yani bizim odak noktamız ve yatırım planımız tamamen başlıca kalemlerinden bir tanesi su ve sulama sistemleri. Tabii bütün bunlar bizim almış olduğumuz yağışa bağlı olarak da bizi etkileyecek.

Yani çok iyi depolama sistemlerimiz var, çok ciddi miktarda suyu depoluyoruz ve kullanmak için sistemlerimizi gerçekleştirmişiz. Bu yeterli değil, suyumuzu verimli kullanmak zorundayız. Şunun farkında olmamız gerekir, bir damla su bile kıymeti farkında olunarak kullanılmak durumunda. Böyle yapmazsak ne olur? Geçen sene çok ciddi bir şekilde tecrübe ettik bunu.

Hükümet olarak, bakanlık olarak bütün konsantrasyonumuz su ve sulama yatırımlarından yapmamız gereken, planladıklarımız projeye dönüşmüş olanlar, hali hazırda inşaatı devam edenler, geçen yıl devreye aldıklarımız, işte bu yıl 300'ün üzerinde yine tesisi devreye alacağız. Bütün bunlara devam etmek, o kötü zaman geldiğinde bunlara hazırlık olmak.

"BAZI GÜBRE TÜRLERİ İÇİN GÜMRÜK VERGİLERİ VARDI BUNLARI KALDIRDIK"

Tarımsal üretim için gübre son derece önemli, çünkü birimi direkt etkiler. Biz de bununla ilgili aslında ilk 12 Gün Savaşları'nda olacakla ilgili bir sinyal almıştık. Dolayısıyla ilgili birimlerimiz gübre tedariki ile ilgili genel durumumuzu gözden geçirerek geçtiğimiz dönem için konuşuyorum bunu. Ne olabiliri konuşuyorduk.

Daha sonrasında bu olay patlayınca ilave tedbirler alarak bizim ilkbahar döneminde üst gübreleme dediğimiz, artık ürünlerin gelişim döneminde kullanılması gereken gübrelerle ilgili dünyanın birçok ülkesi problem yaşarken biz bunu yaşamadık. Çünkü tedarikimiz vardı. Tabii ek tedbirler almamız gerekti. Ben buradan Ticaret Bakanımıza da teşekkür ediyorum. Hazine Maliye Bakanımıza da keza. Çünkü bazı gübre türleri için gümrük vergileri vardı. Bunları kaldırmış olduk.

Aşağı yukarı 10 yıllık bir süre içerisinde kullanılmayan amonyum nitrat diye bir gübre vardı. Bu bir ikame gübre aslında. Bununla ilgili İçişleri Bakanlığımıza teşekkür ederim. Özellikle güvenlik sebebiyle 10 yıldır kullanılmayan bu gübreyle ilgili kullanım kararı aldık. İşte bir takım diğer tedbirlerle birlikte o dönemi geçirdik.