Şi'den Biden'a, "Tayvan, aşılmaması gereken ilk kırmızı çizgimizdir" mesajı

Yayın Tarihi: 14 Kasım 2022 Pazartesi 21:30:00

Güncelleme Tarihi: 14 Kasım 2022 Pazartesi 21:30:00

Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, G20 Zirvesi için gittiği Endonezya'nın Bali Adası'nda ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı görüşmede Tayvan sorununun, "ABD-Çin ilişkilerinin siyasi temeli ve aşılmaması gereken ilk kırmızı çizgisi olduğunu" vurguladı.

İki lider arasında 3,5 saat süren yüz yüze görüşmeye ilişkin Çin tarafından yapılan açıklamaya göre, Şi görüşmede Tayvan sorununa ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Çin'in topraklarının parçası olarak gördüğü Tayvan ile egemenlik ihtilafının çözümünün tamamen Çin halkının sorunu ve ülkenin "iç işi" olduğunu vurgulayan Şi, "Çin'in temel çıkarı olan Tayvan sorunu, Çin-ABD ilişkilerinin siyasi temeli ve aşılmaması gereken ilk kırmızı çizgisidir" dedi.

Şi, Tayvan ile yeniden birleşmenin, Çin halkının ulusal dirilişi gerçekleştirme ve toprak bütünlüğünü yeniden kurma ülküsünün temeli olduğunu belirterek, "Tayvan'ı Çin'den ayırma arayışında olan her kimse, Çin ulusunun temel çıkarlarını ihlal ediyor demektir ve Çin halkı buna müsaade etmeyecektir" ifadelerini kullandı.

Tayvan Boğazı'nda barış ve istikrarı arzuladıklarını ve buna bağlı olduklarını vurgulayan Şi, "Ancak Boğaz'ın iki yakası arasındaki barış ve istikrar ile 'Tayvan'ın bağımsızlığı' ateş ve su gibi uzlaşmazdır" diye konuştu.

Şi, Başkan Joe Biden'ın, ABD'nin Tayvan'ın bağımsızlığını desteklemediği, Tayvan'ı Çin ile rekabette veya onu çevrelemek için araç olarak kullanma niyeti olmadığını pek çok kez dile getirdiğini anımsatarak, Washington yönetimini, söylemlerini ve güvencelerini gerçek eylemler ile desteklemeye ve "tek Çin" politikası ile ABD-Çin diplomatik ilişkilerinin temelini oluşturan Üç Ortak Bildiri'deki taahhütlerine uymaya çağırdı.

PELOSİ'NİN ZİYARETİ VE TIRMANAN GERİLİM

Biden ve Şi'nin görüşmesi, ABD Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi'nin ağustos başında Tayvan'ı ziyareti nedeniyle iki ülke arasında yaşanan gerilimin ardından yapılan ilk görüşme oldu.

Ada'yı egemenlik sahası olarak gören Pekin yönetimi, ABD'den üst düzey bir siyasi yetkilinin ziyaretinin Tayvan'ın bağımsızlığını savunan Ada'daki hükümeti cesaretlendirici bir adım olacağını savunarak ziyaret karşı çıkmış, fakat Pelosi'nin uyarılarına rağmen gerçekleştirdiği ziyaret, gerilimi doruğa çıkarmıştı.

Çin ordusu, ziyaretin ardından Ada çevresinde askeri tatbikatlar başlatmış, 7 gün süren tatbikatlar Ada'nın çevresinde fiili abluka oluşturmuştu. Gerçek silah ve mühimmatın kullanıldığı tatbikatlar sırasında Çin ana karasından ateşlenen güdümlü füzeler, Tayvan yakınlarındaki sulara düşmüştü.

Çin yönetimi ayrıca ziyaret nedeniyle Pelosi ve ailesine de yaptırım uygulayacağını bildirmiş, ABD yönetimiyle bazı ikili diyalog ve iş birliği mekanizmalarını durdurduğunu açıklamıştı.

ÇİN-TAYVAN ANLAŞMAZLIĞI

Çin'de İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Çan Kayşek liderliğindeki Çin Milliyetçi Partisi (Koumintag) güçleri ile Mao Zıdong önderliğindeki Çin Komünist Partisi (ÇKP) güçleri arasında yaşanan iç savaşta galip gelen Komünistler, 1 Ekim 1949'da Çin Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu ilan etmişti.

İç savaşı kaybeden Koumintag üyeleri ise Tayvan'a yerleşip 1912'de kurulan "Çin Cumhuriyeti" iktidarının Ada'da devam ettiğini ileri sürerek Taipei'de geçici hükümet kurmuştu.

Çin Halk Cumhuriyeti'nin, kendi topraklarının parçası olduğunu savunduğu Tayvan, 1949'dan bu yana fiili bağımsızlığa sahip bulunuyor. Çin ana karası ile Tayvan arasındaki ayrılık ve egemenlik ihtilafı hala sürüyor.

Pekin, "tek Çin" ilkesini vurgulayarak Tayvan'ın dünya ülkeleriyle müstakil diplomatik ilişkiler kurmasına, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kuruluşlarda temsil edilmesine karşı çıkıyor, kendisini tanıyan ülkelerin Tayvan ile diplomatik ilişkileri kesmesini şart koşuyor.

ABD, 1979'da Çin Halk Cumhuriyeti'ni tanıma kararı alarak "tek Çin" politikasını benimsemiş ve Pekin'i tüm Çin'in meşru hükümeti olarak kabul etmişti. Washington, aynı yıl çıkardığı Tayvan İlişkileri Yasası ile de, Tayvan halkı ile gayrı resmi ekonomik ve kültürel ilişkileri sürdüreceği, Ada'nın öz-savunmasını sağlayacak askeri kapasiteye sahip olması için destek sağlayacağı ve bölgedeki statükoyu tek taraflı değiştirmeye yönelik eylemlere karşı çıkacağı taahhüdünde bulunmuştu.