Peru'da hükümet karşıtı protestolar

Yayın Tarihi: 31 Ocak 2023 Salı 14:16:00

Güncelleme Tarihi: 31 Ocak 2023 Salı 14:16:00

Peru'da Dina Boluarte hükümeti, oldukça sert müdahalede bulunsa da protestolar bastırılamıyor.

Nilay Ökten Kemaloğlu Peru'da yaşanan olayları, arka planını ve muhtemel senaryoları AA Analiz için 3 soruda kaleme aldı.

Peru'da ne oldu?

2022 yılını olaylı bir şekilde tamamlayan Peru, 2023'ün ilk haftalarını da protestolarla geçiriyor. Aralık ayından itibaren, görevinden azledilen eski Cumhurbaşkanı Pedro Castillo'nun destekçisi vatandaşların yeni hükümete ve Kongre'ye yönelik siyasi ayaklanması ülke gündeminin ana maddesi olarak yerini koruyor. Dina Boluarte hükümeti protestolar karşısında oldukça sert müdahalede bulunsa da protestolar bastırılamıyor.

2021 genel seçimlerinde başkanlık yarışını kazanan Pedro Castillo, Kongre'nin hükümete karşı sert muhalefetiyle karşılaştı. Lima'nın seçkin elitist grupları, medya organları, Evanjelik Hristiyanlar, iş dünyasının önde gelenleri ve silahlı kuvvetler tarafından desteklenen aşırı sağ gruplar seçimden sonra Castillo'nun görevden alınması için pek çok girişime imza attı. Seçim iptali, yeni seçim ve askeri darbe talepleri sıkça dile getirildi ve tehditler havada uçuştu.

Kendisine karşı "ahlaki yetersizlik" suçlamasıyla Kongre'de gensoru önergesinin sunulacağı gün Castillo, Kongre'yi feshettiğini ilan etti ve acil bir sokağa çıkma yasağı getirildi. Başbakanın da içinde bulunduğu birçok bakan art arda istifalarını açıkladı. Anayasa Mahkemesi ise "gaspçı bir hükümet" olmakla suçlayarak kimsenin Castillo'ya itaat borcu olmadığını ve Silahlı Kuvvetlerin anayasal düzeni tesis etme yetkisini elinde bulundurduğunu açıkladı. Silahlı Kuvvetler de aynı şekilde Castillo'nun bu girişimini reddederek bir bildiriyle Peru'da istikrarı koruma çağrısı yaptı. Acilen toplanan Kongre, fesih girişimini tanımayarak Castillo'yu görevden almak için oylamaya gitti. 107 oydan 101 lehte oyla görevden alınan Castillo'nun başkan yardımcılığını yürüten ve Kongre'ye yönelik fesih kararını reddeden Dina Boluarte aynı gün Kongre huzurunda Başkanlık yemini etti. Castillo 18 ay tutuklu yargılanmak üzere hapse gönderildi.

Protestolarda güncel durum nedir?

Castillo'nun destekçileri ise darbe olarak gördükleri bu hamle sonrasında Dina Boluarte'yi diktatör ilan etti ve hemen seçim yapılmasını talep etti. Protestocular Kongre'nin feshini, kurucu bir meclisi ve yeni bir anayasayı, Dina Boluarte'nin koltuktan ayrılmasını ve Pedro Castillo'nun desteklenmesini ortak amaçlar olarak dile getirerek gösteriler düzenledi. Protestocular lider bir gruptan ya da kişiden bağımsız ve tabandan gelen bir hareket olma özelliğine sahip. İnsanları solcu Aydınlık Yol gerilla örgütünden korumak amacıyla kurulmuş silahlı köylü devriyeler de (Rondas Campesinas) protestolara katıldı. Ülkedeki en büyük sendika Peru Genel İşçi Konfederasyonu (CGTP), Kongre'nin istifasını talep etti. Arequipa İşçiler Federasyonu, Sivil İnşaat Sendikası gibi işçi sendikaları da gösterici gruplar arasında. 14 Aralık'ta olağanüstü hal ilan eden Boluarte hükümeti 15 şehirde sokağa çıkma yasağı ilan etti. Ayacucho'daki protestolarda Peru Silahlı Kuvvetleri'nin havalimanını kapatması sonrasında çatışma başladı. İnsan hakları gruplarının bildirilerine göre Peru ordusu sivillere ateş ederken görüldü ve Bölge Sağlık Müdürlüğü'nün açıklamasına göre 8 kişi öldü, 52 kişi de yaralandı. Eğitim Bakanı Patricia Correa ve Kültür Bakanı Jair Perez katliam sebebiyle 16 Aralık'ta istifa etti.

Güvenlik güçleri 7 Ocak'ta bir muhabiri Juliaca'da bacağından vurdu, genç bir vatandaşa ve annesine saldırdı. Bu görüntülerden sonra 9 Ocak'ta pek çok protestocu Juliaca'daki gösterilere katıldı. Havaalanına yaklaşan göstericilere karşı güvenlik güçleri kontrolsüz bir şiddetle tepki verdi. 17 sivilin hayatını kaybetmesiyle sonuçlanan katliamın haberini yapan gazeteciler için arama başlatıldı. 10 Ocak'ta Peru Başsavcısı Patricia Benavides, Cumhurbaşkanı, Başbakan, İçişleri Bakanı ve Savunma Bakanına yönelik soykırım, cinayet ve yaralama suçlarına bağlı soruşturma başlattı. 13 Ocak'ta İçişleri, Çalışma ve Kadın Bakanları istifa etti ve 15 Ocak'ta 30 günlük olağanüstü hal ilan edildi. 19 Ocak'ta Peru'nun en büyük sendikası grev çağrısında bulundu ve Lima'ya doğru yola çıkan protestocuların sayısı arttı.

  • Olası senaryolar nelerdir?

Peru'da haftalardır durulmayan protestolar ve şiddet olayları sonucunda olası birkaç senaryo öne çıkıyor. Başkan Boluarte'nin protestolara yönelik tüm hamleleri kendi sonunu hazırlıyor gibi görünüyor. Çoğu açıklamasının belgeler ve görüntülerle yalanlanmasının ardından güvenilirliğini kendi destekçileri arasında da yitirmeye başlaması an meselesi. Görevden alınması söz konusu olabilir. Barışçıl gösterilerin hükümetin bu denli yoğun şiddetine maruz kalması ve katliamlarla sonuçlanması Boluarte için tüm diyalog ihtimallerini ortadan kaldırdı. Demir yumruk rejimi uygulayan Boluarte hükümeti otoriteye yaslanarak aradığı çözümü bulana kadar kaç sivilin daha hayatını kaybedeceği sorusu ise gündemin birinci maddesi. Siyasi ve toplumsal kaos devam ettikçe ekonomik kaos da peşinden gelecek. Yabancı yatırıma büyük ölçüde bağlı olan Peru ekonomisinin bu denli istikrarsız ve güvensiz bir ortamda yabancı yatırımcıyı çekmesi imkansız. Dolayısıyla ekonominin belkemiği olan yatırımların yoksunluğunu çeken Peru için protestolar bitse dahi siyasi istikrarın sağlanamaması halinde ekonomik zorluklar uzun süre gündemde olacaktır. Siyasi istikrarın sağlandığını ispat etmek ve yatırımcıyı Peru piyasalarına çekmek ise çok daha uzun bir süreç. Her koşulda Peru ekonomisini daha büyük zorluklar bekliyor.

Tüm bu ihtimaller sonucu aslında iki yol öne çıkıyor. Birincisi, protestoların bastırılması konusunda şiddetin işe yaramaması ve hükümetin protestocuların taleplerini yerine getirmeye mecbur kalması. Bu yolda protestocuların istekleri doğrultusunda yeni bir kurucu meclis, anayasa ve Pedro Castillo'nun serbest kaldığı bir siyasi düzene gidecek olan Peru için çok fazla belirsizlik söz konusu olacak. Bu senaryoda, bundan sonra otoriteye dayalı rejimlerin kolay kurulamayacağı ve korku yönetimiyle halkın baskılanamayacağı gerçeği net bir şekilde ortaya çıkacaktır.

İkinci yol ise ülkeyi oldukça tehlikeli bir düzeye götürme ihtimali bulunan, hükümetin şiddet uygulamasının başarılı olması ve protestoların bu şekilde sona ermesi durumudur. Bu durumda hükümet şiddet ve korku yoluyla amacına ulaşarak, Kongre desteğini arkasında tutan diktatör bir rejimle Peru'yu demir yumruk yönetimine mahkum edebilir. 'Bu durum ne kadar kalıcı olur?' sorusu baki kalırken hükümet otoriter yönetimini asker, polis ve elitlerle sürdürerek, günün sonunda Peru halkını yeniden ayaklanmaya teşvik edebilir. Bu ise bir kısır döngü şeklinde ülke siyasetine hakim olarak ülkeyi yaşanabilir olmaktan çıkarabilir.

Şu an için erken seçimin Kongre tarafından kabul edilmesiyle ilgili atılacak adımlar hayati nitelikte görünüyor.

[Nilay Ökten Kemaloğlu, Marmara Üniversitesi Araştırma Görevlisi]

* Makalelerdeki fikirler, yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.