yazarresmi
Prof. Dr. Mehmet Çelik

mehmetcelik@gunes.com

11 Ocak 2017

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Vatan sevgisi, bu’dur! 

Bir milletin istikbalinin, bir ülkenin geleceğinin en büyük teminatı, insandır. Tarih, ekonomisi ve silahlı gücü ne kadar iyi olursa olsun, insan unsuru açısından “milli damarı, kültürel genetiği” güçlü olmayan ülkelerin parçalanıp dağılmalarının örnekleriyle doludur. 

Her insan topluluğu yaşadığı coğrafyayı sever. İnsanın yaşadığı coğrafyayı sevmesi; evini, tarlasını sevmesi gibidir. İnsanoğlu, yeri geldiğinde o çok sevdiği evini de satar, tarlasını da satar. Bu satışın arkasından gözyaşı dökmez, hatta menfaatine uygun satmışsa ardından göbek de atar. Yaşadığı coğrafyayı,  o coğrafyanın kendisine sağladığı imkanları, nimetleri sevmek başka bir şeydir, vatan sevgisi başka bir şeydir! 

Yemen’de hayatını kaybeden Çorumlu Yusuf’un, Sarıkamış’ta hayatını kaybeden Siirtli Hasan’ın, Çanakkale’de hayatını kaybeden Şamlı Abdurrahman’ın bu coğrafyalarda ne gibi bir menfaati olabilir?.. Hayatları boyunca, o coğrafyalara ayak basma, görme ihtimalleri olmayan bu insanlar, koşa koşa hiç tanımadıkları o coğrafyalara gidip hayatlarını feda etmekten çekinmediler. 

Toprağı, arsa ve tarla olmaktan çıkaran; bastığımız, alıp-sattığımız, hatta yeri geldiğinde hiç tanımadığımız birilerine bağışladığımız o toprak parçasını vatan haline getiren, bizim inançlarımızdır. Yaklaşık 40 yıldır, bu coğrafyanın insanları binlerce yavrusunu bu uğurda kaybetti… Ülkenin her köşesinde, her gün bir şehidini bu toprakların koynuna emanet etti… Ağzından sadece “vatan sağolsun”  kelimeleri döküldü. 

Yaşadığı coğrafyanın sadece nimetleri peşinde koşan, hayat felsefesi yatak odası ile tuvalet arasına döşenen bir borudan ibaret olan, kendisi için vatan’ın lügatlerde sadece beş harfli bir kelime olduğuna inanan, vatan için bir “uyuz kedisini” bile fedâ etme genetiğine sahip olmayan, insandan vatan sevgisi beklemek beyhude bir gaflettir! 

Bu nedenle, milletinin ve vatanının istikbalini düşünen toplumlar, insan unsurunu çok önemsemelidirler. Devleti yönetenler, eğitim ve öğretim için modern ve lüks fiziki mekanlardan önce, istikbalini teslim edeceği çocukları için “müfredatı”  düşünmelidirler. Onların beyinlerine ve ruhlarına hitap edecek, vatan ve millet sevgisini hücrelerine işleyecek müfredat üzerinde kafa yormalıdırlar… Ruhu olmayan bir eğitim, bu çocukları sadece nefislerini okşayan, onları bencil yapan, hayatı nefsini ve bedenini tatmin eden bir süreç olarak görür… Vatan, millet kavramı ruhlarından silinir… Hayatta bir tek hedefe kilitlenirler: Daha iyi nerede ve nasıl yaşarım!.. Türkiye ile ABD fark etmez!.. 

Bu psikoloji ile yaşayan çocuklar Ömer Halisdemir’i, Fethi Sekin’i anlamazlar, hatta yanlış anlarlar: salak köylü!.. 

Şehitliğin her türlüsü muazzezdir!.. Cephede hayatını kaybeden asker de, teröre kurban giden sivil de…  Ama Ömer Halisdemir’deki Fethi Sekin’deki ruh başkadır!.. İşte bu ruh, vatan sevgisinin zirvesidir!.. 

Bu milletin çocuklarının vatan sevgisi idolları bunlar olmalıdır!.. Eğitim sistemimiz bu ruhu ilmek ilmek yeni nesillerinin şuur altına sabır ve titizlikle işlemelidir!