• Bist 100
    86.796
  • Dolar
    6,0560
  • Euro
    6,7695
  • Altın
    248,7850
İstanbul
19 / 26
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Her şey aslına rücu eder mi? 

İngiltere’nin Brexit süreci, AB’nin misyonunu ifa ettiği gerçeğini teyit etmektedir. İngiltere gibi 50’den fazla açık sömürgeye sahip bir ülkenin bir anda ana bileşenleri İskoçya, Galler ve İrlanda'yı kaybetmekle yüz yüze gelmesi, Brexit sürecinin ana faktörünü oluşturmaktadır. 

AB’nin mimarları, süreç ilerledikçe Avrupa'yı atomize edecek yasal altyapı ve prosedürleri birer birer realize ederek Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı ile nihai AB yapılanmasının ana hedefini de belirlemiş oldular. “Birlik içinde çokluk” olarak ortaya çıkan bu ana hedef, Batı dünyasının şekillenmesinde önceki evreleri yeniden mimarize etmektedir. 

Böyle bir sürecin sosyolojik, kültürel, ekonomik ve siyasal etaplarının geriye doğru işleyerek prenslikler dönemine benzer bir yerelleşmeyi tedrici olarak sağlayacağı beklentisi büyüktü. Fakat süreç öncelikle İngiltere ve İspanya’yı ufalamak gibi tedrici beklentiyi aşan bir “hız”a ulaşınca İngiltere, AB’den ayrılmasını gerekçelendirmekte zorlanmadı. Avrupa dış dünyaya uyguladığı böl, parçala ve yut stratejisinin bir anda gayet yasal olarak ve kendi isteği ve desteği ile Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı bağlamında “kendisini yiyeceğini “ yani minimize edeceğini bizzat görmüş oldu. 

Önümüzdeki tekno-kültürel süreçler ve güncellenmiş mistisizm çağı ile tarihin yeniden yorumu ve lansmanı, AB’nin “birlik içinde çokluk” hedefini realize edecek tedrici süreçleri hazırlayacaktır. Aslında AB’yi tasarlayan beyinin hareket noktası, “her şey aslına rücu eder” şeklinde ifade edilen çok da bilindik bir küresel gerçeğe dayanmaktadır. Bu motto, gerçekten de tarihsel derinliğe sahip bir “sihir”e sahiptir. 

“Herşey aslına nasıl rücu eder” diye tarihe bakıp cevap arayanların karşısına şüphesiz strateji bilimi ve “insan” denen malum varlığın zaafları çıkmaktadır. 

Tarihi bilinmesi ve okunması gerektiği gibi bilir ve okursanız, tarih bir bireyi, bir topluluğu ve bir milleti küresel liderlik tahtına taşır. Bu ilme sahip olanlar bugün, “her şey aslına rücu eder” mottosuna, beyin ameliyatı yapan cerrah titizliği ile ruh üflemeye çalışmaktadırlar. 

İngiltere’nin geçtiği Brexit sürecinin AB’nin diğer ülkeleri için de geçerli olup olmaması için öncelikle “Doğu”nun yontulması ve yeni bir şekle kavuşturulması kaçınılmazdır. Doğu istenen biçime kavuşturulunca AB’nin “birlik içinde çokluk” olarak tasarlanan “hedefi”, realize olacak yaşam alanını bulmuş olur. Yani çığ bir defa yuvarlanmıştır. 

İspanya, İtalya, Fransa, Yunanistan, Almanya ve sair ülkeler AB’den çıksalar da çıkmasalar da AB misyonunu ifa etmektedir. Böylesi bir jeopolitik geleceği tasarlayanların bu ana hedefi inşa edecek kültürel alt yapıları ve zihniyet dönüşümlerini sağlayacak etapları planlamamış olmaları düşünülemez. Ki çığ zaten kendi yolunu kendi açar. Yeter ki başlangıcı iyi hesap edilsin. 

Bu bağlamda “herkes kendi kazdığı kuyuya düşer” atasözü bir başka tarihsel gerçeği işaret etmektedir: Herkes ürettiği zihniyetin ürünlerini bir müddet sonra sofrasında bulur. 

İşte tam bu noktada ilim ve bilim devreye girer. İnsan üretimi tüm kültürel “ürünler” birer silaha dönüşür. Allah’ın çalışana verdiği gerçeği burada bir kez daha açığa çıkar. Ve “çalışma nasıl olursa Allah onu karşılıksız bırakmaz” sorusunun cevabını bilip bilmemeniz sonucu belirler. 

Çıkacağınız yol, araç ve gereçleri belirler. 

Ömer Özkaya Diğer Yazıları