YAZARLAR

Batı’daki Fay Hatları (6)

Batı’nın ekonomik, bilimsel, teknolojik yardıma ihtiyacı yok. Batı’nın zihinsel ve insani değerler yardımına ihtiyacı var. Helsinki İnsan Hakları Beyannamesi’ni yazmış olmalarına rağmen küresel anlamda en büyük adaletsizliği bunlar yaptılar. Çünkü Helsinki İnsan Hakları Beyannamesi kendi toplumları için yazıldı. Bunu küresel anlamda uygulasalardı tüm dünya Hıristiyan olurdu. Uygulasalardı herkes Hıristiyan mı olurdu, hayır, herkes onu kendine göre dönüştürürdü. Çünkü Hıristiyanlık denilen şey zaten, tarihte de bir kültür idi, bugün de bir kültür. Çok çaba sarf etmelerine rağmen bir din haline getiremediler. Ancak bazen kültürler de, din işlevi görebilir, nitekim gördü de… Mesela SSCB’de komünizm kültürü, en azından Komünist Parti yönetim çevrelerinde, bir din gibi algılanabildi ve yaşanabildi. Batı’da Hıristiyanlık toplumsal hayatın içinden çekilip alındı ama ustalıkla devletin içine enjekte edildi, kullanılıyor. 

Bu kapsamda en önemlisi Batı’nın zihni fay hatları… Zihniyet dünyasındaki atlas, çok farklı bir atlas. Hem yüksek insani değerleri barındıran, hem de en süfli değerleri barındıran bir zihinsel atlasla karşı karşıyayız. Ve bu çatışma bitmeyecektir, ama bu çatışma, kendi menfaatleri sözkonusu olduğunda anında sona eriyor. 

Siz geri kalmışlığınızı bitirmezseniz, kullanılırsınız. Parası olan, aklını kullanan, geri kalmışları çok rahat kullanır. Burada bir düşmanlık da aramamak lazım. Aslan’ın ceylanı avlaması gibi… Düşmanı değil, ama yaşaması için onu yemesi gerektiğini biliyor. Evrenin kanunları ve yasaları var, bunları çalıştırmamız lazım. 

Batı’nın zihinsel fay hatları hepsinden önemli. Bu fay hatları kapanırsa belki insanlık rahat edebilir. Batı hümanizmayı oluşurmuş ve bunu küresel hale getirebilmiş değil. Batı insanı yücelten bir değerler sistemi oluşturmuş ve bunu küresel bir hale getirebilmiş değil. Kendi insanları için hümanizma üretti, kendi insanları için insan hakları ve adalet üretti ama bunları dünyaya yaymamak için de elinden geleni yaptı. Kendi insanları için demokrasi üretti, ama bunu dış dünyaya farklı şekillerde; oralardaki farklılıkları derinleştirmek için kullandı. Bundan dolayı da Batı’yı kınayamayız. “Ben böyle yapacağım, çükü kazanmak zorundayım” diyor ve yapıyor, biz tersine bir önlem alamıyoruz, çünkü beynimiz yeterli değil. Bu neden? Çünkü onlar gibi beyinsel bir efor sarfetmiyoruz, ekonomik, askeri efor sarfetmiyoruz, ama onlar sarfediyor. 

Yakın tarihimizde İbnülemin Mahmut Kemal dışında Batı ayarında titiz çalışma yapan başka pek adamımız yok. Batılılar inanılmaz gayret sarf ediyorlar, on binlerce sayfa yazıp çiziyorlar. Türkiye’de binlerce sayfa karalaması olan bir bilim insanımız var mı? Albert Einstein’ın karalamaları toplam 1,5 ton ağırlığında. Türkiye’de, bırakalım 1,5 tonu, 500 kg karalaması olan bir bilim insanımız var mı? Batı’yla aramızdaki fark buradan doğuyor, yoksa başka bir fark yok. İster Hıristiyan olsun, isterse ateist, Allah, çalışana veriyor. Hz. Musa ile Firavun’un bir hikâyesi bunu gayet güzel anlatıyor. Bu kıssalar bize geldiği halde ibret almıyoruz, hâlâ da alamadık. Maalesef dramımız bu. (bitti) a

Ömer Özkaya Diğer Yazıları

Operasyon 

18 Temmuz 2018

İnsanın geleceği 

15 Temmuz 2018

Evrenin dili

14 Temmuz 2018

Ortak köken 

11 Temmuz 2018

Kur savaşlarından ticaret savaşlarına

08 Temmuz 2018