YAZARLAR

yazarresmi
Ömer Özkaya

omerozkaya@gunes.com

04 Ocak 2018

TÜM YAZILAR İÇİN TIKLAYINIZ

Afrika açılımı (4)

Bugün dünyadaki en geniş diasporalardan biri Afrikalılara aittir. Bu diasporanın öyle bir yayılımı var ki; stratejistler, analistler, politikacılar, askerler, istihbaratçılar ve işadamları, velhasıl dünyadan anlayan hemen herkes, altın madeni bulmuş gibi  ilgileniyor Afrikalılar ile. Afrika’nın insanları gibi kaderi de yüzyıllardır kara ve bu süreç bir sure daha devam edecek gibi görünüyor. 

Afrika’ya, Afrikalılara yatırım yapan zararlı çıkmaz, kömürün elmasa dönüşmesi gibi o yatırımlar bir süre sonra elmas olur. Bunu ekonomik anlamda ifade etmiyoruz, reel olarak Afrika’ya ciddi ve usulüne, evrensel gerçeklere uygun olarak girerseniz, altından bir kubbenin gölgesinde olursunuz. 

İnsanlığın kadim sırlarının önemli bir kısmı da Afrika’nın derinliklerindedir. Bunun bilincinde olanlar uzun yıllardır Afrika’yı keşfetmeye adadılar kendilerini. Yeraltı ve yer üstü zenginlikleri mutlaka çok önemli fakat asıl “büyük zenginlik”, kara insanların kara bahtlarının gizlediği perdenin ardında mıdır? Konunun bu yönü mistik veya spekülatif geldi ise Afrikalıların kaç devlette önemli bir yere sahip olduğuna bakmak yeterlidir: Afro Amerikalılar, Afro İngilizler, Afro Fransızlar, Afro Ruslar, Afro Belçikalılar gibi… 

Dünyayı yerinden oynatacak veya dünyanın eksenini değiştirecek bir manivela gibidir Afrika. Ne büyük talihtir ki Afrika’ya nasıl yaklaşılması gerektiği hususu hala bir muammadır. Afrika’nın künhüne vakıf olacak bilim henüz ortalıkta yoktur. 

Afrika’yı geç keşfedenler genelde dünyadaki rekabette de geridedir. Afrika’ya yaklaşmak bile dünyanın ekonomik, siyasal ve sosyal dokusunu çok radikal ve kalıcı bir şekilde değiştirmiştir. Bugün de dünyada yeni bir Afrika rekabeti ivme kazanmaktadır. Afrika’da rekabet varsa dünyanın coğrafya dışı ekseni bir daha tanımlanacak demektir. 

Bugün dünyayı şekillendiren mistik grupların içinde Afrikalıların da ağırlığı vardır. Hiç bir şeyin göründüğü gibi olmadığı tespiti Afrika’dan başka hiç bir coğrafyaya bu kadar çok yakışmaz. “Afrika’nın siyasal, etnik, sosyal karmaşasının sakladığı pırlanta, elmas veya altın ne olabilir?” sorusu özellikle Batı akademisinin popüler ilgi alanıdır. 

Dünyadaki nesnelerin ilmine erişemeyen insanlık, gerçekten de trajikomiktir. Bu sebeple dünyamızda bazı coğrafyaların sırlarını, ilimlerini, fonksiyonlarını bilmek, gerçek coğrafya bilimine giden kapıları açar. Bu kapıları altın, gümüş, kıymetli mücevherat getirmek için de kullanırsınız, başka âlemlere yükselmek için de. Başka âlemlere yükselirseniz Piri Reis olursunuz, çizdiğiniz hala çizilemez, çözdüğünüz hala çözülemez. Ya da Tibet’e giden yolları bulur, dünyanın bilimsel önderi olursunuz. Fakat Tibet’e ulaşıp da Petersburg’a ulaşamayabilirsiniz. Büyüklüğün, gücün, iktidarın, aklın, bilimin, zenginliğin, ötelerin sırlarını ya Büyük İskender gibi ararsınız ya da akıbet itibariyle Hitler gibi olursunuz. 

Doğu’dakiler niye Batı’ya, Batı’dakiler niye Doğu’ya giderler? Afrikalılar neden zorla yurtlarından çıkarıldılar, neden dünyanın dört bir yanına köle olarak satıldılar? Bu dramın sırrına vakıf olanlar yıldız olur, Ay olur, gezegen olur, hatta Güneş olur. 

Afrika’ya yeniden girmiş olmak, Afrika’ya vakıf olmayı, derununu idrak etmeyi sağlasa, dünyaya Güneş gibi doğarız. (bitti)