YAZARLAR

Mardin Kapısı şen ola! 

İnsan vardır tarife ihtiyaç duymaz da, ‘’Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz’’ sözünün anlamı gereği işi ve yaptıklarıyla anılır ve tarif bulur! 

Bir başka söz de vardır ki, adeta bazı insanların tarifidir, “Eşeğe altın semer vursalar, eşek yine aynı eşektir”.  Bu sözün tarifine uyan insanlar hem ülkemizde hem de dışarıda öyle çok ki! Hele son zamanlarda biri daha öyle bir anırdı ki, anırtısı diğer eşekleri bile kıskandırır cinsten oldu! Kim mi, Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed! Ne dediği ne söylediğine bakmaya bile ihtiyaç yok, değil semeri altın her şeyi altından olsa da kelimenin tam anlamıyla eşek! Eşeğin eşekliğine laf etmek de söz söyleyenin kıymetini düşüreceğinden biz asıl konumuza dönelim. 

Evet, bazı şehirler de vardır ki, adı anıldığında bir çırpıda söz söyleyemezsiniz! Durur, düşünür, yutkunur aklınıza gelenleri demek için kelime hazinenizi karıştırırsınız ancak kelime hazineniz yetmez o şehri anlatmaya. Bu şehirlere en iyi iki örnekten biri Medine, diğeri de Mardin olsa gerek! 

Medine’yi görmeyi, havasını teneffüs etmeyi Allah üç kez nasip etti! Efendimizin (sav) bulunduğu o şehirde, onun kokusu, eşi, dostları var elbette ve bunu kelimeler anlatmaya yetmez! Her üç ziyaretimde de Efendimize duanın hemen ardından eminim ki benim gibi birçok insanın aklına ilk gelen isim de merhum Medine Müdafii Fahrettin Paşa olmuştur! Yukarıda bahsettiğim zamane eşeğinin sözü, o kahramanın şanından zerre götürmez, götüremez! 

Bir de Mardin vardır! 

Bendeniz Anadolu’yu bir anaya benzetirim, sağ yanına yaslanmış bir ana! Başı Trakya, boğazlar- Ege memeleri, İç Anadolu gövdesi, Mardin-Mezopotamya’da rahmi… Medeniyetlerin tohumu Mezopotamya’da atılmış, doğum gerçekleşmiş, boğazlardan ve Ege’den beslenmiştir! İşte ilk kazmanın vurulduğu bu topraklar aynı zamanda ilk tarımın başladığı yer olmuş -tarım eşittir kültür gerçeği gereğince- tüm kültürlere de can vermiştir! 

Mardin, hemen hemen 1987’den beri en sık gittiğim şehirlerden biridir. Oyun bitiminde akşamları Mezopotamya’ya bakarak çayımı yudumlamanın verdiği zevk eşsizdir! Ne hazin ki, son zamanlarda her gidişimde içim yanarak dönmüşümdür! Mardinli saygın, zarif insanların, bolluk içerisindeki çağın nimetlerinden, hizmetlerinden nasip alamayışları kahretmiştir beni! Temizlik timsali insanların çöp dağları içerisinde yaşamaya mahkûm edilişleri, insanlığa, insanlığın tarifini öğretmiş diyarın insanlarının terörle anılır olmaları, hangi vicdana sığar Allah’ım diye, kahrolmuşumdur! 

Dedim ya bazı insanlar vardır ki, onları isimleriyle söylerseniz tarif edemez, hakettikleri değeri de ifade edemezsiniz, işte bunlardan biri de bugün Mardin Valisi, aynı zamanda da Belediye başkanlığı görevini sürdürmekte olan Sayın Mustafa Yaman Beyefendidir! 

Kendilerini, memleketim Ordu’nun yanı başında, Giresun Valiliği döneminden de bilirdim, ama layıkıyla bilememişim ki, bilmem için Mardin’i görmem gerekmiş! 

Yaptıklarını yazmayacağım, lütfen medeniyetler rahmi Mardin’i gidin görün ve ne demek istediğimi bizzat yerinde müşahede edin! 

Sadece şunu yazacağım, oyunumuzun bitiminde bizi otele bırakan şoför arkadaşımıza, ‘’Mardin nasıl bu kadar güzel bir hale geldi?” diye sorduğumda, ‘’ Ağabey, Valimiz başka insan, biz ilk kez devleti gördük! İnsanın devletini hissetmesi çok güzelmiş be ağabey!” deyince gözlerim doldu, ama o konuşmaya devam ederek, “Bizi kahvaltıya davet ediyor, hem de evine” demişti. 

O anlatıyordu ben ağlıyordum! 

Niye biliyor musunuz, ‘’Bu kadar kolaydı madem, neden bugüne kadar bu kadar basit bir şeyi başkaları yapmadı?” diye! 

Sonra oyunumuzun bitiminde, hemen arkamda oturan kızımızın, Sayın Valimize seslenişi geldi aklıma, “Vali amca”! 

Bildim ki ufak gibi görünen şeyleri yapmak için de kocaman bir yürek gerekirmiş! 

Şahsım, milletim adına, sana teşekkür diyorum Sayın Mustafa Yaman Valim… 

Ahmet Yenilmez Diğer Yazıları