20 yıl önce 20 yıl sonra 

“Yaş otuz beş! Yolun yarısı eder. 

Dante gibi ortasındayız ömrün. 

Delikanlı çağımızdaki cevher, 

Yalvarmak, yakarmak nafile bugün, 

Gözünün yaşına bakmadan gider.” 

 Bugünkü yazıma merhum Cahit Sıtkı Tarancı’nın meşhur ‘’Yaş Otuz Beş’’ adlı şiirinden mısralarla başlamak istedim. Yarım asrı geçtiğimden mi, yaşadığımız bu günlerden, havaların bu halde oluşundan mı bilmiyorum ama aklıma geldi işte!  Bu şiirle yazıma başladım başlamasına da Pazar günü köşemde bulabilecek misiniz bilemem! 

Her şeyden önce hayatımızın iki saniyesine bile hâkim değiliz ve yedi düvel tarafından yok edilmeye çalışılan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin vatandaşıyız! Amenna vatan, bayrak, namus söz konusu oldu mu, yardan, anadan, babadan, evlattan, candan geçip, dönmeyi düşünmeden yola çıkanların torunlarıyız. Kader bizim de hanemize böyle şerefli bir yolculuğu nasip ettiyse baş tacı ederiz elhamdülillah! 

 Ancak benim korkum başka; şimdi ben bu şiir ile yazıma başladım ya, bir Cumhuriyet Savcısı çıkar da benim hakkımda dava açar ve bendeniz de mahkûm olur cezaevine girer miyim, diye! 

“Amma da attın” demeyin! 

Bir kere şiirini yazdığım şair Diyarbakırlı, son nüfus sayımına göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti vatandaşlarının ortalama yaşı 30.1,yani ben bu şiirden alıntı yaparak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ölümünü istemiş olabilir miyim? 

Siz şimdi bana, “Hadi oradan!” diyeceksiniz, peki buyurun: 

  “Minareler süngü, kubbeler miğfer,  

  Camiler kışlamız, müminler asker,  

  Bu ilahi ordu dinimi bekler, 

  Allahu Ekber, Allahu Ekber.” 

  Bu mısraları da bilmeyeniniz yoktur, en azından yaşı otuz beşin üstünde olan herkesin bilme ihtimali yüksek. Yine Diyarbakır doğumlu bir şairimize merhum Ziya Gökalp’a ait meşhur, daha doğrusu Sayın Cumhurbaşkanımızın meşhur ettiği şiirden mısralar! Bu şiiri bundan yirmi yıl önce Siirt’te okuyup, “Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik ettiği” gerekçesiyle 10 ay hapis cezasına mahkûm olup cezaevine girmişti!  

Sayın Cumhurbaşkanımız devletin tırlarını jurnallememiş, bu vatanı bölmek isteyen teröristin cenazesine gitmemişti!  

Üstüne üstlük bu devletin kurucu iradelerinden birinin şiirini hem de Siirt’te okumuştu! Akabinde de birileri gazetelerinde  “Artık muhtar bile olamaz” diye manşet atmıştı(!) 

Peki ne oldu? 

Bundan yirmi yıl önce Diyarbakırlı merhum Ziya Gökalp’in şiirini okuduğu için cezaevine giren Recep Tayyip Erdoğan başbakan oldu! Diyarbakır’dan olağanüstü hâl uygulamasını kaldırdı, yolu olmayan bölge duble yollara, her bir şehri havaalanına kavuştu, yetmedi Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru hakkını getirdi! 

Peki, bundan yirmi yıl önce ‘’Artık muhtar bile olamaz’’ manşetini atanlar şimdi ne diyor, ‘’Diktatörlük getirmek istiyor’’(!) 

Onlara diyeceğim şu ki, “Yeni Türkiye”de artık, sizin dediğiniz değil milletin dediği oluyor, size tavsiyem biraz nedamet! 

Atık milletin arasına karışın, tabi yüzünüz kaldıysa!