• Bist 100
    119196
  • Dolar
    6,0849
  • Euro
    6,5728
  • Altın
    313,5420
İstanbul
4 / 13
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA
24 Ocak 2020 Cuma 17:00:52 | Son Güncelleme: 24 Ocak 2020 Cuma 18:22:08

Başkan Erdoğan'dan flaş Libya açıklaması: Tercih değil, yükümlülüktür

Başkan Recep Tayyip Erdoğan ve Almanya Başbakanı Merkel arasındaki görüşme sona erdi. İki lider ortak açıklama yapıyor. Libya'da yaşanan krize ilişkin önemli mesajlar veren Başkan Erdoğan, "Biz Libya’da askeri bir çözümün mümkün olmadığını her fırsatta söyledik. Ulusal mutabakat hükümetine destek vermek bir tercih değil yükümlülüktür" dedi. Almanya Başbakanı Merkel de İdlib'de yaşanan insani krize değinerek "İdlib'den kaçmış olan insanların çadırda bulundukları ve onların durumlarına katkı sağlamak için maddi destek vermeye hazır olduğumuzu ifade ettik." ifadelerini kullandı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Libya Ulusal Mutabakat Hükümeti Başbakanı Fayiz es-Serrac'ı yalnız bırakmayacaklarını belirterek, "Kendilerine elimizden gelen bu noktadaki desteği vermekte kararlıyız. Buraya giderken TBMM'den kahir ekseriyetin almış olduğu kararla zaten askerimizi gönderiyoruz. Askerimiz orada bu eğitim çalışmalarına gerekli desteği verecek." dedi.

Erdoğan, daveti üzerine İstanbul'a çalışma ziyaretinde bulunan Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Vahdettin Köşkü'nde bir araya geldi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ikili görüşmenin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında "Hafter'in saldırılara devam etmesini eleştirdiniz. Türkiye ne zaman müdahale edecek. Bu konuda 'Türkiye'nin asker göndermesi söz konusu' dediniz. Silah ambargosuna uyacak mısınız?" şeklindeki soru üzerine, şu anda Libya'da askeri güçlere, özellikle de Serrac yanlısı güçlere eğitim vermek, onları belirli noktalarda yetiştirebilmek için TBMM'de süreci tamamlayarak yapılan yasal düzenlemeyle Libya'ya heyetin gönderildiğini söyledi.

Erdoğan, "(Libya) Burada biz Serrac'ı yalnız bırakmayacağız, kendilerine elimizden gelen bu noktadaki desteği vermekte kararlıyız. Buraya giderken TBMM'den kahir ekseriyetin almış olduğu kararla zaten askerimizi gönderiyoruz. Askerimiz orada bu eğitim çalışmalarına gerekli desteği verecek." diye konuştu.

Türkiye'nin Libya ile 500 yıllık geçmişi olduğunu dile getiren Erdoğan, onların da Türkiye'ye yaptığı davetin böyle bir hakkı doğuracağını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin meşru olarak tanıdığı Serrac'a ve onun ordusuna böyle bir destek verildiğini aktararak, şunları kaydetti:

"Hafter'in böyle bir tanınırlığı söz konusu değil ama Hafter nasıl bu şekilde bazı ülkeler tarafından tanınıyor, bunu anlamakta zorlanıyoruz. Nitekim, Moskova'ya çağrılmışlardır, oradan kaçmıştır adeta. Ondan sonra Berlin sürecine yine davet edilmiştir. Berlin sürecinde de yine ne yazık ki 55 maddelik açıklanan, belirlenen metne de yine imzasını koymamış, daha sonra koyacağı söylenmiştir. Daha sonra aldığım bilgiye göre, bugün Sayın Şansölye'den bunu aldım. 28'inden sonra bu askerlerin belirlenen 5+5'e isim verdi, oraya katılacağına dair şimdi de bazı şeyler söyleniyor. Bunlar tutarlı şeyler değil ve sürekli olarak eğer bu tür bir insan şımartılırsa, böyle bir insana bu tür destekler verilirse ki bu desteklerin arkasında Abu Dabi yönetimi var, Mısır var. Bunlar ciddi manada tabii her türlü silah desteğini veriyorlar. Wagner yine bu işin arkasında var. Wagner'in arkasında da kimlerin olduğu malum. Bunun dışında Sudan'dan yine 5 bin, 6 bin civarında kara gücü burada söz konusu. Bütün bunlar olurken 500 yıllık bir maziye sahip olan Türkiye'yi Libya'ya davet eden bu dostlara, bizim 'Hayır' dememiz zaten mümkün değildi. Bizler de buna bu şekilde cevabı verdik. TBMM'den de yine kararı çıkardık."

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Suriye'nin İdlib kentinden rejimin saldırıları nedeniyle kaçanların çok zor şartlar altında yaşamaya çalıştığını belirterek, bu kişilerin durumunun düzeltilmesi amacıyla maddi destek verebileceklerini söyledi.

Merkel, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile İstanbul'daki Vahdettin Köşkü'nde görüşmesinden sonra düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede, İdlib'deki insani durumu ele alındıklarını dile getiren Merkel, bu kişilerin çadırlarda kış mevsimini geçirmeye çalıştıklarını ve zor şartlarda yaşadıklarını kaydetti. Merkel, "İdlib'den kaçanların insani durumunu düzeltmek için maddi katkıya hazır olduğumuzu söyledik." ifadesini kullandı.

Merkel, bu kişilere daha sağlam barınma imkanları sağlamanın önemine dikkati çekti.

"BERLİN'DE KABUL EDİLEN MADDELER BMGK'DE ONAYLANACAK"

Merkel, görüşmelerde Libya meselesinin de gündeme geldiğine işaret ederek, "(BM'nin Libya Özel Temsilcisi Ghassan) Salame'nin girişimleriyle askeri komitenin tekrar bir araya gelmesi söz konusu. Libya'da kırılgan ateşkesin sağlam bir ateşkese dönüşmesi için çaba harcanması gerekiyor." diye konuştu.

Bu süreç konusunda Birleşmiş Milletler (BM) nezdindeki meşru Ulusal Mutabakat Hükümeti (UMH) Başbakanı Fayiz es-Serrac'ın da açık olması ve sürece katkı sağlamasının çok önemli olduğuna dikkati çeken Merkel, Libya'nın doğusundaki gayrimeşru silahlı güçlerin lideri Halife Hafter tarafından da olumlu adımların atılması ümidini dile getirdi.

Libya konusunda Almanya'da düzenlenen Berlin Konferansı'nda alınan kararlara ilişkin Merkel, ateşkesin yer yer ihlal edildiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Şu anda önemli olan askeri komitenin toplanması. Bu anlaşmanın ve sonuç bildirgesinin ötesinde Salame'ye komitenin üyeleri, önerilen isimler bildirildi. Ben tabii ki bütün çatışmaların hemen sonlanacağını beklemiyordum. Şu anda çok kırılgan bir denge var. Tarafların 55 maddeyi kabul etmeleri çok önemliydi. Aslında bu maddelere uyulması zor bir süreç. Almanya olarak biz yoğun şekilde bu süreci takip ediyoruz ve toplantıdaki diğer ülkeler de gerginliğin tırmanmaması için ellerinden geleni yapacaklarını ifade ettiler. Bu 55 madde toplantıya katılanlar tarafından kabul edildi ve daha sonra BM Güvenlik Konseyinde onaylanacak. Serrac ateşkesi de kabul etti. Hafter sadece ateşkesi kabul etti ve askeri komite için isim bildirdi. İlk hedef şu ana kadar taraflardan birine destek verenlerin bir araya gelmesiydi."

SURİYELİLERE DESTEK VERİLECEK

Merkel, İdlib’den kaçan Suriyelilere yardım hakkında, "AB'nin mülteciler konusunda 3 artı 3 milyar avroluk desteğin dışında destek vereceğini düşünüyorum." dedi.

Şu anki siyasi durumda kısa vadede İdlib’den kaçanların geri dönmesinin söz konusu olmadığını belirten Merkel, "Biz burada destek vermeye hazırız. Özellikle İdlib’den Türkiye’ye doğru kaçanlar çadırlarda kış mevsimini geçirmeye çalışıyor. Onlar için Kızılay ile sabit barınaklar, binaların yapılması söz konusuymuş. Bu çabalar için Almanya olarak destek vermememiz mümkün olabilir." diye konuştu.

AB'DEN BEKLENTİLERİMİZİ AKTARDIK

Türkiye ve AB ilişiklerini de görüşmelerimizde ele aldık. Önümüzdeki dönemde AB'den beklentilerimizi aktardık.

Geçtiğimiz aylara Barış pınarı harekatını bahane eden terör örgütü yandaşları Almanya'da vatandaşlarımıza saldırlar gerçekleştirdi. Bu saldırıları lanetliyorum. Bu eylemelerin görmezden gelinmesi mümkün değildir.

Almanya'dan sorumluların cezalandırılmasını özellikle bekliyoruz.

Türkiye ve Almanya göç konusunda Avrupa'nın yükününü büyük bölümünü üstlenmiş vaziyettedir.

4 milyon insanın yaşadığı İdlib son günlerde rejimin saldırılarına maruz kalmaktadır.

Bugün sayın Merkel'e bu konuda neler yaptığımızı özellikle barınma konusunda neler yapmakta olduğumuzu aktardık.

LİBYA'DA ASKERİ BİR ÇÖZÜM MÜMKÜN DEĞİL

İdlib'deki vahşetin son bulması için herkesin rejim üzerinde baskı kurması gerekmektedir.

Biz Libya'da askeri bir çözümün mümkün olmadığını her fırsatta söyledik.

HAFTER GERÇEKLEŞTİRDİĞİ BU SALDIRILARLA...

Ulusal mutabakat hükümetine destek vermek bir tercih değil yükümlülüktür. Darbeci Hafter'in saldırıları bu şahsın uzlaşma amacında olmadığını göstermiştir.

Biz her şartta Libyalı kardeşlerimizi bu zor günlerde yalnız bırakmamakta kararlıyız.

Libya savaş baronlarına terk edilemeyecek kadar önemli bir ülkedir.

Merkel'in açıklamalarından satırbaşları:

Bu sabah Alman Ticaret Odası'yla yaptığım görüşmede yerleşik Alman şirketlerinin eğitim faaliyetlerine de katkı sağlayabileceklerini konuştuk. Ticari ekonomi ilişkilerimizi ortak komisyonun çalışmalarıyla katkı sağlayabileceğimizi konuştuk.

Alman vatandaşı olan ve yurt dışına çıkış yasağı bulunan tutuklu bulunan alman vatandaşlarının durumlarıyla ilgili görüşmeye niyetli olduğumuzu ilettik.

Burada görevli Alman gazetecilere akreditasyonlarının verilmesi de konuştuğumuz konulardan biriydi.

İdlib'deki durumu da ele aldık. Oradan kaçan insanların çadırlarda barındıklarını ve onların durumumun düzletmek için maddi katkı sağlamaya hazır olduğumuzu ilettik.

HAFTER TARAFINDAN DA OLUMLU ADIMLARIN ATILMASINI BEKLİYORUZ

Alman şirketleri gümrük birliğinin modernizasyonuyla birlikte ilişkilerin daha iyi olabileceğini söylediler.

Libya'daki kırılgan ateşkes kalıcı barışa dönüşmeli. Umuyoruz ki Hafter tarafından da olumlu adımların atılmasını bekliyoruz.

Türkiye'nin mülteciler konusunda sağladığı destekleri takdir ettiğimizi ifade ettik.

3,5 milyon ve belki de daha fazla mültecinin burada kabul edilmesinin çok önemli olduğunu belirttik.

SORU CEVAP

(Türkiye Libya'da ne zaman müdahale edecek? Silah ambargosuna uyacak mısınız?)

ERDOĞAN: Şu anda oradaki askeri güçlere Sarrac yanlısı güçlere eğitim vermek için TBMM'den de süreci tamamladık. Buradan çıkarmış olduğumuz yasal düzenleme ile heyetimizi gönderdik gönderiyoruz. Biz Sarrac'ı yalnız bırakmayacağız. Kendilerine elimizden gelen desteği vermekte kararlıyız. TBMM'den kahir ekseriyetin almış olduğu kararla askerimizi gönderiyoruz. Askerimiz eğitim çalışmalarına gerekli desteği verecek.

    500 yıllık geçmişi olan Türkiye'nin Libya'daki mazisi ve onların da daveti herhalde bu hakkı doğurur. Biz terör noktasında tanınırlığı olmayan kişiye değil biz BMGK'nın tanıdığı Sarrac'a ve onun ordusuna böyle bir desteği veriyoruz.

Moskova'da oraya çağrılmışlardır oradan kaçmıştır adeta. Berlin sürecine davet edilmiştir 55 maddelik metne de yine imzasını koymamış daha sonra koyacağı söylenmişti.

Ama daha sonra aldığım bir bilgiye göre 28'inde sonra oraya katılacağına dair şeyler söyleniyor. Bunlar tutarlı şeyler değil.

Eğer böyle bir insan şımartılırsa bu desteklerin arkasında Abu Dabi var mısır var yine Wagner var Wagner'in arkasında kimlerin olduğu malum Sudan'dan kara gücü var. 500 yıllık bir maziye sahip Türkiye'yi Libya'ya davet eden dostlara başka bir cevap verme durumu olmazdı.

En önemli konu 55 maddeyi sözde kabul etmek başka bir şey ama altına imzayı koymak başka bir şey. Hafter henüz buna imzayı koymuş değil. Sadece sözde kabul etmiş durumda. Bunları biz tamamıyla kabul olarak anlamıyoruz.

Uluslararası anlaşmalarda böyle bir durum söz konusu değil. Hafter'in ayrın ne yapacağı da belli olmaz.

Almanya Başbakanı Angela Merkel "Maddi katkı sağlamaya hazır olduğumuzu ilettik"

MERKEL: Bu 55 madde toplantıya katılanlar tarafından kabul edildi daha sonra BMGK'da onaylanacak. Hafter sadece ateşkesi kabul etti. Askeri komite için isim bildirdi.

İlk hedef şu ana kadar taraflara destek verenlerin bir araya gelmesiydi.

(Mülteciler konusunda yeni destekler olacak mı?)

MERKEL: İki defa verilen 3 milyar Euro'nun haricinde AB'nin destek vereceğini düşünüyorum.

İdlib'le ilgili destek vermeye hazırız. Onların barınabileceği sabit binaların yapımı söz konusuymuş bu çabalara destek vermemiz mümkün olabilir.

Güvenli bölgeye ilgili olarak BM mülteciler komisyonuyla görüşüldü.

Fakat BM oradan beli bir mültecinin geri döneceğini düşünülürse o kuruluşla adımlar atılabilir.

"400 BİN İDLİB'Lİ SINIRIMIZA DOĞRU HAREKET EDİYOR"

ERDOĞAN: Şansölye Merkel'e İdlib'deki durumu açtım. Şu anda 400 bine yakın İdlib'li bizim sınırımıza doğru hareket halinde. Süratle briket barınaklar yapmak suretiyle bir seferberlik ilan ettik.

İlk etapta briket barınak yapma adımları atıldı.

Gerekirse bunları artırarak devam edeceğiz. Bizim sınıra 30-40 km mesafede Suriye tarafında bunlar yapılacak.

    Güvenli bölge konusu Tel Abyad ve Resulayn arasındaki 32 km derinliğindeki bölgedir. Bu bölgede adımı attık. Maalesef başta ABD olmak üzere Rusya ve tüm batılı ülkeler burada dedik ki 'planımız hazır'. Bizler bu projeyi hayata geçirebilir ama el ele vermemiz lazım. Briket evlere benzemez insani bir yaşamın olacağı bir adımı atacağız. Bu güvenli bölge barışın hakim olduğu bir yer olsun dedik ama maalesef bize bir dönüş olmadı.

Maalesef gerek ABD gerek Rusya ile yaptığımız görüşmelerde terör örgütü bu bölgelerden çıkarılmış değil. Bunların buradan çıkarılması gerekiyor. Bizim mücadelemiz de sürüyor.

(Alman Gazeteci: biz buradaki alman gazetecilerin halen çalışma izni yok burada. kimlik kontrolü yapıldığında çalışma iznimiz yok)

ERDOĞAN: Uluslararası basın mensuplarının çalışma izinleri İletişim Başkanlığımızın görev alanına girmektedir. Başkanlığımız 2019 yılında 19 alman medya kuruluşundan 30 gazeteciye yerleşik akreditasyon kartı düzenlenmiştir.

Başkanlığımız 17 Ocak 2020 itibarıyla 28 Alman basın mensubunun başvurusu ulaşmıştır. Başvurular 31 aralık 2019 tarihinde tamamlanmıştır. Değerlendirmeler yapılmaktadır.

Almanya ile ilişkilerimizden rahatsız olan bazı kesimlerin bu değerlendirmeleri Türkiye'nin Alman gazetecilere akreditasyon vermediği yönünde yansıtmaya çalıştığını görüyoruz.

Alman gazetecilere yönelik olumsuz bir tavır olmadığını ifade etmek isterim.

AB'DEN MADDİ DESTEK GELECEK Mİ?

ERDOĞAN: AB'nin bize 6 milyar Euro bir destek sözü vardı. Bizim harcamamız 40 milyar doları geçmiş durumda. Ben burada tek olumlu yaklaşımı sayın şansölyeden aldım. Para para demekle cebe girmiyor. Ama para geldiği zaman sayın şansölye'ye teşekkürü de yapmasını biliriz.

(Almanya'nın FETÖ'cülerle ilgili görüşü nedir?)

MERKEL: Şunu söylebilirim PKK'yı konuştuk PKK konusunda önlem alınıyor Almanya2da. İltica talebinde bulunan insanlar söz konusu olduğunda bağımsız mahkemeler buna karar veriyor. Biz devlet olarak kimseyi desteklemiyoruz. Darbe teşebbüsünde bulunmuş bir kişiyse bağımsız mahkemelerimizin kararını saygıyla karşılamak durumundayız.