0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Tarih, Soçi Zirvesi’ni nasıl kaydedecektir? 

İdlib’le ilgili Tahran Zirvesi öncesi 07.09.2018 tarihinde bu köşede Perşembenin Gelişi başlığıyla bir yazı yazmıştım.

Şimdi yazacağım bu satırları okumadan önce, lütfen internetten Perşembenin Gelişi başlıklı yazıyı bir kez daha okuyun, sonra bu satırlara bir göz atın! 17.09.2018 tarihinde İdlib’le ilgili Soçi’de yapılan toplantıda özetle şu kararlar alındı: İdlib’e yapılan operasyonlar durdurulacak (Toplantı sonrası Rus Savunma Bakanı Sergey Şoygu’nun açıklaması).

İdlib’de ağır silahlardan arındırılmış bölge hususunda mutabakata varıldı (Liderlerin resmî açıklamaları).Başta Nusra olmak üzere, muhalif silahlı gruplar, silahlarıyla beraber bölgeden çekilecekler.

15-20 km’lik bir alanda silahsızlandırılmış bölge oluşturulacak.

Bölgede kontrolü Rus-Türk güvenlik birimleri müştereken sağlayacaklardır.

Evet, kısaca, ana hatlarıyla alınan kararlar bunlar. Bu kararlarla ilgili daha detaylı bilgiler de basında yer aldı. Bu özet başlıklara ve basında yer alan detaylara bakılarak, muhtemel bir çatışma önlendi, Rusya ve dolayısıyla Esad bir askerî harekâttan vazgeçirildi ve Türkiye yeni bir göç dalgası riskinden kurtulmuş oldu… Evet, Soçi Zirvesi sonucunda yapılan yorumların da özeti bu!.. Bu başarıda Sayın Erdoğan’ın gayretleri de göz ardı edilmedi. Evet, güncel değerlendirmeler ve oluşan algı bu!.. 

Peki, tarih bunu nasıl kaydedecektir?  

Bir de bu pencereden bakalım: 

Dış politika ve diplomasi; siyasî, askerî ve ekonomik güçle doğru orantılıdır. 1800’lü yıllardan itibaren dış politikadaki diplomatik yol yürüyüşümüz tamamen dış dengeler ekseninde olmuştur. Cumhuriyet dönemi de dâhil bu alanda biz merkezli bir dosya hazırlayamadık ve o dosyayı masanın üzerine koyup, arkasında duramadık!.. 

Dosyaları başta müttefiklerimiz olmak üzere, hep karşımızdakiler hazırladı, biz müdafaa hattında bazen cılız itirazlarla, çoğu zaman da yutkunarak gelişmeleri izledik… 

Tabi iç politikada da bunlara kılıflar bularak, kamuoyunda aleyhimize oluşacak algıyı yumuşatma gayretleri içinde olduk!.. İşte bu Soçi Zirvesi, bu 150 yıllık duruşa son verdi.  Rusya, Suriye, İran İdlib’de terör bahanesiyle tüm Suriye muhalefetinin adeta kökünü kazıyacaklardı. Hatta Tahran Zirvesi devam ederken Rus uçakları ve Suriye tank birlikleri İdlib’e bomba yağdırıyorlardı!.. Bu mesaj bizeydi ve kararlılıklarını vurguluyordu… 

ABD de kına bulmak peşindeydi!.. 

Alışılagelmiş diplomasimiz açısından yapılacak şey partnerlerimizi münasip bir dille eleştirerek, iç kamuoyunda zevahiri kurtarmak!.. 

Yaklaşık 150 senedir devam ettirilen bu yöntem, Soçi’de bitti, tarihin derinliklerine gömüldü!.. Erdoğan Soçi’ye giderken, kamuoyundaki algı turistik bir gezi olacak, Erdoğan boynu bükük şekilde ülkeye dönecek, şeklindeydi!.. 

Bu düşüncede olmayan bir tek kişi vardı: ERDOĞAN!.. 

Evet, tarihin akışını değiştirenler kahramanlardır, sıra dışı insanlardır!.. Gitti, Putin’i ikna etti, Esad me’yus oldu, İran da dilini yutmak zorunda kaldı!.. Erdoğan, 7 yıllık Suriye kaosunda, öncekilerle mukayese edilmeyecek çaptaki bir katliamı önledi!.. Belki, Batılı dostlar Erdoğan’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermeyecekler, ama TARİH O’nun yakasına hem insanlık, hem mazlumların koruyucusu olarak o madalyayı takacaktır!..  

İkincisi, Erdoğan yeni bir göç dalgasının da önünü keserek, hem ülkesini hem Avrupa’yı rahatlattı!.. Güçsüzlüğün ifadesi olan A, B, C… planları hiç yapmadı: Her zaman tek planı oldu!.. 

Ve, hepsinde de başardı!.. 

Mazlumların gözyaşlarıyla yoğrulan duaları seninle! 

Lâ tahzen İnnallahe meana!.. 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları