0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Suriye’de yeni  dönemece girilirken

2011’in Mart’ına gidelim. Suriye’de daha demokratik bir siyasal sistem için gösteriler başladı… Bu gösteriler Kuzey Afrika’da başlayan ve Arap Baharı diye isimlendirilen toplumsal olayların bir yansıması olarak algılandı… 

Türkiye bu sürecin daha başlangıcında Suriye iç politikasına müdahil oldu… Esad’a şiddete başvurmamasını, siyasal sistemde bazı reformlar yaparak halkı yatıştırmasını tavsiye etti… 

Esad, bu görüşmelerde ikna olduğu şeklinde görüntüler verdi, kısa bir süre sonra, bu görüntü karşıtı adımlar atmaya başladı… 

Halk hareketleri ülke genelinde yaygınlaştıkça, başta el-Kaide olmak üzere, yerden ot biter gibi birçok örgüt ortaya çıktı… Bunların en dikkat çekeni de el-Kaide’den ayrılan bir grubun kurduğu DEAŞ’tı… 

Başta ABD olmak üzere Batılı ülkelerin istihbarat örgütlerinin son derece ustaca yaptıkları PR çalışmaları neticesinde DEAŞ dünya gündemine oturdu. Örgüt, Hitler işgal hareketlerine taş çıkartacak şekilde, tüm Suriye’ye ve Irak’ın bir kısmına hâkim oldu!.. 

ABD, artık bölgedeydi… Bölgeyi DEAŞ’tan temizlemek gibi yüce bir görevi (!) üstlenmişti. DEAŞ’la mücadelede partner olarak kendine PYD’yi seçti… DEAŞ’a işgal ettirdiği yerleri, PYD’ye kurtarttı. 

Görev dağılımı ve süreç mükemmel bir PR çalışmasıyla dünya kamuoyuna duyuruluyordu. 

ABD, Rusya’nın bundan rahatsızlanacağını anlayınca Rusya ve İran’ı da bölgeye dâhil etti!.. 

Kazan-kazan formülüne Rusya razı oldu. Bölgede bir deniz ve hava üssüne kavuştu. Yüzyıllardır süren sıcak denizlere inme hayalini böylece gerçekleştirdi. 

Türkiye’nin Suriye’ye zorlayarak müdahil olması, ABD’nin planlarını zora soktu. Türkiye’ye geri adım attırmak için çeşitli provokasyonlara giren ABD, bunlardan (Gezi, MİT Tırları v.s.) netice alamayınca, FETÖ aparatını kullanarak askeri darbe için düğmeye bastı (15 Temmuz). 

Bundan da istediği neticeyi alamayınca, Suriye’de yeni bir dosya açtı!.. 

Türkiye ile ilişkileri bir yandan yumuşatırken, bir yandan da PYD’yi silahlandırdı!.. 

Türkiye’yi kısmen rahatlatan bu süreçte nihayet yeni dönemece girildi!.. 

Yıllardır defalarca yazdığım, defalarca televizyon programlarında değerlendirdiğim endişem: Ya ABD ile Rusya anlaşırsa!.. 

Evet, bu endişemi hiçbir zaman beynimden silip atamadım!.. 

Ve, endişem kapının aralığından kafasını uzattı!.. 

(Devamı gelecek)

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları