0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Seçimlere giderken, Ayasofya!..

Yeni Zelanda’da 49 Müslümanın iki camide katledildiği, bir o kadarının da yaralandığı gün, Tekirdağ’da halka hitap ediyordu Sayın Cumhurbaşkanı… Konuşması sırasında bir vatandaşın Ayasofya ile ilgili sözleri üzerine Başkan Erdoğan, Yeni Zelenda’da işlenen katliamdan dolayı gergin olan sinir sistemine adeta gem vurarak önce şunları söyledi: 

“Sultanahmet’i bir doldurun, ondan sonra ona bakarız. Bak, şimdi Büyük Çamlıca Camisini yaptık. Dört, beş Ayasofya eder, o kadar büyük. 60 bin kişiyi alacak kapasitede. Anadolu yakasında tüm İstanbulda ve Türkiyede en büyük cami oldu. 

Sonra Ayasofya konusunda önemli bir noktaya dikkat çekme ihtiyacı duydu: 

“Mesele o değil, bu işin bir siyasi boyutu var, yanı var. Yan tarafta Sultanahmeti doldurmayacaksın, Ayasofyayı dolduralım diyeceksin. Bu oyunlara gelmeyelim. Bunların hepsi tezgah. Biz ne zaman neyin, nasıl yapılacağını çok iyi biliyoruz. Bu namussuzlar böyle dedi diye biz adım atmayız. Adımı nasıl atacağımızı, bunun siyaset dilini de çok iyi biliriz! 

Medeniyetler çatışması tezi ile alt yapısı işlenen Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da Arap Baharı ismi altında hayata geçirilen, kan ve gözyaşına boğulan İslam coğrafyasında, Allah’a binlerce şükür ki, Türkiye’nin başında tarih şuuru güçlü bir lider var!.. 

İslam’ın terörle özdeşleştirildiği, Batı kamuoyunun İslamofobik zehirle uyuşturulduğu, İslam coğrafyasının hain veya şuursuz yöneticilerle yönetildiği bir zeminde, iyi ki Erdoğan var!.. 

Bu alçaklığı, hayasızlığı, arsızlığı, namussuzluğu silaha büründürüp, gündüzümüzü zifiri karanlığa çeviren bu emperyal çetelere, yaptıkları bu haydutluğu haykıran tek ses!.. 

Bu sesin arkasında sadece Türkiye değil, tüm mazlum dünya yekvücut olmak zorunda!.. 

Bu ortamda Ayasofya’yı ağzına alan hain bir provakatör değilse, ahmak ve cahil biridir!.. 

Ayasofya Batı için bir Kilise değildir… Bizim için de bir Cami değildir!.. 

Kilise ve Camiyi aşan bir semboldür!.. 

Bu nedenle samimi hissiyatı da anlarız, anlıyoruz!.. 

Biraz tarihe bakalım bu konuda: 

Milli Mücadele öncesi İstanbul işgal edilirken Sultanahmet, Süleymaniye, Fatih başta olmak üzere hiçbir camide, işgal sürülerine karşı bir tertibat alınmadı. Fransız-İngiliz askerlerinden oluşan sürüler, bu camileri de işgal ettiler!.. 

Bir tek Ayasofya’yı teslim alamadılar. 

Ayasofya ağzına kadar Mehmetçikle dolduruldu. Başlarındaki binbaşı Ayasofya’yı Fransız generale teslim etmedi. Herhangi bir harekatta bulunurlarsa, içeriye yığdıkları dinamitlerle Ayasofya’yı uçuracağını, ama kesinlikle teslim etmeyeceklerini söyledi!.. 

Üç günlük Fransız muhasarası sona erdi bu kararlı tehdit karşısında!.. 

O günlerde Patrikhanenin, yerli Rumların çıkardığı dergilere ve Avrupa basınında yer alan Ayasofya ile ilgili yazı, resim ve karikatürlere bakılırsa, Ayasofya’nın Batı için de bir Kiliseden daha çok anlamlar ifade ettiği görülür!.. 

Kısaca şu süreçte kimse yangının üzerine benzinle gitmesin!.. 

Her gün yeni bir planla başımıza şeytanî çoraplar örmeye çalışanların ellerine yapacakları operasyonlara meşruiyet sağlayacak kozlar vermeyelim! 

Şu seçim sürecinde başta siyasetçilerimiz ve basınımız olmak üzere, herkes bu tür konularda aklıselim ile hareket etmelidir!.. 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları