0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Sandık ve vicdani sorumluluk!

Nihayet maraton bitiyor ve sona yaklaşıyoruz. Evet, seçimlere bir gün kaldı: Pazar sabahı sandık başına gideceğiz ve oylarımızı kullanacağız!..

Ülkemiz ve milletimiz için sonuç inşallah hayırlara vesile olur. İnsanlık tarihi yüzyılların tecrübesine dayanarak toplumlar için en iyi sistemin demokrasi olduğuna karar kılmıştır. Toplum kimi coğrafyalarda az, kiminde de hatırı sayılır şekilde yönetimde söz sahibi olur. Bunun ölçüsü demokrasi kültürü ile ilgilidir. Hani benim oyumla çobanın oyu bir mi diye bir tekerleme vardır. Bu tekerlemeye çok da kızarız; karşısındakini küçümseme vardır bu sözde!.. 

Evet, küçümseme vardır ve kızmakta da haklıyız. Bu kaba anlayış bizi kızdırsa da, içinde bir hakikat payı vardır. 

Bir örnekle açıklayayım: Hani bir zamanlar bir Cem Uzan ve Genç Parti vardı!.. Girdiği ilk seçimde yüzde 7-8 civarında oy almıştı!.. 

Cem Uzan kimdi, ne özellikleri vardı, Genç Parti’nin kadrolarında kimler vardı? Soruları çoğaltabilirsiniz!.. 

Yahu ne yaptı da girdiği ilk seçimde bu kadar oy aldı? Hatta İzmir’de Ak Parti’yi geçti ve CHP’nin ardından ikinci parti oldu? 

Seçim öncesi sorduğum birçok kişiden enteresan cevaplar aldım. İşte birkaç örnek: 

-Adam dolandırıcı ama kendi ülkesini değil, Amerika’yı dolandırdı. Helal olsun, o nedenle oy verdim! 

-Hocam annemle beraber Cem Uzan’a verdik. 

-Neden? 

–Çünkü çok yakışıklı! 

Kimi konser, kimi kontör, kimi beyaz gömlek çok yakıştığı için oy verdiklerini söylediler!.. 

Gel de kahrolma… Sen oyunu kullanırken ülkenin huzurunu, siyasal ve ekonomik istikrarını, çocuklarının geleceğini, dış politikanın istikbal için getirip götürdüklerini hesap ederek oyunu kullanırken, adam beyaz gömlek yakışmıştı, çok yakışıklı martavallarıyla oy kullanıyor! 

Kahrolmaz mısın? 

Şimdi bunu günümüze uyarlayalım dostlar: 

-Milletvekili elimi sıkarken yüzüme bakmadı, o nedenle oy vermeyeceğim. 

-Belediyeye gittiğimde ilgili memur, bugün git, yarın gel dedi… 

-İlçe Başkanı yanımdan geçerken tenezzül edip selam vermedi… 

-Falanı bizim okulda müdür yaptılar, çapsızın biri… 

-Döviz yükseldi, ülke nereye gidiyor! 

-Emekliyim, her şeye zam geliyor ama maaşa gelmiyor! 

-Bana ne köprüden yoldan, asgari ücret ortada… 

Gibi, gibi, gibi!.. 

Hepsinde, Cem Uzan gerçeklerinden daha fazla haklılık payı var! 

Ama bu haklılık payı ülkenin ve tüm milletin istikbaline zarar verme hakkını vermez şahsa!.. 

Bu nedenle şahsî gerekçelerle, şuna buna kızgınlıkla, öfke ile bir demokratik hakkı kullanamayız! 

Hiçbir iktidar, hiçbirimizin şahsi isteklerini karşılayamaz, herkesi memnun da edemez! 

Türkiye çok ağır iç ve dış sorunlarla boğuşuyor şu an. Yani Gemi kayalıklara doğru sürükleniyor. Nefsimize uyarak oh olsun diyemeyiz. 

Bu zor şartlarda, bu gemiyi kayalıklara çarpmadan sahil-i selamete hangi kaptan çıkarabilecekse, Gemimizin geleceği için, sevmesek bile o kaptanı tercih edeceğiz! 

Bu, ülkemizin, milletimizin ve çocuklarımızın geleceği açısından vicdanî bir sorumluluktur! 

Hayırlı olsun inşallah! 

 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları