0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

ÖSO ve yerel lojistiğin önemi-2 

ÖSO, yani Özgür Suriye Ordusu, Esad rejimine muhalif Suriyeli Arap, Türkmen, Çerkes ve Kürtlerden oluşmaktadır. 

Tabanı, Suriye’nin yüzde 85’ini teşkil eden yerli halktan oluşmaktadır. Azınlık Nusayrî ve Hristiyan tabana dayanan, Baas Rejimi’nin baskısını üzerinde en şiddetli hisseden, zaman zaman rejimin katliamlarına maruz kalan ana omurgadır. 

Beşşar Esad döneminde, babasının dönemine nazaran biraz daha rahat yaşama trendini yakalamış olsa da, rejim için hep kontrolde, baskı ve gözetim altında tutulması adeta kaçınılmaz olmuştur!.. 

Kısaca bu taban, Suriye’nin yüzde 85’ini yani omurgasını teşkil etmektedir. 

İşte ÖSO, bu tabana dayanmaktadır. 

Türkiye’nin tavrı, bu ana kitleden yana olmuştur. 

Hatta Amerika ve Rusya bile ÖSO’ya terör örgütü gözüyle bakmamaktadır. Rusya’nın ve İran’ın ÖSO’ya karşı Esad’ı desteklemeleri, çıkarları nedeniyledir. 

ABD’nin de PYD/YPG/PKK ekseninde saf tutması da, aynı şekilde çıkarları ve Ortadoğu’daki plan ve projeleri nedeniyledir. 

ABD, sahada PYD ile iş tutmaktadır. Bunun nedeni Kürtlerin kara kaşı-kara gözü değildir. 

Yerel bir lojistiğe ihtiyacı vardı, bunun için de en uygun partner PYD idi. 

Rusya, yerel lojistik olarak, Suriye rejim güçlerini kullanmaktadır. 

İran ise yerel lojistik olarak Suriye rejim güçlerinin yanı sıra Lübnan Hizbullahı’nı ve çeşitli adlarla altında oluşturduğu, Haşdi Şabi, Devrim Muhafızları… gibi gayr-ı resmî ama askerî özelliklere sahip kendi örgütlerini kullanmaktadır. 

Askerî ve siyasî açıdan, bu üç ülkenin de yerel lojistik bakımından bu örgütsel aparatları kullanmaları doğrudur, kaçınılmazdır!.. 

Zira bu üç ülkenin de bu coğrafyada siyasî ve ekonomik çıkarları vardır. 

Bu üç ülke, Suriye coğrafyasıyla sınırları olmadığı halde bütün güçleriyle bu bölgede yer almışken, yaklaşık bin yıldır yönettiği; tarihî, dinî, kültürel, etnik bağları olan, bugün de 900 km’yi aşkın sınırı bulunan ve bu coğrafyadan terör örgütleri tarafından sürekli taciz edilen, emperyal güçlerin hayata geçirmeye çalıştıkları projeleri de gerçekleşirse, sınırları tehlikeye girecek olan, hatta bölünmeyle yüz yüze gelecek bir Türkiye’nin gözlerini gerçeklere kapatarak, “bize ne modu”nda rehavetle, sırt üstü yatarak gelişmeleri izlemesi beklenemezdi. 

Böyle bir tavır öncelikle hamâkati, ardından ihaneti getirirdi. 

Bu nedenle, komşudaki yangın ABD’den, Rusya’dan İran’dan önce Türkiye’nin buraya müdahil olmasını gerektiriyordu. 

Peki, yerel lojistiğin önemi açısından Türkiye, ne yapmalıydı? 

(Devam Edecek) 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları