0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

ÖSO ve yerel  lojistiğin önemi- 4

Şimdi gelelim ABD, Rusya, İran, İsrail ve Türkiye’nin, Suriye ve Irak üzerindeki plan, düşünce ve ihtiyaç duydukları yerel lojistiğe. 

Önce ABD’den başlayalım: 

ABD’nin bölge coğrafyasındaki plan ve projesinin iki ayağı vardır. Biri, Suriye ve Irak’ı parçalayarak, bölgede İsrail’in çıkarlarını ve güvenliğini tehdit edecek riskleri azaltmak ve buna ilaveten İran’ın Akdeniz’e ulaşımını ve Lübnan Hizbullahı’na desteğini zayıflatmak. Diğeri ise, Irak petrol ve doğalgazını kendi denetiminde güvenli bir araziden Akdeniz’de ulaştırmak. 

Evet, ana projesi bu… 

Bunu gerçekleştirmek için sahada yerel bir güce, lojistiğe ihtiyacı kaçınılmazdı… Bunun için iki uygun partnere ihtiyacı vardı. Biri İngiliz anahtarı misali, süreç içinde geçici görev yapacaktı. Bu DEAŞ’tı…  Kendi kurdu, kendi yönetti. 

ABD, hesapladığı petrol boru hattı güzergâhını (Kürt koridoru Musul’dan başlayıp Kuzey Suriye’den Akdeniz’e ulaşan güzegâhı) DEAŞ’la işgal edip PYD ile kurtarma planının son noktasına kadar geldi. Tünelin ucuna yaklaşınca da DEAŞ’ı, kullanabileceği başka coğrafyalara taşıdı… Bir kısmını İsrail kontrolündeki Sina’ya (DEAŞ gelir gelmez burada bir cami patlatarak selamını çaktı, hatırlayın!) bir kısmını Afganistan ve Pakistan’a, bir kısmını da bazı Afrika ülkelerine taşıdı. 

Sıra artık koridoru tahkim etmeye gelmişti: Petrol ve doğalgazı emniyetle Akdeniz’e ulaştıracak koridorun bekçileri dizayn edilecekti. 

PYD/YPG… Klasik terör örgütü formatında bir yapıydı.  Ancak bu yapı, yerleşik askerî bir yapı haline getirilip, özerk bir bölge yaratarak bu coğrafyaya bekçi yapılmak isteniyordu… Bu özerk bölge planı, sadece Irak petrol ve doğalgazını emniyetli bir şekilde Akdeniz’e aktarma amacı taşımıyordu. Aynı zamanda, Türkiye’yi güneyden çatışmacı bir güçle kuşatarak, hem Türkiye’nin Güneydoğu bölgesinde istikrarsızlığı daimi hale getirmek, Türkiye’nin enerjisini buraya harcatmak, hem de İslam-Arap dünyasıyla arasına bir set koyarak Türkiye’nin Ortadoğu’daki etkinliğini zayıflatmak isteniyordu!.. 

Bu nedenle ABD, 4000 TIR, 2000 uçak ağır silah ve cephane ile PYD/YPG’yi (Demokratik Suriye Ordusu isimlendirmeye dikkat) silahlandırdı ve görev başlığını da koymayı ihmal etmedi: Sınır Koruma Ordusu!.. 

Kimin sınırını, kime karşı koruyacak? Haritayı gözlerinizin önüne getirin, konu son derece nettir! 

Türkiye, bu müttefikiyle ipleri koparmamak için son ana kadar her türlü diplomatik girişimleri yaptı… Yetmedi, Sayın Cumhurbaşkanı her gün, dilinde tüy bitercesine, her platformda bunu dillendirdi!.. 

Netice alamayınca, tek seçenek kaldı: Her şey göz önüne alınarak askerî harekât başlatıldı. 

ABD’nin, askerî harekât süreci başlayınca kıvırmalarını dikkatle takip edin… İtidal çağrıları, 10 km ayakları… Yemeyince 30 km güvenli bölge havuçları!.. 

Geçiniz!.. 

Girdin mi bir kere, bitene kadar orada olacaksın! Ameliyat masasında, cerrâhî müdahale yarım bırakılarak, hasta parçalanmış halde masada terk edilerek ameliyathaneden çıkılmaz!.. 

Ameliyat başarılı geçse bile, hasta kaderine bırakılamaz… Nekahat ve tedavi dönemi de doktor kontrolünde tamamlanır, hasta sağlığına kavuşarak taburcu edilir… 

Türkiye’nin yapacağı budur!.. 

Her Allah’ın günü üç-beş ağızdan yalanlar servis eden bir müttefike kesinlikle güvenilmemeli!... 

(Devam Edecek)    

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları