0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Malzeme buysa aşçı ne yapsın!

Konuya girerken, örneği futboldan vereyim de, herkes rahat anlasın: 

Bir futbol kulübünde işler iyi gitmezse, seyircinin gazını alıp, sükuneti tesis etmenin alışılmış ve en kolay yöntemi, teknik direktörü günah keçisi yapıp, kellesini almaktır!.. 

Böylece yönetim, futbolcu, taraftar temize çıkarılmış olur!.. 

Tarih boyunca siyasette de yöntem budur. Kendi tarihimizden örnek vermek gerekirse, Osmanlı sultanları sıkıştıkları anda (hangi konuda olursa olsun) üst bürokrasinin ve başkent eşrafının karnının şişini indirmek için akla gelen günah keçisi, sadrazamdır!. 

Üst bürokrasi ve başkent eşrafının karnının şişini indirmeye “azl”(görevden alma) yeterse, sadrazamın elinden mührü almak yeterliydi… 

Bu yetmezse, yani üst bürokrasi ve eşrafın karın şişi fazlaysa, kellesi alınırdı!.. 

Böylece tüm rakipler, hesabı-kitabı olanlar rahatlardı… 

Siyaset meydanı artık onlarındı… 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Osmanlı Devleti’nin biricik varisi olması hasebiyle, Osmanlının hem iyi, hem kötü (kötü olan yönleri oldukça fazla) yönlerini tevarüs etmiştir… 

Bu tevarüs eden kötü örneklerin en göze çarpanı da siyaset alanında olup-bitenlerdir… 

Cumhuriyet kurulduktan sonra, özellikle tek parti dönemini gözlerinizin önünde canlandırın: 

İttihat Terakki’nin ikinci nesli!.. 

Aynı anlayış, benzer ayak oyunları!.. 

1950’den sonra aktörler değişse de, oyunun kuralları değişmedi. 

Adalet Partisi, Ecevitli CHP, Anavatan Partisi, Refah ve son olarak AK Parti!.. 

Yerimiz müsaade etmediği için, bu partileri ve dönemlerini tek tek ele alamayacağız. Bu nedenle sadece günümüze bakacak olursak, bazılarının karnı şişmeye başlamış!.. 

Gidişatın tüm falsolu icraatları için günah keçisi arayışındalar!.. 

Gösterdiğimiz keçileri de beğenmiyorlar. Gözlerini en öndekine, en üsttekine dikmişler!.. 

Aslında sürünün tamamına talipler!.. 

Bahane aramak dersen, zibil gibi… 

Kahvehâne siyasetine de, o lazım!.. 

Bu beylere laf anlatılmaz, anlatsanız da dinlemezler!.. 

Ama vatandaşa şu gerçeği söylemek boynumun borcu: 

Aşçı iyi, kabiliyetli ve tarihin gelip-geçmiş en çalışkan aşçısı… 

Çok çalıştığı için, aşırı derecede yoruluyor. Bu yorgunluk, genel kontrolü zayıflatıyor… Üstüne üstlük elindeki malzeme, bu toplumun en açık gözlüleri (çoğunluğu da kokuşmuş) eee, ne yapsın aşçı!.. 

Hakikat şudur: Aşçıda kabahat yok!.. 

Malzeme bozuk!.. 

Bu nedenle yemeklerin tadı-tuzu kalmadı!.. 

Ne yaparsanız yapın, nerden aşçı bulup getirirseniz getirin, melzeme bu oldukça durmadan aşçı değiştirir, dururuz!

 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları