0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Liyakat, sadakate feda edilmemeli

Tarih boyunca yönetim çarklarına baktığımızda bu iki önemli değişmez ve tartışılmaz ilke/ölçü ile karşılaşırız. 

Bu iki vasıf bir insanda bulunursa, yöneticiler için ballı kaymak mesabesinde büyük bir şanstır o insan, o bürokrat!.. 

Bu iki sıfatı birlikte taşıyan insan, maalesef çok azdır. 

Tarih, bunun örnekleriyle doludur… 

İlkçağlardan günümüze yönetim çarklarının başında bulunanlar, ister imparator, ister sultan, ister halife, ister kral, ister başkan, ister başbakan olsun, yönetim çarkında görevlendirecekleri kişilerde bu iki sıfat bir arada yoksa, sadakati tercih ettiler, ediyorlar. 

Bu tercihleri nedeniyle, çoğu zaman da haklıdırlar. Yönetim çarkının sağlıklı işlemesi için sadakat şarttır… Ve liyakate tercih edilir. 

Ancak, bazı kurumlar vardır ki, bu genel tercihe uygun değildir. Örneğin bu kurumlardan birisi finans kurumlarıdır, birisi bilim üretme merkezleri, yani üniversitelerdir… 

Bu tür kurumlarda hem liyakat hem de sadakat vasıflarını taşıyan idareciler olursa, başarı elde edilir. 

Diyelim ki böyle bir kuruma atanacak iki aday var: Birisinin liyakat sıfatı ağır basıyor, diğerinin siyasî erke sadakati.  

Eğer biri tercih edilecekse, mutlaka liyakat vasfı olan tercih edilmeli!.. 

Refah Partisi’nin iktidar olduğu dönemde Vakıflar Bankası’nın bir şubesine müdür olarak atanan bir arkadaş’ın banka yönetim anlayışı aklımı kaçırmama neden olmuştu. 

Arkadaş, faize ve banka sistemine karşıydı.  

Ama koltuk tatlı gelmişti ve kendisini şube müdürü olarak atatmıştı!.. 

Çalıştığı müddetçe, kimseye kredi vermemek için canhıraş bir şekilde adeta kendini paralıyordu.  

Bunu da inançları için, sevap almak için yapıyordu!.. 

İlgili makama gittim, yahu bu adama illa bir koltuk kıyağı yapacaksanız, Vakıflar Bölge Müdürlüklerinde cami ve türbelerle ilgili bir şube müdürlüğü verin, bu adamı hem bu ızdıraptan kurtarın, hem de severek hizmet etsin!.. 

Dediğimi yaptılar… Banka müdürü sonra bunun benim sayemde olduğunu öğrenince, bana dualar etti!.. 

Üniversiteler, bilim ve teknoloji üreten merkezler de, tıpkı bu finans kurumu gibi algılanmalı!.. 

Hayatı boyunca eziklik duymuş, üniversite vizyonu olmayan, İlahiyat açarak, umreye giderek görüntü vermeye çalışan kifayetsiz muhterisleri direksiyona oturtursanız, bir zamanlar Sanayi Devrimi’ni, teknolojik gelişmeleri ıskalayan Osmanlı’nın başına gelenler, geleceğin Türkiye’sinin kaderi olur!..

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları