0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz! 

Başta dernek ve vakıflar olmak üzere, her çeşit sivil toplum kuruluşları (STK), demokratik rejimlerin en önemli nefes alma boruları ve hukuk terazileridir. 

Bir ülkede STK’lar ne kadar çok, çeşitli ve güçlü iseler, o ülkede demokrasi de o derece güçlü, hak-hukuk ve adalet de o ölçüde işlevseldir. 

Ancak bu tespit, gelişmiş Batılı ülkeler için geçerlidir. Üçüncü dünya ülkeleri için ise bu tür kuruluşlar, siyasal sistemi kontrol etmek, toplumda birlik ve beraberliği dinamitlemek için birer aparat olarak kullanılır. Geri kalmış ülkelerde STK’lar mutlaka ideolojiye bulaştırılır ve bir siyasal hareketin arka bahçesi olarak dizayn ettirilir! 

Hatta meslek kuruluşları da bu çemberden kurtulamazlar! Size üçüncü dünya ülkelerinden şu ülkenin, bu ülkenin STK’larına bir bakın demeyeceğim: Bu biraz zor olabilir. Herkesin araştırma imkânları buna elvermeyebilir. Bu nedenle, kendi ülkemizin STK’larına bakın bir zahmet! 

Hemen hemen her STK, kendi dünya görüşüne uygun bir siyasi hareketin arka bahçesi konumundadır! 

Hepsi siyasetten beslenirler! 

Daha net söyleyeyim: Hiçbiri Batılı anlamda bir STK veya meslek kuruluşu değildir! 

Birkaç çarpıcı örneği hatırlatayım: 

Merve Kavakçı olayını hatırlayın. Türkiye’de ilk defa bir başörtülü kadın, milletin oyu ile milletvekili seçildi. Kıyamet koptu, meclisten atıldı. 

Kadın kuruluşlarından ses çıktı mı? 

Çıktı, çıktı!.. 

Hemcinslerinin yanında yer alacaklarına, karşısında yer aldılar ve en şiddetli hücumları onlar yaptılar!.. Bir kadının meşru haklarını savunacaklarına, düzenledikleri linç kampanyalarıyla, hemcinslerine ve iki yavrusuna dünyayı dar ettiler!.. 

Kadın dernekleri, kadın hakları haa! 

Meslek kuruluşları farklı mı sanki? Siz bugüne kadar Tabipler Birliği’nin bu ülkenin sağlık problemleri için, sadra şifa tek bir kelime ettiğini, tek bir proje sunduğunu duydunuz mu? Mühendis ve Mimar Odaları için bir şey demeye gerek yok! Şehirlerimizin hâli ortada!.. 

Başka örneklere de lüzum yok! 

Al birini, vur öbürüne! 

Sağcısı, solcusu… hepsi siyaset yapmaktadırlar. Hepsi bir siyasi hareketin arka bahçesi. 

Ve önemli bir kısmının yuları da karanlık dış mihrakların, istihbarat örgütlerinin ellerinde, kontrolünde… Bundan hiç şüpheniz olmasın! 

Peki bu konuda ne yapmak lazım, diye soracak olursanız, cevabım nettir: Hiçbir şey!.. 

Bu yapıların ıslahı, restorasyonu, mümkün değil! Tek çare, zemini tamamen yok etmektir… Yani yeni bir toprak, yeni bir tohuma ihtiyaç var. Bu mevcut zemin tamamen yok edilmeli, organik bir zemin oluşturulmalı ve organik bir tohumla yeniden yapılandırılmalıdırlar!.. 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları