0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

İç’te ve Dış’ta Yapılan Tek Hesap: 2019-3 

Hâfıza-yı beşer nisyân ile maluldür atasözünü hepimiz biliriz. Türkiye ve hatta İslam coğrafyası açısından istikbalimiz nokta-i nazarından bakarsak, 2019 seçimleri çok önemli bir viraj, hatta dönüm noktasıdır. 

Bu nedenle Batılı emperyalist ve karanlık güçlerin yaklaşık son 8-10 yıldır, emperyal emel ve projelerine, tabiri câizse “takoz” koyan Erdoğan’ın, siyasî hayatını bitirmeye yönelik sahneye koydukları projelerine hepimiz yaşayarak şahit olduk. 

Fakat şunu da üzülerek ifade edeyim ki, toplumsal tarihî hafızamız oldukça zayıf… Olanlara hızlı ve sert tepkiler veriyoruz ama çabuk da unutuyoruz! Bu nedenle 2019 seçimleri yaklaşırken, bu unutkan tarihî hafızamızı özetle de olsa hatırlatmak istedim. Bir günlük gazete sütunu için biraz uzun sayılabilecek “İç’te ve Dış’ta Yapılan Tek Hesap: 2019” başlıklı yazının ilk iki bölümünü yayınladım. (Güneş Gazetesi, 1 ve 6 Aralık tarihli yazılar) O sırada başta Kudüs olmak üzere, aciliyet açısından birkaç konu gündemi meşgul edince, haliyle gündemle ilgili yazılar yazmak zorunda kaldım. Önemsediğim bu yazıyı, bugünden itibaren devam ettireceğim. Okuyucularımdan bu yazının ilk iki bölümünü önce okumalarını, sonra yazılanlara devam etmelerini rica ediyorum. 

Evet, kaldığımız yerden devam edelim: 

b)Bu yargı darbesi boşa çıkınca, bu sefer toplumsal bir ayaklanma planı devreye sokuldu! 

Gezi!.. 

28 Mayıs 2013’te Taksim’de bir parkta 3-5 ağaç kesilmesi bahane edilerek, çeşitli organize STK’lar öncülüğünde bir Vandal kalkışma başlatıldı. Bu sefer organizatörler Alman istihbaratı ve emniyetteki Fetoculardı! 

Dış medya, başta CNN olmak üzere, Batılı televizyon kanalları saatlerce canlı yayın yaparak, olayların kendilerince uygun karelerini öne çıkararak, yanlı ve çarpıtılmış yorumlarla Batı kamuoyunu yönlendirdiler! 

Kısa zamanda da olayları siyasallaşmış belirli bir inanç ve mezhep grubu üzerinden 80 vilayette de sahnelemeyi başardılar. 

İşin garibi, bu Gezi olayları başlarken, Tayyip Erdoğan Fas’a gidiyordu. Yani, tıpkı ameliyat masasındaki operasyon gibi, Erdoğan sahnede yokken plan devreye sokuluyordu. 

Nitekim Erdoğan’ın Fas’ta bulunduğu dört gün zarfında, Geziciler ve tabi ana muhalefet CHP, duruma hâkim olmuşlardı. Ak Parti’nin duayen yöneticileri de yelkenleri indirmişlerdi!.. 

İşlem tamamdı! 

Ancak Kasımpaşalı döner dönmez “Dağılın lan!” hesabı bir tavır aldı. Art arda iki mitingle psikolojik havayı tersine çevirdi. 

Böylece bu ikinci operasyon da bir işe yaramadı!.. Artı, hâlâ da Feto’dan şüphe duyulmuyordu… 

c)Gezi’den de bir netice çıkmayınca, yeni bir proje üzerinde çalışıldı.  

Bu projenin bamteli Erdoğan’a olan güveni sarsmak ve halkın desteğini çekmekti! 

Koordinatör savcı Zekeriya Öz’ün işaretiyle Celal Kara ve Mehmet Yüzgeç adlı savcılar şu meşhur ayakkabı kutuları ile simgeleşen yolsuzluk operasyonunu başlattılar. Tarihler 17 Aralık 2013’ü gösteriyordu… Bazı bakanlar, çocukları, önemli yatırımlara imza atan iş adamları, hepsi hedefteydiler… 

Görüntü ve algı, Cumhuriyet tarihinin en büyük yolsuzluk operasyonuydu… Bu yolsuzluğun başı da Tayyip Erdoğan ve çocuklarıydı. 

17-25 Aralık tarihleri arasında gerçekleştirilen operasyonlar, gerçekten mükemmel hazırlanmıştı. Özellikle görüntüler öylesine ustaca hazırlanmıştı ki, gören herkesi hemen şaşkına çeviriyor ve bu algı operasyonu kimsenin aklında en ufak bir şüphe uyandırmıyordu!.. 

AK Parti’deki AKP’liler bir kez daha kepenkleri indirmişlerdi. “Kim ne yapmışsa yargı önünde hesap versin” mealinde demeçler veriyorlardı. Bunun Erdoğan’a yapılan bir darbenin kamuflajı olduğunu düşünmüyorlardı bile… Erdoğan’ın bu kadar kıt zekalıyı nerelerden etrafına topladığını ben de çözemedim!.. 

Neyse, buralara girersem bu kifayetsiz-muhteris AKP’lilerin kirli çamaşırları sizin de sinirlerinizi bozar. O nedenle bu konuya hiç girmeyeyim. 

MİT müsteşarına yapılan operasyon, Gezi gibi iki darbe teşebbüsünü gördükleri halde hâlâ bu üçüncüsünü anlayamıyorlardı!.. Ben artık ne söyleyeyim? 

Neyse ki Kasımpaşalı her zamanki gibi dik durdu ve bu operasyonu da boşaçıkardı!.. 

Ancak bu sefer işin farkına vardı veya daha önce varmıştı da bu sefer ifşa etti!.. 

Fetö!.. 

Ama ne yazık ki partisindekilerin hiçbirini buna inandıramadı!.. Yüzüne karşı telaffuz edemediler ama arkasından, gizli kapaklı sohbetlerinde bu suçlamayı Tayyip Bey’in şahsî husumetinin aşırılığıyla îmâ edercesine izah ettiler!.. 

Bu üçüncü darbe/operasyon da boşa gitmişti! 

CIA-MOSSAD ve bileşkenleri hayal kırıklığına uğrasalar da pes etmediler. Yeni bir plan/proje üzerinde çalışmaya başladılar. 

(Devam Edecek) 

Prof. Dr. Mehmet Çelik Diğer Yazıları