• Bist 100
    95.271
  • Dolar
    5,7439
  • Euro
    6,4992
  • Altın
    255,1328
İstanbul
23 / 32
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA

YAZARLAR

Osmanlıdan Günümüze Cumhuriyet

Yarın ülkemizin kuruluşunun 95.yılını kutlayacağız. Mustafa Kemal Atatürk’ün 28 Temmuz 1919 günü, sadece Mazhar Müfit Kansu ve özel kalemi Süreyya Bey’e açtığı Cumhuriyet fikrini tüm dünyaya ilan ettiği 29 Ekim 1923 tarihi, yeni Türk Devleti’nin kuruluş tarihidir.  Peki nedir Cumhuriyet ve Mustafa Kemal neden “Cumhuriyet” demiştir? Zaman zaman dile getirdiğim kavram kargaşalarından biri de cumhuriyet ve demokrasi kavramlarına aittir. Birbiri ile eş anlamlı gibi kullanılan bu iki kavram birbirinden farklıdır.  Yöneticileri halk seçiyorsa demokrasi, seçkin bir zümre yönetimi elinde tutuyorsa oligarşi, yöneticiler babadan oğula geçerek belirleniyorsa monarşi, kralın yanında seçilmişlerden oluşan bir parlamento varsa meşru monarşi tanımları söz konusudur. Cumhuriyet, bir ülkenin yönetiminin şekli unsuruna verilen isimdir. Cumhuriyet ile idare edilmesine, hatta adında Cumhuriyet kelimesi geçmesine rağmen demokrasiden söz edilemeyen örnekler vardır. Örneğin, İran İslam Cumhuriyeti, Çin Halk Cumhuriyeti, Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği gibi. Bu ülkeler Cumhuriyetle yönetilmelerine rağmen üzerinde yaşayan halklar kendi kaderlerini belirleme noktasında; önlerine koyulan sandık dışında pek bir hakka sahip değillerdir. Oysa ki bizim İngiltere diye telaffuz ettiğimiz ülke, uluslararası alanda “Birleşik Krallık” olarak tanımlanan yapının merkez üyesidir.  Yine Hollanda diye bildiğimiz ülkenin tam adı “Hollanda Krallığıdır.” Şimdi kendimize bir soru soralım; İngiltere ve Hollanda’da mı halk kendi kaderini tayin etmede etkin, yoksa İran ve Çin’de mi ?  İşte bu sebepledir ki bir yönetim biçimi tanımı olan Cumhuriyet, eğer demokrasiden uzaksa kağıt üstünde bir kavram olmaktan öteye gidemez. Zira demokrasi, sadece yöneticilerin belirlenme şeklini değil, Cumhuriyet rejimi içerisindeki yaşam biçimini ifade eder. Bir ülkede azınlıklarla birlikte çoğunluğun birbirlerinin haklarını koruduğu yaşam biçimidir demokrasi. Şimdi Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti ilan etme sürecine bir göz atalım.29 Ekim 1923 tarihini,  “sil baştan” yeni bir devletin kuruluşu olarak mı, yoksa yeni bir sistemin uygulamaya geçişi olarak mı kabul etmeliyiz? 1920’de Mustafa Kemal’in Ankara’da topladığı meclis, Osmanlı Meclis-i Mebusan’ın devamıdır. Attığı hiçbir adımı tesadüfe bırakmayan Mustafa Kemal’in meclis başkanı seçildikten sonra ilk görüşmeye aldığı kanun, İstanbul’da toplanan meclisin kapanmadan önce ele aldığı son kanun tasarısıdır.  Bu, Mustafa Kemal’in hem içeriye hem de dışarıya karşı göstermiş olduğu bir “devam” mesajıdır. İstanbul’daki meclisin iç tüzüğünün Cumhuriyetin ilanından sonra da uygulanması aynı “devam” mesajıdır. İmparatorluğun sona ermesinin ardından ortaya çıkan otuza aşkın devlet, şekli bir mirasçıdan öteye gidemezken Mustafa Kemal’in kurulan yeni devlete seçtiği isim de söz konusu “devamın” çok açık mesajıdır. İslam dünyasında devletler kurucu hanedanın adıyla anılır ki, Osmanlı da dahil olmak üzere bir çok Türk Devletinde bu durum geçerlidir. Ama bu durum, devletin Türk Devleti olduğu gerçeğini değiştirmez. 17.yy sonrası özellikle Batı’nın, Osmanlı ile birlikte Türk kelimesini de kullanması bu sebepledir. Mustafa Kemal kurulan yeni devletin isminde; “Türkiye” kelimesini kullanarak binlerce yıllık “devletin devam edişini”, “Cumhuriyet” kelimesini kullanarak da “hanedanlık yönetiminin sona erdiğini” sembolleştirmiştir.  Bu yüzdendir ki, 29 Ekim 1923 öncesini yok saymak Mustafa Kemal’in mirasının bir kısmını reddetmektir. Mustafa Kemal’i Osmanlı’yı yıkmakla suçlayıp O’na karşı durmak da, binlerce yıllık devlet geleneğini reddetmektir. Binlerce yıl tarih yazmış bir milletin torunları olan bizler, bugün Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek için her zamankinden daha çok birbirimize sarılarak çalışmalıyız.  Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere binlerce yıllık tarihimize yön verenleri, bu millet ve devlet için can verenleri şükran ve rahmetle anıyoruz. 

 

Mustafa Yılmaz Diğer Yazıları

Kitapsız Bir Şair 

02 Kasım 2018

Bosna Benim Kız Kardeşim

19 Ekim 2018

Trafik Kültürü

12 Ekim 2018

Müezza

05 Ekim 2018

Bir çakıl taşı vermiyoruz ama…

28 Eylül 2018