• BIST
    1540.21
  • Dolar
    7,4192
  • Euro
    9,0018
  • Altın
    442,5130
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Altın ithalat rakamlarında  tuhaflık olabilir! 

2017 yılında 6.6 milyar dolarlık ihracata karşılık 16.6 milyar dolarlık altın ithalatı gerçekleştirilmişti. Türkiye’nin altın ithalatı, bu yılın ilk 5 ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,9 artarak 152,7 tona ulaştı. 

2018 yılının ocak-mayıs döneminde 152,7 ton altın ithalatı gerçekleştirilirken, söz konusu rakam geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 18,9 artışa işaret etti. Geçen yıl ocak-mayıs döneminde 128,4 ton altın ithal edilmişti. 

Ancak ithalat rakamlarında bir tuhaflık olabilir. Çünkü ithalat yapan ülkelerin altın üreten ülkeler olmaması kafa karışıklığına neden oluyor. TÜİK’in dış ticaret kayıtlarında 2018 yılına kadar “külçe altın “ tanımı vardı.

2018 ocak ayı itibariyle bu tanım “standart dışı işlenmemiş altın ve standart İşlenmemiş altın“ olarak değişti. Eğer bu tanım değişmeseydi Türkiye’ye sürekli “külçe altın“ girişi oluyormuş gibi bir yanlış bilgi verilmeye devam edecekti. 

Halbuki işlenmek üzere ithal edilen hurda altınlar ayrı bir kategoride değerlendirilmesi gerekiyordu. Tanım değişikliği, işlenmiş ya da işlenmek üzere ithal edilen altın rakamlarının daha net olmasına neden oldu. 

Türkiye’ye sürekli külçe altının girişinin yapılması rakamları olumsuz yönde etkilemeye devam ederdi. İşlenmek üzere altın ithalatının yapılması, geri dönüş rakamları ve ticaret rakamları üzerinde önemli etkiye sahiptir. 

Altın ithalatında en çok dikkat çeken ülke Birleşik Arap Emirlikleri. Hurda altın ithal edilen ilk beş ülke sıralaması şöyle: 

1- Birleşik Arap Emirlikleri 184.5 milyon dolar 

2- Irak 88.9 milyon dolar 

3- Almanya 52 milyon dolar 

4- Venezuela 40.9 milyon dolar 

5- Gine 28.6 milyon dolar 

Peki altın ithalatı Türkiye ekonomisi için ne ifade ediyor ? 

Bugüne kadar rekor üstüne rekor kıran altın ithalatı, Türkiye ekonomisini olumlu yönde etkiliyormuş gibi görünse de olumlu etkileşme sadece rakamlarda kaldığını söyleyebiliriz. 

Çünkü yalnış tanımlamalar, dış ticaret ve cari işlemler dengesini bozmaya devam ediyor. 

Altın ihracat ve ithalat rakamları arasındaki fark da Türkiye’ye ciddi kâr gösteriyor. 

Rakamların ticaret farkı gram başına ciddi kârların olması da diğer olumsuz bir etken olduğunu söyleyebiliriz. Diğer yandan Türkiye’nin ambargo delmesi riskini artırıyor. 

Çünkü tanımlamaların bugüne kadar farklı tutulması, müttefik ülkeler arasındaki “ anlaşmayı bozma “riskini doğuruyor. 

Yani ABD, Türkiye’ye “ Ambargoyu deldin “ suçlamasını yöneltebilir. Ondan sebep altın ithalat ve ihracat tanımlamalarını ve rakamlarını tekrar gözden geçirmekte fayda var. 

Kapalıçarşı piyasası ithalat ve ihracat piyasasından oldukça memnun. 

Uluslararası piyasalarda altının ons fiyatı son bir yılın en düşük seviyelerinde işlemler gerçekleştirirken, yurt dışından döviz girişi yur içinden altın çıkışı artmaya devam ediyor. 

Bu durum Türkiye’deki rakamlara zarar olarak yansımasını bekliyoruz. Yani altının ons fiyatı yüksek olduğunda ithalat rakamlarının rekor kırması dış ticaret rakamlarında Türkiye’ye zarar demek. 

Türkiye’deki altın rafineleri, 2017-2018 yılında dışarıya çalışmaktan iç piyasaların talebini karşılayamıyor. Türkiye’de doların yüksek olması ithalat yapan ülke ekonomilerinin kâr etmesini destekliyor. Bu ortamda Hazine Müsteşarlığı ve Darphane’ye yeni görevler düştüğünü söyleyebiliriz...