• Bist 100
    99806.2
  • Dolar
    5,6869
  • Euro
    6,3993
  • Altın
    258,4570
İstanbul
21 / 29
0530 708 54 54
0530 708 54 54

YAZARLAR

Yürü telefonun şarj olsun

Enerji tüketimi her gün biraz daha artıyor. Dünyanın ileri gelen üniversitelerinin konuya ilişkin çok sayıda çalışması var. Ancak Amerikan Kimya Topluluğu’nun son Ulusal Toplantısı’nda, harekete dayalı enerji üretiminde çok ileri noktaya varıldığının sinyalleri geldi.
Georgia Teknoloji Enstitüsü’den bir ekip, 2012’de triboelektrik jeneratör üretmişti.
2 yıl içinde, gücünü yüzbin kat arttırdı.
Artık ayaklarınızın sürmesi bile binlerce led lambayı yapabilecek duruma erişti.. Adına TENG diyorlar.
Bilim ve Teknik Dergisi’nin son sayısında Zhong  Lin Wang ve ekibinin bu çalışmasının ayakkabı tabanlarından, düdüklere, sırt çantalarından döşemelere kadar kullanılabileceği yolunda bilgiler vardı. Bu ekip, şu sıralar harıl, harıl mobil cihazları şarz edecek koşulları oluşturabilmek için çalışıyor.
Bir adım sonrası, yağmur damlaları, okyanus dalgaları, rüzgarlardan elde edilecek kaynaklarla, enerji talebinin çok önemli bölümüne çare bulmak.

Fena mı oldu?


Bireyselliğin, hızlı bir tırmanışla hakimiyetini ilan etmesini şaşkınlıkla izliyoruz...
Bireysellik dediğiniz şey, biraz yalnızlaşmaysa, biraz da ego patlamasında tebarüz ederek yansıyor hayata.
Herkes önemli şahış olma derdinde. Kendilerine “Önemli” etiketi takılması için, diğerlerinin önemsizleştirilmesi, bu yoldan ilerleyenlerin ana fikri...
Bu yüzden aile ilişkileri bile kökten zedelenmeye başladı.
Kendi güçlenmek için, aile bireylerini bile yok sayan, gereğinde darda, zorda bırakmaktan çekinmeyenlerin sayısı ne yazık ki  artıyor.
“Arada bir elektrik kesilse de sohbet edebilsek” diyen ailelere rastlıyorum bazen.
Eskiden “Aile” denince, herkes her bireyi eksiği, gediği, zaafiyetiyle bilirdi. Gereğinde de, en kalın yorganla kapatılırdı üzeri.
Şimdi kardeş, kardeşin nasıl bir hayat sürdüğünden dahi habersiz aynı evin içinde.
Ne düşündüğünü, hayallerini, topluma karşı çizdiği profili çözebilmesin tek yolu var, sosyal medya yoluyla takip. Tabii engellenmemişse.
Uzunca bir dönemi kaybettik sanırım.
Geçim kaygısının ötesinde lükse meyil arttı.
Dolayısıyla aile içlerindeki söylemler de değişti.
Artık kız çocuklarına, gelecek bina etmeye aday proje ilişkiler hakkında öğüt veriyor anneleri.
Erkek evlatlara da “Varlıklı gelin” adayları baskısı var.
Genel algıda “Para her şeyin ilacı” şablonlaşmış maalesef.
Para ile taçlanmamış başarı, yok sayılıyor nicedir.
Dolayısıyla başarıyı değil, varlığı hedef alıyor çocuklar.
Ahlaki çöküntünün ilk basamağında, ziyan olmaya aday çok sayıda genç var bu yüzden.
“Özgürlük” naraları atılıyor sosyal medya için. Tamam aklı selim kullanıcılara sözüm yok ama tavana çakmış hormonlarıyla, ayaklı bomba kıvamında gezinen genç nesilin, bu kulvardaki risk haritası kırmızı alarmda...
Bir süre mola verildi, aylarca birikmiş konular aile efradıyla paylaşıldı.
Sorun varsa çözüm, çözüm yoksa moral verildi.
Sanal listelerden değil, ana kucağından medet umuldu. Fena mı oldu?

DEMİŞ Kİ; Başkalarıyla paylaşılmayan zenginlik, insanları mahveder.”
Michael Ende

İdil Çeliker Diğer Yazıları