• BIST
    1524.49
  • Dolar
    7,4627
  • Euro
    9,0240
  • Altın
    437,8100
0530 708 54 54
0530 708 54 54
03 Aralık 2020 Perşembe 15:50:00 - Güncelleme:03 Aralık 2020 Perşembe 15:50:00

Azmin zaferi Türkçe konuşamıyordu, öğretmen olup kitap yazdı

Şanlıurfa'nın Birecik İlçesi'nden 30 yıl önce Mersin'e göç eden ve 15 yaşına kadar Türkçe bilmeyen Faik Güçlü (36), ayakkabı boyacılığı yaparken kapısından girdiği İl Halk Kütüphanesi'nde kazandığı eğitim aşkı sayesinde edebiyat öğretmeni oldu. Evli ve 2 kız çocuğu babası olan Güçlü, bir şiir bir de hikaye kitabı yazdı.

Şanlıurfa'nın Birecik ilçesinde dünyaya gelen Faik Güçlü, babası Celal, annesi Menevşe ve 10 kardeşi ile birlikte, henüz 6 yaşındayken 1990 yılında Mersin'e göç etti. Köyden kente göç etmenin ve Türkçe bilmemenin olumsuzluklarını yaşayan Güçlü, 1992 yılında Ersoy İlköğretim Okulu'nda başladığı öğrenim hayatında sınavlarda başarısız oldu. Her şeye rağmen pes etmeyen Güçlü, 1996 yılında okuldan arta kalan zamanlarda ayakkabı boyamaya başladı. Bu dönemde de İl Halk Kütüphanesi ile tanıştı. Burada birçok kitap okuyarak Türkçesini geliştiren Güçlü, 2003'te liseden mezun olduktan sonra 2004 yılında Diyarbakır Dicle Üniversitesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü kazandı. Yüksek lisans yaptıktan sonra öğretmenlik hayatına adım atan Güçlü, 2008 yılından bu yana Mersin'deki özel eğitim kurumlarında gençlere Türkçe ve Türk Edebiyatı öğretiyor. Evli ve 2 kız çocuğu babası olan Güçlü, 2018'de kendi şiirlerinin yer aldığı ilk kitabı 'Çürüyen Kelimeler'i, 2020'de de kısa hikayelerinden oluşan 'Annemin Çeyizleri' isimli kitabını çıkardı.

'YALNIZLIĞIMI ATAYIM' DERKEN, GELİŞMİŞİM'

Günümüzde yine özel bir kurumda müdürlük yapan Güçlü, "Şanlıurfa’da ailemle Kürtçe konuşuyordum. Mersin'e geldikten sonra, uyum sağlamakta zorlanacağım bir ortamla karşılaştım. Herkes bilmediğin bir dili konuşuyor. İnsanların yaşam şekilleri farklı. 100- 150 haneli köyden, yüzbinlerce insanın yaşadığı bir mahalleye gelmiş oluyorsun. Ciddi zorluklar yaşadım. İnsanlarla iletişim kuramadım. Yaklaşık 5- 6 yıl boyunca sendeledim. Çünkü kendimi ifade edemiyor, insanların ne dediğini anlamıyordum. Anlaşamama sorunu, bende çok ciddi psikolojik sorunlara da yol açtı. İletişim kuramama yalnızlığa yol açtı ve ben yalnızlaştıkça yazmaya başladım. 'Yalnızlığımı kitaplarla atayım' derken, gelişmişim" dedi.

'TELAFUZ EDEMEDİĞİM DİLİN ÖĞRETİCİSİ OLDUM'

16 yaşında, kelimeleri telaffuz edemediği için mahalle bakkalından dayak yediğini belirten Güçlü, "19- 20 yaşında telaffuz edemediğim dilin öğreticisi olmaya başladım, üniversiteyi kazandıktan sonra. 2008'de Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü bitirdim. Tezli yüksek lisans yaparken, özel kurumlarda derslere girmeye başladım. Yüksek lisanstan sonra Mersin'deki özel eğitim kurumlarında öğretmenliğe başladım" diye konuştu.

Gelecek yıllarda Türk Edebiyatı'na daha fazla katkı sunabilmek için akademisyen olmak istediğini dile getiren Güçlü, 'Çürüyen Kelimeler' ve 'Annemin Çeyizleri' isimli kitabın ardından 2 yeni kitabını daha okurların beğenisine sunacağını da sözlerine ekledi.