• Bist 100
    101849
  • Dolar
    5,6592
  • Euro
    6,3832
  • Altın
    258,2850
İstanbul
20 / 27
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA
15 Haziran 2019 Cumartesi 22:21:33 | Son Güncelleme: 15 Haziran 2019 Cumartesi 23:50:34

Prof. Dr. Caşın: ABD ekmek parası olmayan Yunanistan'ı neden silahlandırıyor?

ABD'nin Yunanistan'a 5 bin asker ve çok sayıda ağır askeri malzemeler gönderdiğini hatırlatan Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın " ABD ekmek alacak parası olmayan Yunanistan'ı neden silahlandırıyor?" sorusunu gündeme getirdi.

İstinye Üniversitesi İktisadi, İdari ve Sosyal Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton'un ekibinin S-400'ler üzerinden gerilen Ankara-Washington ilişkilerinde diplomatik kanalları kapatmaya çalıştığını ifade ederek, "Tehdit mektubunu Bolton ekibinin hazırladığını düşünüyorum. Bu ekip Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın Tokyo'da görüşmesini sabote etmeye ve Trump'ın Türkiye ziyaretini engellemeye çalışıyor olabilir." dedi.

Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, Milli Savunma Bakanlığı'na ABD Savunma Bakan Vekili Patrick Shanahan tarafından gönderilen, Türkiye'ye S-400'ler konusunda 31 Temmuz'a kadar süre tanıyan ve siyasi tarih açısından "2. Johnson mektubu" olarak da nitelendirilen tehdit mektubunun içeriğini, arka planını ve mektup sonrası olası gelişmeleri AA muhabirine değerlendirdi.

Caşın, Türk askeri personelinin eğitim için Rusya'ya gönderilmesi, Moskova'nın 2 ay içinde S-400 füzelerini teslim edeceğini açıklamasından sonra Shanahan tarafından mektup gönderilmesin son derece manidar olduğunu söyledi.

ABD'nin, NATO ittifakının en önemli güney kanat ülkesi olan Türkiye'yi uluslararası hukuku hiçe sayarak ekonomi silahı ile tehdit ettiğini vurgulayan Prof. Dr. Caşın, "Mektupta 6 önemli mesaj var. F-35 savaş uçağı eğitiminin sonlandırılması ve askıya alınması, Türk askeri pilotlarının ABD'ye girişlerinin durdurulması, Türkiye’nin teknik personelin F-35 ortak üretim toplantılarına alınmayacağı, Türkiye'de üretilen F-35 parçalarının siparişlerinin 2020'ye kadar durdurulması veya başka ülkeye sevk edilmesi. Beşincisi Amerika'nın Hasımlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası (CAATSA) yaptırımlarının savunma sanayi ve Türk ekonomisini olumsuz etkilenmesinin yolunun açılması. Nihayet bir açık kapı bırakılarak, 31 Temmuz'a karar değiştirmenin son tarihiyle Türkiye'yi baskılanmak istendiğini görüyoruz." diye konuştu.

Türkiye'nin, NATO'ya karşı bir tehdit olarak değil, kendi savunma ihtiyacını karşılamak için S-400 füzelerini satın aldığını kaydeden Prof. Dr. Caşın, şu değerlendirmede bulundu:

"ABD'nin neden bu füzeye karşı çıktığını teknik açıdan anlayamıyorum. Çünkü NATO tarafından da bu füzenin tehdit olduğuna dair doğrudan bildirim olmamıştır. Yunanistan dahil 7 NATO ülkesinin S-300 füzeleri var. Bu füzeler hepimizin bildiği gibi bir hava savunma füzesidir, taarruz füzesi değildir. İkinci husus aynı füzeler Bulgaristan, Romanya, Macaristan ve pek çok Doğu Avrupa ve Baltık ülkesinde var. Onlar için tehdit olmayan bu füzeler neden Türkiye aldığında tehdit oluyor? Türkiye'nin egemen bir devlet olarak kendi savunmasını sağlama hakkı vardır. NATO Genel Sekreteri de buna destek vermiştir. Demek ki Türkiye üzerinde bir baskı oluşturmak isteniyor."

"Netanyahu hükümeti Türk-Amerikan ilişkilerini sabote ediyor"

Tehdit mektubunun zamanlama açısından dikkate alınması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Caşın, "Ben ABD'nin B takımı dediğimiz yani Bolton ekibinin bu mektubu hazırladığını düşünüyorum. Bu ekip, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump'ın Tokyo'da görüşmesini sabote etmeye ve Trump'ın Türkiye ziyaretini engellemeye çalışıyor olabilir. Böylece Ankara ile Washington hattındaki diplomatik kanalları kapatmak, sabote etmek istiyor." dedi.

Prof. Dr. Caşın, ABD'nin Türkiye'ye uyguladığı baskının arka planında en önemli nedenlerden birinin de İsrail ve Başbakanı Binyamin Netanyahu olduğunu savundu.

İsrail'in, uzun zamandır Türk-Amerikan ilişkilerini sabote etmeye çalıştığını kaydeden Prof. Dr. Caşın, şöyle konuştu:

"Çünkü İsrail basınına göre F-35'lerden çıkarılırsa Türkiye, İsrail'e karşı hava üstünlüğünü kaybedecek. İkincisi aynı zamanda bu uçakların motorlarının fabrika bakımını İsrail'e verecekler. Türkiye'nin imal ettiği F-35 parçalarını İsrail firmaları almak için hemen üstüne atladı. İsrail şu anda uçağın kanadını yapıyor. Dolayısıyla Netanyahu hükümeti Türk-Amerikan ilişkilerini sabote ediyor. ABD adeta İsrail'in güdümünde rüzgarda savrulan bir yelkenli gemiye dönmüştür. ABD yönetiminin ne komutanı ne kaptanı ne de istikameti vardır. Bu yalpalama esnasında rastgele atış etmektedir ama Türkiye rastgele ateş edilemeyecek kadar büyük ve güçlü bir devlettir.

Peki buradaki mesaj nedir? Türkiye S-400 füzelerini alırsa F-35 alamaz. Sadece bununla kalınmıyor. CAATSA ile birtakım yaptırımlar da uygulamaya konulacak. Ama bu yaptırımların hiçbir hukuki argümanı ve geçerliliği yok. Ayrıca ben NATO'nun Türkiye'ye uzun süreli bir yaptırıma izin vermeyeceğini düşünüyorum.

ABD'nin S-400'lerle ilgili gerilimi artırmasının arkasında NATO’nun 3. büyük ordusuna sahip olan Türkiye pazarını kaybetmek istememesi de yatıyor olabilir. ABD dünya silah pazarında birinci sırada. Bu birinciliği kaptırmak istemiyor. S-400'leri F-35 uçağıyla aynı teraziye koyuyor. Yani bunu alırsan bunu alma. Mektubun dikkatle incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. 'Değer verdiğimiz ilişkimizi sürdürmek istesek' de diyor müsteşar Ellen Lord ve Savunma Bakan yardımcısı, 'Rusya’dan S-400 füzeleri alımından vazgeçmememiz halinde F-35 savaş uçakları ortak üretimi anlaşmasını iptali yoluna gideceğiz.' ABD, carrot and stick (havuç-sopa) politikası gütmektedir Türkiye’ye karşı."

"Ekmek alacak parası olmayan Yunanistan'ı neden silahlandırıyor?"

Prof. Dr. Çaşın, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın "Türkiye tarihinin en büyük kuşatması altındadır. Suriye'de Fırat'ın doğusundaki terör örgütünü paramparça edeceğiz ve bir gece ansızın gelebiliriz." sözlerini hatırlatarak, Türkiye'nin sınırlarında tehlikeli gelişmelerin olduğunu anlattı.

Türkiye ile ABD arasında başlayan gerilimin temel sebebinin F-35'ler olmadığını savunan Prof. Dr. Caşın, şunları kaydetti:

"ABD'nin hem Suriye'de hem Ege'de hem de Doğu Akdeniz'de Türkiye'yi kuşatmaya çalışması. İran'a karşı kullanma gerekçesi ile 40 bin tırlık silahı Türkiye sınırına yığması, Suriye'de PKK/PYD'yi silahlandırması beni endişeye sevk ediyor. Öte yandan Yunanistan Dedeağaç'a 5 bin asker göndermesi, Yunanistan'a F-16 uçaklarının bloke edilmiş modellerinin vermesi, F-35'leri kirayla vermesi, Yunanistan'ın zaten elinde bulunan Apache helikopterlerine ilaveten 76 bedava Kiowa ve Chikook helikopterleri ve Patriot sistemleri vermesi şüphe uyandırıcıdır. Ekmek alacak parası olmayan Yunanistan'ı neden silahlandırıyor?

Henüz senatodan geçmedi ama ABD, Kıbrıs Rum kesimini Doğu Akdeniz'de silahlandırmaya başladı. Doğu Akdeniz'de Kıbrıs Türklerinin hakkını, hukukunu gözetmeyen hiçbir adımın atılmasına Türkiye izin vermeyecektir. Güney Rum kesiminin Türkiye'yi tehdit edip Fatih gemisindeki personeli tutuklamaya kalkmasına, uluslararası sularda, deniz hukukuna ve uluslararası hukukta Türkiye'nin egemenliğine karşı yapılacak herhangi bir korsan harekatına karşı Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi'nin 51. maddesine göre kendini savunma hakkı var. Türkiye ateş açar. Türk karasularına yakın bir yerde yabancı firmalar araştırma yaparken Türkiye'nin hakkının olması, BM Genel Sekreteri'nin de söylediği bir laftır."

Prof. Dr. Caşın, ABD'nin CAATSA ile ekonomik ilişkilerde de sert yaptırımlar uygulayarak Türkiye'nin ticari dengesini zarara sokabileceği uyarısında bulunarak, Türkiye'nin bu durumda uluslararası hukuk gereği kendi haklarını korumaya çalışacağını söyledi.

Türkiye'nin 12 milyar dolarlık projeden çıkarılmasının uluslararası rekabet hukukuna göre tahkime girdiğine dikkati çeken Prof. Dr. Caşın, şu değerlendirmede bulundu:

"ABD, savunma sanayinde ortak üretim projeleri olan ATAK helikopterleri, Skorsky ve NATO ortak silah projelerinde de ilişkileri dondurabilir. Silahlı kuvvetler envanterlerindeki ABD menşeli tank, top, gemi ve uçaklarda yedek parça temininde desteğini keserek silah ambargosu başlatabilir. CAATSA yasasıyla ekonomik ilişkilerde de sert yaptırımlar uygulayarak Türkiye'nin ticari dengesini zarara sokabilir. Ama ABD şurada yanılıyor. Türkiye'nin alacağı 100 artı 20 uçağın yeri doldurulamaz. Her ne kadar Japonya, Polonya, Yunanistan'a bu uçaklardan satacaksa da bazı firmalar bundan çıkmak istiyor.

12 milyar dolarlık bu projeden çıkarılmasından sonra Türkiye, uluslararası hukuka göre haklarını arayacaktır. Uluslararası rekabet hukukuna göre bu tahkime giriyor. İkincisi NATO ittifakı içinde Türkiye'nin istihbarat ve savunma planlamalarına sınırlama getirmesine karşı Türkiye müttefikleriyle harekete geçecektir. Müttefikleri bana göre Türkiye'ye karşı bir cepheye zorluyor ABD. Bu da çok tehlikeli bir durum. Almanya ve Fransa yeni uçak yapıyor. Türkiye bu projeye girebilir. Türkiye, motor bulup kendi milli muhalif uçağını yapabilir. Avrupa menşeli uçaklar Eurofighter, Fransız Rafael uçaklarını Türkiye alabileceği gibi İsveç yapımı Gripen uçaklarını da paket şeklinde alabilir. 70-100 uçak derhal alabiliriz. Türkiye'nin bunun için parası, prestiji ve pilotu da var."

"Uzun vadede kaybeden ABD olur"

Bu gerilimin uzun vadede kaybedeninin ABD olacağına vurgu yapan Prof. Dr. Mesut Hakkı Caşın, şu ifadeleri kullandı:

"ABD uluslararası hukuk açısından sözüne güvenilmeyen ülke durumuna düşmektedir. Ama ondan önemlisi de Türkiye pazarı gibi yaklaşık 30 milyar dolarlık savunma harcaması olan bir partnerini kaybetmektedir. Demek ki kaybeden ABD'dir ve Türkiye aynı zamanda masaya hem İncirlik'i hem de Malatya Kürecik'i koyacaktır. Bu bakımdan belki ABD askeri personelinin çekilmesini isteyecektir. Artık son söz söylenmiştir. Geri dönüş yoktur. ABD Türkiye'yi kaybedecektir.

Burada kaybeden uzun menzilde ABD olur ve ABD kendisine uzun vadede düşman teşkil ettiği Rusya ve Çin'e karşı Türkiye'nin NATO ittifakındaki güçlü durumunu kaybeder. Bu durum ABD'yi hem Karadeniz de zora sokar hem Doğu Akdeniz de hem de Orta Doğu'da ve Orta Asya da. Bence ABD'nin Türkiye'ye bu şekilde yaptığı baskı hukuka, ahlaka iyi komşuluk ve müttefiklik ilişkilerine çok terstir."

"Dışarıdan gelecek bir saldırıya karşı Türkiye bu füzeleri almak zorunda"

Prof. Dr. M. Hakkı Caşın, İsmet Paşa'nın Türk-Amerikan ilişkilerinde yaşanan ilk kırılma olan Johnson mektubuna verdiği "Yeni bir dünya kurulur ve Türkiye bu yeni dünyada yerini alır." cevabını ve Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın bir adım daha atarak "Türkiye bu yeni dünyayı kuran aktörlerden biri olacak." sözlerini hatırlattı.

ABD'nin 1 Mart 2003 Irak teskeresinin rövanşını alma saplantısından kurtulamadığını dile getiren Prof. Dr. Caşın, şöyle devam etti:

"Ancak hiçbir yakın coğrafyada, gerek Balkanlar gerek Kafkasya gerek Orta Doğu'da Türkiye'nin stratejik savunma, taarruz misyonunun ve vizyonunun yerini dolduramaz; ne jeopolitik ne de askeri olarak. 1974 ambargosu bunu göstermiştir. Sovyetler'in Afganistan'ı işgal etmesi, 1979'da İran devrimi sonrası ABD ambargoyu kaldırmak zorunda kalmıştı. Yani bana göre, gönderilen mektup Johnson'ın mektubundan daha ağır bir mektuptur ve Türkiye'ye karşı hakaret içermektedir. ABD'nin aynı tarihi süreçten geçtiğini görüyoruz."

Amerikan kongresinde Türkiye'nin Rusya'ya daha bağımlı olmasını teşvik eden, yanlış bir politika yürütüldüğüne dikkati çeken Prof. Dr. Caşın, sözlerini şöyle tamamladı:

"Türkiye'nin bu savunma füzesini alması Türkiye'nin Rusya'nın müttefiki olduğu manasına gelmiyor. Türkiye NATO müttefikidir ve NATO ile ittifakı ne gerektiriyorsa yerine getirmektedir. Buna nükleer taahhütler de dahildir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sözlerini şu şekilde okumak mümkündür. S-400'ler işi bitmiştir, alınmıştır. Senin bana 8,5 milyar dolara teklif ettiğin füzeleri Rusya bana 2,5 milyara veriyor. Ayrıca ortak üretim sözü aldık. Sen bu füzeleri vermiyorsun. Bu füzeler taarruz füzesi değil savunma füzesidir. Ülkemi savunmak için gerekli tedbiri almayacak mıyım? Sadece İstanbul gibi 16 milyonluk bir şehri korumak mümkün değil. Yunanistan'dan, İran'dan, Rusya'dan, Suriye'den veya başka bir ülkeden gelebilecek füzelere karşı Türkiye açık bir ülke. Bu durumda Türkiye'nin kendisini savunması için egemen bir devlet olarak bir füzeyi alması onun doğal hakkıdır."

AA