• BIST
    1325.29
  • Dolar
    7,8243
  • Euro
    9,4615
  • Altın
    455,3850
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA
17 Kasım 2020 Salı 10:50:00 - Güncelleme:17 Kasım 2020 Salı 12:55:00

MHP lideri Devlet Bahçeli'den flaş tepki: Yunanistan'dan mı izin alacaktık?

Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ndeki grup toplantısında önemli açıklamalarda bulunuyor. Kapalı Maraş ziyaretiyle ilgili konuşan Bahçeli, "KKTC Türkiye için yalnızca bir siyaset ve strateji konusu değildir, hayat ve varoluş konusudur." ifadelerini kullandı. Yunanistan ve AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell'e tepki göstererek, "Biz vatan toprağını ziyaret için Yunanistan'dan mı izin alacaktık? Borrell'den mi vize isteyecektik?" dedi.

MHP lideri Devlet Bahçeli partisinin grup toplantısında konuştu.

Bahçeli'nin açıklamalarının satırbaşları şöyle:

"Türk milliyetçiliğinin muhterem isimlerinden birisi olan Sayın İbrahim Metin ile Sayın Prof. Mithat Melen'in vefatlarından duyduğum üzüntüyü vurgulamak istiyorum. Allah'tan rahmet diliyor, ailelerine başsağlığı dileklerimi iletiyorum.

15 Kasım 2020 günü Kıbrıs Türklüğü tarihi bir heyecanı yaşamıştır. Sayın Cumhurbaşkanımızın nazik davetiyle, heyete eşlik ederek KKTC'yi ziyaret ettik. Bu ziyaretimizin mana ve mesajı zamanlama itibariyle hem anlamlı hem güçlüdür. Bize göre, Türksüz Kıbrıs, çatlamış toprak, silinmiş tarih, kalbi durmuş bedendir. Kıbrıs coğrafyasının mayası Türklüktür. KKTC, 15 Kasım 1983'te kurulmuştur. 37 yıllık bir tarihi kucaklayıp bugünlere gelen Türk devleti nice acı ve baskılara dayanmıştır. Türk'ün mukavemeti zalimlere meydan okumuştur. Yıllarca hayat hakkı elinden alınmak istenen Kıbrıs Türlüğü milli haysiyetini asla pazarlık konusu yapmamıştır. Kıbrıs Türk'tür, Türk kalması tarihin namus konusudur.

37 yıl önce dünyaya ilan edilen KKTC'nin kuruluş yıldönümünü tebrik ediyorum. Hürriyet mücadelesine liderlik yapan Dr. Fazıl Küçük'ü, Rauf Denktaş'ı, dava adamlarını, şehitlerimizi anıyorum. Kıbrıs'ta Türklüğüne bekası için gövdesini taşın altına koyanlara Allah'tan razı olsun diyorum. KKTC Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, Kıbrıs Türklüğünün takdiriyle seçilen Ersin Tatar'ı bir kez daha kutluyorum. Kıbrıs Türklüğünün geçmişte yaptığı kahramanlıklar, istikbalin sarsılmaz güvencesidir.

Kıbrıs bizim için milli bir meseledir, taviz olmaz, dönüşü olmaz, teslimi ise asla düşünülemez. Nice anımız, nice ayak izimiz, nice parlak eserimiz Kıbrıs'ı kuşatmıştır. Başımızı çevirip nereye baksak Türk devletine ait yüksek bir değeri görmemiz kaçınılmazdır. KKTC'nin güvenliği demek, Türkiye'nin güvenliği demektir. Bağımsızlığı demek, Türkiye'nin bağımsızlığı ile eş anlamlıdır. Şurası açık bir gerçektir ki, Kıbrıs Türklüğü yok sayılamaz, imha ve ihmal edilemez.

Uluslararası toplumun Kıbrıs Türklüğünü görmezden gelmesi sakat ve yanlış bir bakıştır. İnsan hakları ve özgürlük kriterlerinden bakarsak kimlerin bu değerlerin tam tersi duruş içinde oldukları ortaya çıkacaktır. Kapalı Maraş'ın çok yerinde bir kararla açılması, bizim de ziyaretimiz konuya muhatap çevrelerin tepkisi çekmiş, bunları adeta hoplatmıştır. Biz vatan toprağını ziyaret etmek için provokasyon çığlığı atan Yunanistan'dan mı izin alacaktık? Adada yaşayan halklar bellidir, AB'nin kaşıntısı nasıl yorumlanmalıdır? Kapalı Maraş'ta mağduriyetlerin telafisi için mülkiyet haklarına riayet eden, yeni bir dönemin başlamasından niçin huzursuzluk duyulmaktadır. Nifak meselesine girenlerin asıl meselesi, ölümü gösterip sıtmaya razı etmektir. Oyalama tarihin çöplüğüne atılmıştır. Türkiye olmadan, KKTC hesaba katılmadan, Doğu Akdeniz'de atılacak her adım barış arayışlarını yıkacaktır. Esasen meselenin özü de bu kadar basittir.

1931'den itibaren Rumların, Yunanistan ile birleşme gayretlerini biliyoruz. Kıbrıs'ı Helen adasına dönüştürmek isteyenlerin açıklamaları ve davranışları hepimizin malumudur. Yunanistan Cumhurbaşkanı'nın kuzey Kıbrıs'ın işgal altında olduğunu söylemesi tarihi gerçeklerle bağdaşmayan bir skandaldır. Helen falan bilmeyiz, mazisi karanlık hedefleri tanımayız, Kıbrıs'a baktığımızda sadece Türk'ü görürüz.

1955 yılında kurulan EOKA terör örgütünün hangi şiddet eylemlerine başvurduğu, milli vicdanda hala mahfuzdur. Kıbrıs Türklerinin 33 köyü terke zorlanmaları unutulmuş değildir. Zürih ve Londra anlaşmaları Türkiye-Yunanistan-İngiltere garantisine dayandırılmıştı. Kıbrıs Cumhuriyeti 1960 yılında kurulmuştu. Kıbrıs Rum tarafı 1960 Cumhuriyeti'nin kurulduğu gibi yaşamasına izin vermemiştir. Rumlar 1963'ten itibaren saldırı ve suikastlarını artırmışlardır. Türklerin adadan atılması etnik bir temizliği amaçlamıştır. 1974 Barış Harekatı, hayat hakları gasp edilen Kıbrıs Türklüğüne, anavatan Türkiye'nin müşfik el olarak tarihe geçmiştir. 1977 yılından itibaren federalizm görüşmeleri yapılmıştır. 52 yıllık müzakere sürecinden hiçbir şey çıkmamıştır. Kıbrıs Türklüğünün yapıcı ve iyi niyetli çabalarına rağmen masayı deviren Rumlar olmuştur. BM engeli, Rumların vetosu çözüm umutlarını zehirlemiştir.

Çözüm sokaklarda dolaşmaya başlayan Rum sevdalısı Akıncı gibi vatandan toprak vererek olamayacaktır. Birlikte huzur içinde, barış ve saygıya dayalı bir gelecek isteniyorsa, iki kesimli egemen devlet yapılanması bir mecburiyettir. İki devletli çözüm yegane yoldur. BM öncülüğünde 5+1 formatında planlanan muhtemel konferansın başarılı olması Kıbrıs Türklüğünün beklentilerine cevap vermekle mümkündür. Beklentimiz Kıbrıs Türklüğünün tanınmasıdır. Ambargo ve kısıtlamaların kaldırılması bir diğer beklentimizdir.

Kıbrıs hidro-karbon zenginliklerinin bulunmasıyla tüm dikkatleri üzerine çekmiştir. Türkiye haklarından ödün vermeyecektir. Kıbrıs Türlüğü bölgeden uzaklaştırılamayacaktır. Hiç kimse fiili durum yaratmamalıdır. Hiç kimse Kıbrıs Türklüğü'nün sabrını test etmemelidir. Türkiye'nin etkin ve fiili garantörlüğü ön şartsız devam etmelidir. Kapalı Maraş aslında dönmüştür, bundan memnunuz.