0530 708 54 54
0530 708 54 54
11 Ocak 2022 Salı 20:49:00 - Güncelleme:11 Ocak 2022 Salı 22:43:00

Başkan Erdoğan'dan önemli açıklamalar

Kaynak: AA

ABONE OL

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri Ödül Töreni"nde gündeme ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Başkan Recep Tayyip Erdoğan, "Önümüzdeki dönemde ustalarımızın ve sanatkarlarımızın asırlık birikimlerinin ürünü olan kabiliyetlerinin yaşatılmasını temin edeceğiz" dedi.

Başkan Erdoğan, "Yaşayan İnsan Hazineleri Geleceğe Aktarılan Mirasın Temsilcileri Ödül Töreni"nde konuştu.

Başkan Erdoğan'ın konuşmasının satır başları şöyle;

Bu yılki Yaşayan İnsan Hazineleri, geleceğe aktarılan mirasın temsilcileri ödüllerini takdim edeceğimiz ustalarımızı, sanatkarlarımızı, geleneksel sanatlarımızın temsilcilerini huzurlarınızda tebrik ediyorum.

Ülkemiz, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı UNESCO'nun 2003'te kabul ettiği Somut Olmayan Kültürel Miras Sözleşmesi'ne 2006'da taraf olmuştur. Yapılan hazırlıkların ardından 2008'den beri de bu listeye en çok kültürel değer kaydettiren ülkeler arasında yer alıyoruz.

Son olarak, hüsnühat sanatının da ilave edilmesiyle Türkiye'nin Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi'ndeki değer sayısı 21'e çıktı.

Meddahlıktan nevruza, ebrudan okçuluğa kadar geniş bir alana yayılan kültürel miraslarımızın tanıtılması, korunması, yaşatılması bakımından önemli gördüğüm bu çalışmaya katkı veren herkese teşekkür ediyorum. Bugün 2021 ödülleri vesilesiyle bir arada olduğumuz yaşayan insanlar hazineleri de aynı sözleşme kapsamındaki envanter faaliyetlerinden biridir. Yaşayan insan hazineleri envanterinin temel şartı olan usta-çırak ilişkisi içinde öğrenilme şartı Ahilik geleneğimizin de esasını oluşturuyor.

Bilgileri ve becerileriyle ülkemizin kültürünü bugüne taşınmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını sağlayan değerlerimizle iftihar ediyoruz. Medeniyetimizde şehirler, mabetleri, meskenleri, caddeleri ve çarşıları ile içinde yaşayan toplumun maddi birikimiyle birlikte maneviyatını da yansıtan birer ayna hüviyetindedir. Mimari eserler ve kültürel motifler başta olmak üzere baktığımız her yerde şehri meydana getiren maddi unsurların tamamının aslında manevi bir kalıptan çıktığını hissederiz. Bu hissiyatı şehrin camileri ve medreseleri kadar hanları ve çarşıları da besler, büyütür. Zira ilim ve irfan ehli yanında zanaat ve ticaret erbabı da aynı manevi kaynaklardan beslenmiştir.

"Bu kutlu yolun bin yıllık prensipleri bugün de istikametimizi belirlemeye devam ediyor"

Hocalar ve talebeleri her sabah derse başlarken "Allah'ım hikmet kapılarını önümüze aç, rahmet hazinelerini üzerimize saç" diye dua eder. Ustalar ve çıraklar da aynı duyguyu 'Her seher besmeleyle açılır dükkanımız, Ahi Evran-ı Veli'dir pirimiz, üstadımız' düsturuyla işlerine başlayarak sergiler. Gerçekten de insani tarafı, iktisadi tarafından daha ön planda mekanlar olan çarşılarımız başka milletlerin çarşılarına benzemez. Her gün sabah namazından sonra birer rahmet ve bereket kapısı olduğu inancıyla açılan dükkanlarımızda müşteri, tüketici değil velinimet telakki edilir.

Kapıdan içeri giren herkes daima güler yüzle ve "hoş geldiniz" denilerek karşılanır, hal ve hatırı sorulur. Vakti müsaitse çay, kahve ikram edilir. Dükkanlarımız elbette birer ticarethanedir, birer geçim kaynağıdır ama daha önemlisi dilimizde doğruluk, elimizle cömertlik, ayağımızda yiğitlik erkanının yoludur. Bu kutlu yolun bin yıllık prensipleri bugün de istikametimizi belirlemeye devam ediyor.

Ahilik kültürüyle yetişen insanlar bir taraftan maharetlerini sergileyerek zanaatlarını icra ederken diğer taraftan da toplumu kaynaştıran, bir arada tutan değerleri geleceğe taşırlar.

Kalemle yazan, çekiçle döven, iğneyle diken, testereyle biçen mübarek eller bir yandan da gönüllerin fethi için gayret gösteriyor, Rabbimizin işlerinizi güzel yapın emrine muhakkak ki 'Allah işini güzel yapanları, güzel işlerle meşgul olanları sever' buyruğuna ram olması. İşini güzel yapmak, daima güzel işlerle meşgul olmak ve bu vesileyle Rabbimizin sevgisine mazhar olmak nesillerdir milletimizin en büyük gayesidir. Bu anlayışla dünyaya, hayata ve yaşadığı coğrafyaya bakan ecdadımız, demircilikten nakkaşlığa, dokumacılıktan hattatlığa, marangozluktan aktarlığa hemen her sahada çok önemli ustalar yetiştirmiştir.

Dünyada geleneksel sanatların unutulmaya yüz tuttuğu bir çağda, yaşayan insan hazineleri listemizin her geçen yıl daha da büyümesi milletçe bu ulvi gayeye sarılmayı sürdürdüğümüzü gösteriyor. Bugün de ülkemizin dört bir yanındaki ustalarımız, sanatçılarımız, hat, ebru, kalem işi, minyatür, çini, oyma, kakma, taş işleme, deri işleme, ahşap işleme gibi sahalarda paha biçilmez eserler çıkarıyor. Bugün de keçe, yazma, çam düdüğü, kaval, bağlama, nazar boncuğu üreten ustalara sahibiz. Meddahlık, aşıklık, zakirlik geleneğimizi sürdürüyoruz. Yamaklık, çıraklık, kalfalık, ustalık ve üstatlık basamaklarından geçen nice sanatkarımız kültür ve sanat dünyamızı zenginleştiriyor.

"KABİLİYETLERİNİN YAŞATILMASINI TEMİN EDECEĞİZ"

Türkiye'nin her köyünde her kasabasında her ilçesinde her şehrinde yaşayan insan hazinesi sıfatını hak eden çok kıymetli insanlarımız var. Kendi alanlarında hayatlarını vakfederek, elde ettikleri becerileriyle ortaya koydukları ürünlerle ülkemize ve dünyaya eşsiz değerler kazandıran, yüreklerinde koca bir aşkı, ellerinde emsalsiz bir mahareti sımsıkı tutan bu sanatkarlarımızı takdir etmek için kelimeler kifayetsiz kalıyor.

Yaşayan İnsan Hazineleri listesine sürekli yeni ilaveler yapılıyor. Ender bilgi ve beceri gerektiren birçok mesleğin ihyasına vesile olacak, somut olmayan kültürel mirasımızın nesilden nesile aktarılmasını sağlayacaktır. Devlet olarak bu konuda üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmenin gayreti içindeyiz. İnşallah önümüzdeki dönemde bu tür çalışmaları daha çok destekleyerek ustalarımızın ve sanatkarlarımızın asırlık birikimlerinin ürünü olan kabiliyetlerinin yaşatılmasını temin edeceğiz.

Allah'ın yarattığı mahlukların en şereflisi olan insanı merkeze almayan hiçbir inanç, medeniyet, kültür ve devlet uzun soluklu olamaz. Bu nedenle biz de eser ve hizmet siyasetlerini ecdadımızdan aldığımız ilhamla "İnsanı yaşat ki devlet yaşasın" anlayışı üzerine bina ettik.

Türkiye'yi bir yandan temel altyapı ihtiyaçlarını karşılayacak yatırımlarla donatırken diğer yandan da tarihe, kültüre ve medeniyete sahip çıkacak çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Tarihimizden ilhamını aldığımız yeni bir mimari anlayışı yaygınlaştırmaktan ecdat mirası nice değerimizi ihya etmeye kadar pek çok çalışmayı hayata geçirdik.

"DAHA İYİLERİNİ SUNMAKLA MÜKELLEFİZ"

Küresel sağlık ve finans krizi sebebiyle insanlığın gündeminde ekonomi ilk sırada gibi gözükse de asıl mücadele geleceğin hangi kodlarla inşa edileceği konusunda yaşanıyor.

Etiketler : başkan erdoğan ödül töreni unesco