• BIST
    1328.83
  • Dolar
    7,8228
  • Euro
    9,4308
  • Altın
    459,3260
0530 708 54 54
0530 708 54 54
06 Ekim 2020 Salı 15:32:00 - Güncelleme:06 Ekim 2020 Salı 15:44:00

Başkan Erdoğan'dan Macron'a çok sert tepki: Sen kimsin ki İslam'ın yapılandırılması ifadesini ağzına alıyorsun

Beştepe'de düzenlenen Camiler ve Din Görevlileri Haftası programında önemli açıklamalarda bulunan Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Macron'un 'İslam'ın yapılandırılması' ifadesine çok sert tepki gösterdi 'Sen kimsin ki bu ifadeyi ağzına alıyorsun' dedi.

Son dakika haberi: Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Camiler ve Din Görevlileri Haftası programında önemli açıklamalarda bulundu.

Erdoğan'ın açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Camiler ve Din Görevlileri Haftası münasebetiyle siz kıymetli hocalarımızı misafir etmekten memnuniyet duyuyorum. Sizlerin aracılığıyla yurt içinde ve dışında görev yapan bütün diyanet mensuplarımıza selam ve muhabbetlerimi gönderiyorum. Tüm imamlarımızın, müezzinlerimizin, hocalarımızın, müftülerimizin haftasını gönülden tebrik ediyorum.

Toplumun belli bir kesimi Diyanet İşleri Başkanlığımızın görev alanının sadece cami ile sınırlı olduğunu düşünüyor. Yaşadığımız onca provokasyona rağmen milletimizin birlik ve beraberliğinin korunmasında Diyanet İşleri Başkanlığımızın katkısı göz ardı edilemez.

Sınırlarımızın hemen dibinde yuvalanan DEAŞ belasının en az hasarla atlatılmasında da Diyanet İşleri Başkanlığı'nın görevi önemli olmuştur. Diyanet İşleri Başkanlığı personellerimiz, koronavirüs ile mücadele sürecinde de etkili bir mücadele gerçekleştirdi. İmamlarımız ve müezzinlerimiz karşılık beklemeden vatandaşımızın yardımına koştu. Devlet, millet bütünleşmesinin yaşandığı o dönemi diğer ülkelere nazaran daha hafif atlattık.

Temizlik, maske ve mesafe kurallarına uymayanlar kul hakkına giriyorlar. Rabbim bizi, salgın musibetinden bir an önce kurtarsın.

Bizim inancımızda dünya ahiretin tarlasıdır. Burada ne ekersek, yarın ahirette onu biçeriz. Bu hayatın albenisini kaptırıp nefsine yenik düşen kişi bu dünyasını da, ahiretini de kaybeder. Müminin görevi yoklukta sabretmek, varlıkta şımarmamaktır.

Çok açık söylüyorum, birçok ülkede ırkçılık ve İslam düşmanlığı devletler tarafından desteklenmektedir.

Koronavirüs salgını ile mücadele ettiğimiz sıkıntılı dönemde Rabbimizin birçok müjdesine mazhar olduk.

Karadeniz'de tarihimizin en büyük doğalgaz rezervini keşfettik. Bu rezerv salgın günlerinde milletimize umut vermenin yanısıra, daha büyük keşifler için inancımızı artırdı. Doğu Akdeniz'den de inşallah, güzel haberler almayı umut ediyoruz. Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'ni yeniden ibadete açtık. Bu uğurda pek çok sanatçımız, siyaset adamımız bedeller ödedi. Aralarında idamla yargılananlar oldu. Bizler de Ayasofya'dan ezan dinlemek umudu ile yaşadık. 86 yıllık mücadelenin en tatlı meyvesidir. Türkiye'nin kendi hükümranlık haklarını kullanarak attığı adım dünya siyasetinde yeni dönemin habercisidir. Türkiye, bağımsızlığın üzerindeki bir gölgeyi daha kaldırmıştır. Hemen arkasından Kariye'nin de camiye çevrilmesi ardı ardına bizler için müjdeydi. Restorasyonu tamamlanan Sümela Manastırı ise ülkemizin dini özgürlüklerle ilgili hiçbir kompleksinin olmadığını dost düşman herkese göstermiştir.

Türkiye, dini hak ve özgürlükler konusunda örnek bir tavır sergilerken Batı dünyasında tam zıttı atmosfer hakim. Batı ülkelerinde ırkçılık, ayrımcılık ve İslam düşmanlığı zehirli bir sarmaşık gibi yayılıyor. Müslüman kadınlar başörtülerinden dolayı sözlü ve fiili tacize maruz kalıyor. Bu eylemlerden Müslümanlarla birlikte etnik kimliği farklı olan diğer kesimler de etkileniyor. Neo Nazi terörü, Afrikalı, Asyalı göçmenleri, Müslümanlar kadar Musevileri de hedef alıyor. Camilere ve diğer dinlerin ibadethanelerine yönelik eylemler akılalmaz boyutlara ulaşmıştır.

DEAŞ benzeri bir fanatizmin Avrupa toplumlarını günbegün zehirlediğini görüyoruz. İsviçre'de Kur'an yakılması, Norveç'te yırtılması... Bunlar kutsallarımıza saldırılardan yalnızca birkaç tanesidir.

Batı dünyası kanser hücresi gibi büyüyen bu tehdit ile yüzleşme cesareti gösterememesidir. Müslümanlara yönelik saldırılar fikir özgürlüğü gibi gösteriliyor. Bu en tehlikelisi...

Irkçılık ve İslam düşmanlığı ile yüzleşmek yerine kaçanlar en büyük kötülüğü kendi toplumlarına yapıyorlar. Yarın bunlar daha büyük felaket olarak karşılarına çıkacaktır.

MACRON'A ÇOK SERT TEPKİ: HADSİZLİKTİR, EDEPSİZLİKTİR, PROVOKASYONDUR

Müslümanlara saldırmak Avrupalı siyasetçilerin başarısızlıklarını perdelemek için kullandıkları en önemli araçlardan biri haline gelmiştir. Bu ucuz politikaya kimi başbakan ve cumhurbaşkanları da tevessül ediyor. İslam'ı hedef göstererek kifayetsizliklerini örtmeye çalışıyor. Son isim Macron olmuştur. "İslam krizde" açıklaması saygısızlıktan öte açık bir provokasyondur. İslam'ın yapılandırılmasından bahsetmesi ise, hadsizliktir, edepsizliktir.

Etiketler :