• BIST
    1320.98
  • Dolar
    8,0069
  • Euro
    9,5259
  • Altın
    464,8660
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA
24 Ocak 2018 Çarşamba 17:06:00 - Güncelleme:24 Ocak 2018 Çarşamba 18:47:00

Tillerson: Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemeyiz

ABD Dışişleri Bakanı Tillerson, mevkidaşı Çavuşoğlu’nun PKK/YPG tepkisi üzerine “Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemeyiz" dedi.

24 TV'den Melik Yiğitel'in haberine göre; Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, ABD’li mevkidaşı Rex Tillerson’a Türkiye’nin ABD-YPG işbirliğine yönelik tepkilerini dile getirdiğini, Tillerson’un da “Türkiye ile karşı karşıya gelmek istemeyiz” dediğini açıkladı.

Çavuşoğlu, Fransa’da düzenlenen ‘Kimyasal Silah Kullanımının Cezasız Kalmaması İçin Uluslararası Ortaklık’ toplantısından dönüşünde uçakta gazetecilerin sorularını cevapladı.

Toplantıda ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’la bir araya geldiğini hatırlatan Çavuşoğlu, görüşmesini şöyle anlattı:

Bize atılan roketler ABD malı: İyi geçti görüşme. Tüm düşüncelerimizi sakin ve kararlı bir şekilde söyledim. Birincisi Zeytin Dalı operasyonu ile ilgili. ‘Bize gelen roketleri gördün değil mi’ dedim. “Evet gördüm” dedi. “Bunların çoğu sizin verdiğiniz silahlar” dedim. O “Tam net değil, onlara her yerden silah geliyor” dedi. Ben de “Haklı olabilirsin, (örgütler) birbirlerinden de çok silahlar alıyorlar ama bizim elimizde deliller var, sizin verdiğiniz silahlar. Öbür taraftan da buraya geliyor” dedim.

 YPG’ye söz vermedik: Sonra “YPG’lilere ayrı bir siyasi oluşum dedikoduları dolaşıyor” dedim. “Böyle bir şey kesinlikle doğru değil, YPG'ye ayrı bir siyasi oluşum sözü vermedik. Kesinlikle böyle bir şey gündeme de gelmedi, buna karşıyız” dedi.

Karşı karşıya gelmek istemeyiz: Tillerson birkaç defa “Biz Türkiye ile karşı karşıya ile gelmek istemeyiz” dedi. Bunu iki defa söyledi. Ben de “Biz de ABD ile karşı karşıya gelmek istemeyiz ama YPG'den bize karşı tehdit nereden olursa olsun, Fırat'ın doğusu batısı fark etmez, gerekli müdahaleleri yapmak zorundayız. Bu bizim için hayati mesele” dedim, net.

Şunu da hatırlattım; “Sizin attığınız bu adımlar Suriye'nin geleceğini de riske atıyor. Bu terör örgütleri burada olduğu sürece DEAŞ ile mücadele bitmez, onların istediği ortam devam eder."

Suriye'nin geleceğinde yer alacak olanlar ayrı bir silahlı grup olmayacak, terör bağlantısı olmayacak, Suriye'nin bütünlüğünü kabul edecek. Aksi halde, Suriye’de hangi yönetim gelirse gelsin bunlarla savaşacak. Bir rejim kendi toprağını gönüllü verir mi?

 Başkan görüşmek istiyor: Tillerson bunun üzerine, “Başkan (Donald Trump) görüşmek istiyor, yarın (bugün) saat 20.30 gibi olabilir mi” dedi. Ben de ileteceğimi söyledim. Görüşme olacak, ayarlama yapacağız. Liderlerin görüşmesi üzerinde tahmin yapmam. Çünkü ABD'de şu anda tahmin yapmak sağlıklı değil. Trump başka bir şey söylüyor, Pentagon başka bir şey söylüyor.

 Güven bunalımı var, somut adım atın: Ayrıca, “Şu andaki en büyük problem güven bunalımı” dedim. “Bize bir sürü söz verildi. Birçoğu da sizden önceki yönetim tarafından verildi. Ama aynı askerler duruyor, CENTCOM aynı, Dunford (ABD Genelkurmay Başkanı Joseph Dunford) aynı, hepsi…” Diğer isimlere girmedim ama Dunford'a girdim. “Sizin Genelkurmay Başkanınız aynı. Bize söz verildi, Rakka'da söz verildi... Bugüne kadar bize verilen hiçbir söz tutulmadı. PKK'ya karşı somut şey görmek istiyoruz artık” dedim.

YPG'ye verilen desteğe son verilmesi, Suriye'nin geleceği için birlikte adım atılması, Türkiye'ye PKK ile mücadele konusunda somut destek verilmesi gibi.

 Başkanlar bir araya gelsin: Tillerson da “Bizim arkadaşlar da zaten Ankara'da. Orada somutlaşırsa ne yapabiliriz onları konuşalım” dedi. “Bizim halkımızın da güveni yok ve ABD karşıtlığı had safhada. Bizim öncelikle bu güvenirliği test etmemiz lazım. Bunun için de bizim rahatsız olduğumuz durumların ortadan kalkması lazım. Aksi takdirde bu ilişkileri biz kaybederiz. Senin ve benim görevim bu ilişkileri düzeltmek” dedim. “Katılıyorum, doğru söylüyorsun” dedi. “Telefon görüşmesi yetmez, oturup başkanların bir araya gelmesi lazım, bizlerin daha sık bir araya gelmemiz lazım” dedim.

 ‘Güvenli bölge’den kastınız ne?: “Güvenli bölgeden neyi kast ediyorsunuz?” diye sordum. “Türkiye ile çalışabiliriz” dedi. “Afrin'i mi kast ediyorsunuz” dedim. “Hayır Afrin değil. Sizin endişeleriniz var. Size roketler geliyor. Baştan sona bir güvenli hat olsun ki size terör saldırısı gelmesin. Bizim demek istediğimiz budur. Biz önceden 10 kilometre bir hat düşünüyorduk. Şimdi 30 kilometre öngörüyoruz, ancak bu sizin durumunuzu karşılar” dedi.

Suriye sınırından 30 kilometre içeride kullanılmayan alan gibi bir şey, güvenli bölge gibi bir şey. Ben de, “Teknik arkadaşlar bunu tekrar bir konuşsun, sizin tam ne demek istediğinizi bir görelim” dedim

 Afrin operasyonu kabullenildi: Tillerson Afrin hakkında çok soru sormadı. Kabullenmişler. Pentagon da açıklamış ‘YPG Afrin'e geçerse desteği çekeriz’ diye. Herkes bu operasyonu satın aldı (kabullendi). Şimdi insani boyutu falan ile ilgileniyorlar. “Ne kadar süreceğini bilmiyoruz, hava durumları da var. Bir hafta, on beş gün içinde tablo ortaya çıkar” dedik. YPG'lilerin sivilleri canlı kalkan olarak kullanmaya çalıştıklarını da söyledik.

ABD ciddiyetimizi anladı: Tillerson’la daha önce Kanada’daki görüşmemizde (YPG'den ordu kurma açıklamasıyla ilgili) verdiğimiz mesajlar, ilişkilerin kopacağı algısı üzerine bence ABD işin ciddiyetini biraz anlamış durumda. Zaten bu kendisinin söylemlerine de yansıdı.

Çavuşoğlu: Bize gelen roketleri gördün değil mi?

Tillerson: Evet gördüm. 

Çavuşoğlu: Bunların çoğu sizin verdiğiniz silahlar.

Tillerson: Tam net değil, onlara her yerden silah geliyor. 

Çavuşoğlu: Elimizde deliller var, sizin verdiğiniz silahlar.

Tillerson: Biz Türkiye ile karşı karşıya ile gelmek istemeyiz. 

Çavuşoğlu: Biz de ABD ile karşı karşıya gelmek istemeyiz ama YPG'den bize karşı tehdit nereden olursa olsun, Fırat'ın doğusu batısı fark etmez, gerekli müdahaleleri yaparız. Attığınız adımlar Suriye'nin geleceğini de riske atıyor. Bu terör örgütleri burada olduğu sürece DEAŞ ile mücadele bitmez, onların istediği ortam devam eder. Suriye'nin geleceğinde yer alacak olanlar ayrı bir silahlı grup olmayacak, terör bağlantısı olmayacak, Suriye'nin bütünlüğünü kabul edecek. Aksi halde, Suriye’de hangi yönetim gelirse gelsin bunlarla savaşacak. Bir rejim kendi toprağını gönüllü verir mi?

Çavuşoğlu: Şu andaki en büyük problem güven bunalımı. Bize bir sürü söz verildi. Ama Genelkurmay Başkanınız aynı, CENTCOM aynı… Hiçbir söz tutulmadı. PKK'ya karşı somut şey görmek istiyoruz artık.

Tillerson: Başkan (Donald Trump) görüşmek istiyor, yarın (bugün) 20.30 gibi olabilir mi. 

Çavuşoğlu: İletirim, okey verirlerse ayarlama yapacağız.Telefon görüşmesi yetmez, oturup başkanların bir araya gelmesi lazım.

Çavuşoğlu: Güvenli bölgeden neyi kast ediyorsunuz, Afrin'imi?

Tillerson: Hayır Afrin değil. Sizin endişeleriniz var. Size roketler geliyor. Baştan sona bir güvenli hat olsun ki size terör saldırısı gelmesin. 30 kilometre derinliğinde bir hat sizin durumunuzu karşılar.

Çavuşoğlu: Teknik arkadaşlar bunu tekrar bir konuşsun, sizin tam ne demek istediğinizi bir görelim.

BAKANIN ELÇİLİKTEN HABERİ YOK!

ABD’nin Türkiye’ye vize kısıtlamasının çok gereksiz bir hareket olduğunu kendileri de fark ettiler. İlginç bir şey; Kanada’da Tillerson’a “Durup dururken bir de seyahat uyarısı yaptınız, biz de sizi cevap vermek zorunda kaldık” dedim. Ne onun ne de yardımcısının haberi var! “Haberimiz yok, bakalım” dediler. Sonra dediler ki, “Daha önce bir uyarı varmış, sistem yenilendiği için program tekrar oraya konulduğu için...” Ben de “Öyle değil, yeni unsurlar var” dedim. Bizde her şey bakanın bilgisi dahilinde olur. Tillerson'un orada samimi olduğuna inandım. Tillerson numara çeken bir adam değil, düz bir adam. Birileri ilişkileri bozuyor. Maalesef misyonlar da (elçilikler) yapıcı olmak yerine bazen farklı davranabiliyor.

VİZESİZ AB İÇİN UMUTLUYUM

Türkiye’nin önerisini 4 bakanlık olarak hazırladık, Başbakan’a sunduk. Şimdi Cumhurbaşkanımız’a sunacağız. Meclis'e getirilecek maddeler var, siyasi partiler kanunu vs hepsi içinde... Terörle mücadeleyi zafiyete düşürmeden… AB'ye söylüyoruz, ‘bize bu konuda ısrarcı olmayın, sizdeki saldırılardan sonra getirdiğiniz yasalar bizdekilerin on katı ağır’ diye. Göndereceğiz, ondan sonra tekrar müzakere edeceğiz. Altı ay önce sorulsaydı ‘umutlu değilim’ derdim ama şu anda AB'de Türkiye'yi kaybetme kaygısı var. Oralardaki seçimler bittikten sonra biraz daha uyumlular. Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi var. O iki tarafın da yararına. Hatta AB üyesi ülkelerin yarısından fazlasının daha çok yararına.