0530 708 54 54
0530 708 54 54
27 Temmuz 2022 Çarşamba 14:05:00 - Güncelleme:27 Temmuz 2022 Çarşamba 14:05:00

Tunus'ta anayasa referandumu demokrasinin kaderini belirleyebilir mi?

Kaynak: AA

ABONE OL

Tunus'ta Cumhurbaşkanı Kays Said'in 25 Temmuz'da yürütme ve yasama yetkilerini tek elde toplamasının yıl dönümünde, ülkedeki fiili durumu meşru zemine taşıyacak bir referandum düzenlendi. Cumhurbaşkanı Said, muhalefetin "anayasal darbe" olarak nitelendirdiği "olağanüstü kararlar" yoluyla ülkeyi bir yıldır neredeyse tek başına yönetiyor. Said, referandumdan güçlenerek çıkmayı hedeflerken, muhalifler ise aldıkları boykot kararıyla Said'in ve referandumun meşruiyetini sarsmak istiyor.

Tunus'ta siyasetin son bir yılına damga vuran Cumhurbaşkanı Said'in belirleyici olduğu yeni anayasa taslağına siyasi partilerden Halkın Gücü Partisi, Tunus İçin Koalisyon Partisi ve İleri Tunus Partisi destek verirken, Afak Tunus Partisi ve Cumhuriyet Halk Birliği Partisi referandumda "hayır" kampanyası yürütüyor. Tunus'un en önemli siyasi partileri ise gerek referandum sürecinin meşruiyetine yönelik tepkileri, gerek sandıkta bir hezimet yaşamamak için referandumu boykot ediyor.

Cumhurbaşkanı Said'in yasama ve yürütme güçlerini ele geçirmesinden bu yana, ülkedeki siyasal sistemin nereye evirileceği konusunda bir belirsizlik hakim

Kararlara ilk günden itibaren karşı çıkan Raşid el-Gannuşi'nin liderliğindeki Nahda Hareketi ve eski Cumhurbaşkanı Munsif el-Merzuki'nin yanı sıra Tunus'un Kalbi, Onur Koalisyonu, Tunus İrade Hareketi ve Emel Partisi gibi birçok parti ve siyasi blok, oylamanın ve sonuçlarının hukuki olmadığı görüşüyle referandumu boykot ediyor. Referandum sürecinde gösterici sayısı ve çeşitliği bakımından protestoların arttığı düşünüldüğünde, Tunus'ta anayasa referandumunun protestoların gölgesinde yapıldığı söylenebilir.

Cumhurbaşkanı Said'in bu süreçteki en önemli avantajını parçalanmış muhalefetin sınırlı etkisi ve halkın siyasi belirsizliğe yönelik bıkkınlığı oluşturuyor. Demokrasi ve insan haklarına ilişkin eleştiriler Said karşıtlarının en önemli söylemleri olarak öne çıkarken, Tunus halkının istihdam temelli ekonomik sıkıntılarının çözümünde ciddi bir mesafe kat edilememesi ise Said'e karşı yöneltilen eleştiriler arasında.

Said'in halk nezdinde nispeten azaldığı söylenen popülaritesine rağmen, kendisine destek veren halk kitlesiyle birlikte bürokrasinin ve bir kısım siyasetçilerin desteğinin referandumun sonucunu belirlemesi bekleniyor. Referandumu boykot eden muhalefet ise bu oylamanın sonuçlarından ziyade, katılım oranını düşürmek suretiyle 25 Temmuz'dan bu yana Said yönetiminin ve aldığı tüm kararların meşruiyetini tartışmaya açmak istiyor.

Halk desteğini sivil ve silahlı bürokrasinin itaatiyle pekiştiren Said, henüz kararlarına ve iktidarına karşı ciddi bir direnişle karşılaşmadı

Referandumun henüz resmi olmayan sonuçları bu minvalde çok şey anlatıyor. Buna göre yeni anayasa yüzde 94,6 oranında kabul görürken, katılımın sadece yüzde 27,54'te kalması Said'e yönelik tepkinin boyutunu gösteriyor. Bu sonuçlar anayasanın kabulünü ezici bir çoğunlukla sağlamakla birlikte, katılımın bu denli düşük olması Said yönetimini karşı tepkilerin büyümesine yol açabilir.

"Olağanüstü kararlar" ya da "darbe"

Bağımsız bir aday olarak 2019'daki cumhurbaşkanlığı seçimlerini yüzde 72'nin üzerinde bir oranla kazanan Kays Said, Tunus halkının devrimden bu yana kahir ekseriyetinin ittifakıyla seçilen tek lider oldu. Seçimlerin kendisine kazandırdığı meşruiyetten yararlanan Said, anayasa hukukçusu kimliği ve tarafsız görünümüyle siyaseten üst bir konuma erişti. Ülkede 2019 seçimlerinden sonra zorlukla kurulabilen İlyas el-Fahfah ve Hişam el-Meşişi hükümetleri, koalisyon krizleri ve yolsuzluk iddialarıyla yıprandı. Bunun yanı sıra 2021'de halk ayaklanmasına varan protestolar, Said'in müdahalesinin yolunu açmış oldu.

Anayasanın 80. Maddesine dayanarak, 25 Temmuz 2021'de meclisin faaliyetlerini askıya alan ve hükümeti fesheden Said, yasama ve yürütme erklerinin kontrolünü elinde bulunduruyor. Said'in Tunus siyasetinde oluşturduğu bu fiili durum, siyasi istikrarsızlık ve ekonomik sıkıntılardan bunalan Tunus halkından önemli ölçüde destek buluyor. Said'in konuşmalarındaki vatan vurgusu, hiçbir siyasi partiye bağlı olmaması ve yolsuzlukla mücadele mesajları takdir toplarken, siyasi aktörlere yönelik "virüs" ve "mikrop" gibi ifadeler kullanması Kovid-19 salgınının ötesinde şeytanlaştırmaya yönelik manalar içeriyor.

Cumhurbaşkanı Said'in kurtarıcı rolü üstlendiği ülkede, anayasa referandumu ve seçimler yoluyla dönüşen rejim, Tunusluların taleplerini karşılama kapasitesi ölçüsünde kalıcı olacak

Cumhurbaşkanı Said'in meclisi ve hükümeti rafa kaldırmasının ardından siyasetçiler ve sivil toplumun önemli bir kısmı ise haftalık gösteriler yaparak kararları protesto ediyor. Nahda Hareketi'nin başat bir rol üstlenmesiyle gösteriler güç bulurken; ülkedeki İslamcı karşıtlığı, protestoların etkisini ve katılımı sınırlandırıyor. Tunus'ta 2011 sonrası demokratikleşme döneminin yıldızları olan Nahda lideri Raşid el-Gannuşi ve eski Cumhurbaşkanı Merzuki, Said'in kararlarını ilk günden "darbe" olarak nitelendirerek en üst düzeyde tepki veren ve bu nedenle rejimin baskısını en çok üzerlerinde hisseden isimler arasında yer alıyor.

Said'in bir yılı ve halkın beklentileri

Cumhurbaşkanı Said'in yasama ve yürütme güçlerini ele geçirmesinden bu yana, ülkedeki siyasal sistemin nereye evirileceği konusunda bir belirsizlik hakim. Kararlardan yaklaşık 6 ay sonra yol haritasını açıklayan Said'in, 25 Temmuz'un yıl dönümünde yeni anayasa referandumu ve 17 Aralık'ta erken seçim kararı alarak ülkedeki kontrolüne hukuki bir statü kazandırmak ve seçimlerden de güçlenerek çıkmak arayışında olduğu görülüyor.

Tunus'ta her hafta Said'in kararlarını "darbe" olarak nitelendiren ve acilen demokratik siyasete geri dönülmesini isteyen gösteriler düzenleniyor. Protestolarda göstericilerin sayısının giderek artmasına rağmen bir araya gelemeyen siyasi partiler, Said'in kararlarına karşı ortak bir tavır alamıyor. Halk desteğini sivil ve silahlı bürokrasinin itaatiyle pekiştiren Said ise henüz kararlarına ve iktidarına karşı ciddi bir direnişle karşılaşmadı.

Said'in 7 Şubat'ta ülkedeki Yüksek Yargı Konseyi'ni feshetme kararı ise yargıya müdahale eleştirilerini beraberinde getirirken, hakimler ve avukatların önemli bir kısmı bu kararların "bağımsız yargıya müdahale" olduğu görüşünde. Kararnameyle 57 hakimin görevden alınması üzerine, 6 Haziran'da genel greve giden hakimlerin bir kısmı protestolarını halen sürdürüyor.

Said'in Bağımsız Yüksek Seçim Kurulu kanununu tüm üyelerini kendisinin atayacağı şekilde değiştirmesi ve sonrasında kurulun tüm üyelerini kendisinin ataması bu dönemde tepki çeken gelişmeler arasında bulunuyor. Ayrıca bu durum, siyasi partilerin referanduma güvenini sarsarak boykot kararı almasında etkili faktörler arasında sayılabilir. Said'in referandum gününde seçim yasası değişikliğini açıklaması ise siyasi partilerin genel seçimlere ilişkin kaygılarını artırmış durumda.

Tartışmalı yeni anayasa

Tunus'un demokratikleşme sürecinde hayata geçen yarı başkanlık sisteminin öngörüldüğü 2014 anayasasına karşılık, 142 maddelik yeni anayasa önerisinde cumhurbaşkanına yürütme ve yasamanın yanı sıra yargıda da yetkiler tanınıyor.

Anlaşmalar yapma, bütçe oluşturma, bakanları ve yargıçları atama yetkisinin cumhurbaşkanına tanındığı yeni anayasada; cumhurbaşkanının yargılanması ve görevden alınmasına ilişkin bir madde bulunmuyor. Başbakan ve bakanları atayarak hükümeti kurma görevi cumhurbaşkanına verilirken, cumhurbaşkanının feshetme yetkisinin bulunduğu meclisin üçte ikisinin oyu hükümeti düşürebiliyor.

2014 anayasasıyla karşılaştırıldığında, yasama gücünün temerküz ettiği ve hükümeti belirleme yetkisine sahip meclisin, gücünü büyük oranda kaybederek bir nevi denetleyici konumuna gelmesi öngörülüyor. Cumhurbaşkanına bağlı ve sorumlu hükümetlerin istikrarı düşünülmekle birlikte, meclisin sistemin içerisindeki rolü önemli ölçüde daraltılıyor.

Yeni anayasa taslağının oluşturulma sürecinde, "ulusal diyalog" görüşmelerini önde gelen siyasi partilerin yanı sıra ülkenin önemli sivil toplum kuruluşu Tunus Genel İşçi Sendikasının da boykot etmesiyle yeni anayasanın meşruiyeti de sorgulanıyor. Tunus'ta anayasa taslağının hazırlanmasından sorumlu Yeni Cumhuriyet İçin İstişare Komitesi Başkanı Sadık Beliyd'in Said'e sunduğu taslağın Resmi Gazete'de yayımlanan öneriyle ilgisi olmadığını açıklaması ve "utanç verici bir diktatörlük rejiminin yolunu açtığı" yönündeki ifadeleri tartışmaların içeriden de sürdüğünü gösteriyor.

"Ekmek, onur ve özgürlük" talepleriyle 2011'de eski rejimi deviren Tunuslular, iki sistemden hangisinin bu talepleri karşılayacağı konusunda zorlu bir sınav veriyor. Referanduma protestoların gölgesinde giren Tunus'ta, oylamanın bitmesiyle Said ve destekçilerinin sevinç gösterisi düzenlemesi ülke siyasetinin arada kalmışlığını gösteriyor.

Siyasi istikrarsızlık ve siyasi aktörlere güvensizlik ortamı içerisinde Cumhurbaşkanı Said'in bir kurtarıcı rolünü üstlendiği ülkede, anayasa referandumu ve seçimler yoluyla dönüşen rejimin Tunusluların taleplerini karşılama kapasitesi ölçüsünde kalıcı olacağı öngörülebilir. Yeni anayasayla Said iktidarına hukuki bir altyapı sağlamış olsa da referanduma katılım oranın ve oylamanın güvenilirliğinin yeni tartışmaları beraberinde getirmesi bekleniyor.

Etiketler : Tunus Cumhurbaşkanı Said Halkın Gücü Partis
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca hazırlanan aydınlatma metnimizi okumak için buraya, mevzuata uygun çerez politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya, gizlilik politikamızla ilgili detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz.
closeX
<<<<<<< Updated upstream ======= >>>>>>> Stashed changes