• Bist 100
    92.249
  • Dolar
    5,8763
  • Euro
    6,5978
  • Altın
    253,0909
İstanbul
23 / 31
0530 708 54 54
0530 708 54 54
SON DAKİKA
23 Mayıs 2019 07:45 | Perşembe

Kıran’dan ABD’nin S-400 konusunda Türkiye’ye süre verdiği iddiasına yalanlama

Dışişleri Bakan Yardımcısı Kıran, ABD’nin S-400 sistemlerinin alımı ile ilgili Türkiye’ye haziranın başına kadar süre tanıdığı iddialarına ilişkin, Bize resmi olarak böyle bir şeyin intikal etmesi söz konusu değil. dedi.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, ABD’nin S-400 sistemlerinin alımı ile ilgili Türkiye’ye haziranın başına kadar süre tanıdığı iddialarına ilişkin, “Bize resmi olarak böyle bir şeyin intikal etmesi söz konusu değil.” dedi.

Bakan Yardımcısı Kıran, Altınbaş Üniversitesi Rektörü, Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çağrı Erhan ve CNN Türk Genel Müdürü Bora Bayraktar ile ABD temaslarını değerlendirmek üzere Türk basın mensupları ile bir araya geldi.

Amerikan Kongresinde Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının organize ettiği kapsamlı etkinlikte Türk-Amerikan ilişkilerini derinlikli olarak ele aldıklarını kaydeden Kıran, “Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğine olan inancımızı anlattık.” dedi.

Yavuz Selim Kıran, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın iki ülke arasındaki stratejik ilişkinin geleceğine yönelik ortak bir kararlılığa sahip olduğunu belirterek, iki liderin ülkeler arasındaki 22 milyar dolarlık ticaret hacmini 75 milyar dolara çıkarmayı hedeflemelerinin de Türk-Amerikan ilişkilerinin geleceğine olan inancın bir yansıması olduğunu değerlendirdi.

ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesinde Türkiye’nin S-400 alımına karşı sunulan ve bugün geçen karar tasarısını değerlendiren Kıran, “Bugün Kongre’de kabul edilen karar tasarısı ile birlikte, Amerika’da S-400 hava savunma sisteminin farklı bir mecrada tartışıldığını üzülerek gözlemliyoruz.” dedi.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Kıran, ABD temasları kapsamında görüştükleri 6 kongre üyesine Türkiye’nin S-400 alımındaki maslahatlarını, ABD’nin Türkiye’nin hava savunma ihtiyacına yanıt vermediğini, bu alımın iki ülke stratejik ilişkilerini etkilemeyeceğini ve S-400 alım sürecinin arka planını anlattıklarını ifade ederek, "Tüm bu arka plan çerçevesinde senatörlerin ve kongre üyelerinin zaman zaman şaşırdığına da şahit olduk ve bu arka plana vakıf olmadıklarını gördük." diye konuştu.

Türkiye’nin S-400 konusunda ABD’nin hassasiyetlerini de dikkate aldığını dile getiren Bakan Yardımcısı Kıran, ABD yönetiminin Türkiye’nin S-400 konusunda teknik çalışma grubu kurulması teklifine henüz yanıt vermediğini kaydetti.

Teknik çalışma grubuna ilişkin Kıran, “Bunun Amerika’nın kaygılarını gidermesi noktasında, S-400 sisteminin F-35’in varlığına tehlike yaratacağına ilişkin tartışmaları anlamsız kılacağına biz eminiz ve bu konuda her türlü diplomasi ve diyaloğa açığız.” ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması
Yavuz Selim Kıran, "Türkiye'nin F-35 programından çıkarılması durumunda nasıl bir yol izleyeceğine" ilişkin bir soruya cevap verdi. Türkiye'nin varsayımlarla hareket etmeyeceğini ve program içinde aktif çalışmalarına devam ettiğini belirten Kıran, şunları söyledi:

"Şu anda F-35'ler ile ilgili herhangi bir aksama söz konusu değil. Pilotlarımız da ABD'de bunun eğitimini almaya devam ediyorlar. Biz açıkçası bunu elma ile armut’u karıştırmak olarak görüyoruz. Zaten şu an askeri teçhizat anlamında devam eden birtakım kısıtlamalar da varken bunun mantıkla bağdaşan bir yönü yok. F-35 programı son derece kapsamlı ve üzerinde mutabık kalınmış bir anlaşmadır. Bu anlaşma, hukuka sadık olan her ülkenin dikkat etmesi gereken bir konudur."

Kıran, S-400 konusunun "ABD'nin Düşmanlarına Yaptırımla Karşı Koyma Yasası (CAATSA)" çerçevesinde tartışılmasına da şiddetle karşı olduklarını vurgulayarak, S-400 anlaşmasının çok daha önce yapıldığını ve yaptırım programına dahil edilmesinin kabul edilemez olduğunu belirtti.

ABD'de yaşayan Türk toplumu üyeleri ile de bir araya geldiklerini anlatan Kıran, ABD’deki Türk toplumunun da Amerika’da yaşanan tartışmaları kaygıyla izlediğini gördüklerini ifade etti.

Bakan Yardımcısı Kıran, "Türk-Amerikan ilişkileri böylesine mesnetsiz, temeli olmayan tartışmalarla gölgelenecek kadar zayıf bir ilişkiler manzumesine sahip değil. Köklü bir ilişkimiz var. Geçmişte de birçok sınama yaşadık ve hepsini başarıyla atlattık. Bunları atlamamızın bir sebebi de Türk-Amerikan işbirliğinin güçlü bir gelenekten güçlü bir kökten gelmesidir.” diye konuştu.

ABD ile Türkiye arasındaki köklü ilişkinin, bugünkü sınamaları da aşmaya katkı sağlayacağını belirten Kıran, ABD’nin S-400 kaygısının yersiz olduğunun anlaşılacağını, terör örgütü FETÖ konusunda Türkiye’nin hassasiyetinin anlaşılacağını ve ABD’nin YPG/PKK’yı desteklemeyi durduracağını beklediklerini söyledi.

"Resmi anlamda böyle bir şeyin intikal etmesi söz konusu değil"
Yavuz Selim Kıran, Amerikan medyasında yer alan, "ABD’nin Türkiye’ye S-400 alımı konusunda haziranın başına kadar karar vermesi için süre verdiği" iddialarına ilişkin bir soruya yanıt verirken, “Bize resmi anlamda böyle bir şeyin intikal etmesi söz konusu değil. ABD Patriotlarla ilgili mart ayında bizi tatmin etmeyen daha önceki tekliflerini güncellemişti. Esasen burada kastedilen şeyin de bu olduğunu düşünüyoruz." ifadesini kullandı.

Türkiye’nin S-400 konusunda halen aynı noktada olduğunu belirten Kıran, S-400 konusunun artık tamamlanmış bir anlaşma olduğunu ve S-400’lerle ilgili uzmanların artık eğitimlerinin başladığını bildirdi.

ABD Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’nin "Türkiye’nin 30 kilometre derinliğinde Suriye’de bir güvenli bölge talebinde bulunduğunu ancak ABD’nin bunu henüz kabul etmediğine" ilişkin açıklamasına da değinen Bakan Yardımcısı Kıran, “Şu an askeri yetkililerimiz bu konuyu müzakere ediyorlar ancak 20 mil (32 km) bizim için üzerinde tartışma olmayan bir konu. Bizim mutabık kaldığımız bir konu. Hatta bunun dahi zamanla yetersiz olacağını söyleyebiliriz ama başlangıç olarak bu 20 milde iki ülkenin mutabık kaldığını söyleyebiliriz.” dedi.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Kıran, YPG/PKK’nın temizlenmesi açısından güvenli bölgenin kurulmasının önemli olduğuna işaret ederek, YPG/PKK’nın sadece Türkiye’ye değil aynı zamanda ABD’ye, Kürt halkına, Suriye’nin bütünlüğüne de tehdit olduğunu vurguladı.

(AA)